Al İdlib'in kuzeyini, ver Fırat'ın doğusunu

A+A-
Cahit Armağan DİLEK

Türkiye'nin Suriye politikasının ABD ile Rusya arasına sıkışıp kaldığını 2015'den yana söyleyip yazıyoruz. Bu durumu mavi boncuk politikası olarak adlandırmıştım.

Ama iki süper gücü idare edip Suriye'de belli hareket serbestisi elde etme adına dağıtılan mavi boncukların da bittiği bir ana gelindi.

Fırat'ın doğusunda ABD ile, batısında Rusya ile hareket etme taktiği artık yürümüyor. Güvenli bölge mutabakatıyla Fırat'ın doğusundaki durumla, Suriye ordusunun operasyonun yoğunlaşıp Türk askeri konvoyunun vurulması ve Türk sınırına yönelen sığınmacı dalgasıyla birlikte İdlib'teki durum birbiriyle doğrudan bağlantılı hale geldi.

Bu da ister istemez Türkiye için Suriye'de yolun sonu olabilecek bir karar anı olabilir.

İdlib'te Türk sınırında milyondan fazla sığınmacının yığılması, bunların yanında onbinlerce katil selefi terörist/silahlı grupların bulunduğu söyleyelim. Ve gözden kaçan bir tehdit konusunda uyaralım.

Astana sürecinde mutabık kalınan 4 çatışmasızlık bölgesi sırayla teröristlerden temizlenirken teröristlerin birinden diğerine geçmesine izin verildi. Ve sonunda hepsi dördüncü ve son bölge İdlib'te toplanmasına neden olundu. İşte o silahlı ve terörist gruplar, son Suriye operasyonlarından sonra İdlib'in kuzeyinde Halep-Lazkiye M4 karayoluyla Türk sınırı arasında sıkışıyor.

Türkiye Soçi Mutabakatıyla İdlib'te bu silahlı/terörist grupları silah bırakıp ılımlılaştırmak gibi imkansız bir görev üstlenmişti. Halbuki burada terörist grupları yönlendirenlerin yabancı savaşçılar denilen ve Suriye dışından gelenler olduğu dikkate alındığında, silah bırakıp topluma entegre olmaları gibi bir durum hiçbir zaman söz konusu olmayacağı hiç dikkate alınmamıştır.

Olacak olan bu taşeron teröristlerin sahiplerinin vereceği yeni görev alanlarına geçişi.

İşte tam da burada daha önce uyardığımız ama bir türlü dikkate alınmayan bir konuyu yeniden hatırlatalım. ABD istihbarat teşkilatının 2016 yıllık küresel tehdit raporunda El Kaide tehdidi değerlendirilirken bu örgütün dünyada dört ülkede hücre yapılanmalarının olduğu söyleniyordu. Bunlar; Afganistan, Pakistan, Suriye ve Türkiye. Diğer üç ülkede olan bitenleri biliyorsunuz. Türkiye'de ne olup bitiyor acaba?

O raporda tabi ki IŞİD tehdidi de inceleniyordu ve rapordaki haritada Türkiye hem IŞİD hem de El Kaide yapılanmasının bulunduğu ülke olarak işaretlenmişti. Yani yıllardır Türkiye'de selefi terör yapılanması var. Devlet bu işi ne kadar ciddiye alıyor caba?

Bir süredir, bu köşede de IŞİD 2.0 olarak dikkat çekmiştim, IŞİD'i yeni bir formatla yeniden ortaya çıkacağına ilişkin raporlar yayımlanıp duruyor. Suriye ve Irak'ta IŞİD'in kontrol ettiği toprak kalmamasına rağmen eski gücüne ulaşmasının ve yeni saldırılar başlatmasının zamanlama meselesi olduğu ifade ediliyor.

Bu durum Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna yönelik operasyon yapmaması için de bahane olarak ortaya konuyor.

İşte tam da burada İdlib kuzeyindeki, güvenli bölge konusu dikkat çekiyor.

Rusya Türkiye'nin sınır güvenliği kapsamında güvenli bölge oluşturmasının hakkı olduğunu söylüyor. Bunu söylerken hem İdlib'te M4 karayolunun kuzeyini kastediyor hem de Fırat'ın doğusundaki alanı vurguluyor.

Ama Rusya'nın mesajlarına bakılırsa Fırat'ın doğusundaki güvenli bölgenin ABD ile ortak değil Türkiye'nin tek başına yapması isteniyor. Yani ABD'ye rağmen ve ABD'ye karşı yapılması.

Tabi burada Rusya'nın hedefi ABD ile Türkiye'nin karşı karşıya gelmesi ve müttefiklik ilişkilerinin tamamen kopmasını sağlamak.

ABD ile sözde güvenli bölge mutabakatını ilk başlarda başarılı bir adım olarak yorumlayan Erdoğan'ın Putin ile görüşmesi sonrasında, mutabakat iyi gitmiyor, 2-3 hafta sonra Türkiye'nin kontrol edeceği güvenli bölge tesisi için tek başımıza operasyon yapacağız çıkışını Putin teşvikiyle yapılmış olacağını söylersek abartmış olmayız.

Benzer şekilde nükleer silaha sahip olma çıkışının da yine Putin ile görüşmeden sonra gelmesi çok manidardır. Yani dikkat birileri gaz veriyor olabilir, gaza gelmeyelim!

Buna karşılık ABD de İdlib'te azılı El Kaide gruplarının lider kadrosunun toplantısını vurarak Türkiye'nin ikna çabalarına direnen grupları dizginleyip Türkiye'nin Putin'in de sıcak baktığı İdlib kuzeyinde oluşturacağı güvenli bölgenin oluşumunun önünü açıyor, Türkiye'nin kontrol edebileceği bir alana destek veriyor.

Tabi ABD'nin bundan beklentisi veya perde gerisinden talebi Türkiye'nin de Fırat doğusundaki ABD güvenli bölgesini (PKK devletçiğini) görmezden gelip 5-6 km.lik tampon bölgeye razı olması.

İşte Türkiye'nin açmazı bu. Bu durum biline biline havadan-karadan başlatılan TV'lerde parlatılan devriyeler sadece ABD'nin planlarına hizmet eder.

Dedik ya Türkiye mavi boncukları bitirdi. Şimdi hem Rusya hem ABD Türkiye'yi Suriye'den kovuyorlar. Kovdukları gibi oluşan bu güvenli bölgelerle Suriye bölünüyor.

Ayrıca İdlib kuzeyinde sıkışan El Kaide ve yeni formatla ortaya sürülen IŞİD gibi selefi terör örgütleri yeni görev bölgeleri olarak Türkiye'ye yönlendiriliyor.

EOKA-ASALA-PKK derken şimdi de selefi terör sıraya sokulmuş durumda. FETÖ'nün ur yapısının temizlenemediği gibi yeniden yayılıp genişleyerek sürekli tehdit hale geldiğini de not edelim.

 

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları