26 Eylül 2021 Pazar
İstanbul Hava durumu İstanbul 27°C
Doviz verileri
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
YAZARLAR
Servet AVCI
Servet AVCI

"Allah düşmanıma vermesin"

[email protected]
+
Aa
-
31 Temmuz 2021 Cumartesi

Herhangi bir mücadelede asıl önemli olan kazanmak veya kaybetmek değil ki... Önemli olan kazanırken 'adalet'le kazanmak, kaybederken de 'asalet'le kaybetmek... Mücadele ahlâkı, sonuçtan önce gelir ve kalıcı olan da odur…

Duruşu ve mücadele yönetimi dolayısıyla 'Düşmanın bile saygı duyacağı bir mücadele insanı' olabilmekten daha fazla hazzı, insana hangi galibiyet tattırabilir? İşte bunun için her alanda 'adalet, adalet, adalet' diyoruz...

Dolayısıyla bıkmadan usanmadan tekrar edeceğiz: "Allah'ım düşmanıma vermesin"… Böyle bir dua Türkçeden başka dillerde de var mı acaba? Bu dua, bir belâ veya felâketin büyüklüğünü tanımlamak için kullanılmış olabilir… Ama ondan daha önemlisi, bir acı veya felâketi 'düşmandan bile esirgeyen' adalet ve merhamet duygusunu, öfkeye sınır çizme çabasını anlatır…

Düşmanın da bir hukukunun olacağına dair güzel bir dua… Dünya, Cenevre Konvansiyonu'yla yaklaşık 70 yıl önce savaş ve düşman hukukuyla ilgili düzenlemelere gidebildi… Sözleşmeye imza koyan ülkeler, zaman zaman bu sözleşmeyi ihlâl etmiş olsalar da 'düşmanın da bir hukukunun olabileceğini ve ona sınırsızca muamele haklarının olmadığını, uymaları gereken kuralların bulunduğunu' kabul ettiler…

İslâm, çok daha önce 'düşmanın da hukukun varlığını' emretmişti… Bir topluluğa olan kinimiz bizleri onlar üzerinde zulme ve adaletsizliğe sevk edemezdi!..

***

Yakın tarihimize göz gezdirince ne kadar çok görüyoruz gücü ele geçirenlerin nasıl da adaletsizlik yaptıklarını… "Bize bir şey olmaz" duygusu ve gücün kıyamete kadar korunacağı zannı, ne büyük pervasızlıklara, ne büyük hukuk ihlallerine yol açtı…

12 Eylül öyleydi meselâ… Emir-komuta içinde çok büyük bir güçle hükmettiler… Terörden bunalmış olan halktan aldıkları büyük krediyi kendilerine korunaklı alanda tutacak baskıcı bir sistem inşasında kullandılar… Konsey üyeleri dünyayı terk ettiklerinde cenazelerine katılacak destekçi kalmamıştı…

1000 yıl sürecekti 28 Şubat!.. Güç ve kibir böyle konuşturuyordu sahiplerini… Sonra 1000 gün bile sürmedi… Yapanların çoğu sahip bile çıkamadı 28 Şubat'a…

Sonra 'Ne istediler de vermedik' döneminde cemaat yargısı aldı gücü eline… O gücün bir daha ellerinden gitmeyeceğine o kadar inanmışlardı ki, yapılan hukuksuzlukların gün gelip yakalarına yapışabileceğini zerre kadar hesaplamıyorlardı… Kolay değildi tabii, bütün bürokrasi diz çökmüştü önlerinde…

"Bize bir şey olmaz" havasında kendilerine dokunulmayacağına inanan şöhretli hâkim ve savcıların akıbeti ibret verici… Yıkılan yargı saltanatından sonra ya cezaevlerine düştüler ya da yurt dışına kaçmak mecburiyetinde kaldılar…

***

Bu kural hiç değişmeyecek… Kim gücüne güveniyorsa bilmeli ki devran dönüyor ve adaletsizlik kimsenin yanına kâr kalmıyor… Kamunun hangi biriminde olursa olsun "Bize bir şey olmaz" diyerek, arkalarındaki gücün kıyamete dek süreceğini zannedenleri, dün olduğu gibi bugün de yarın da hüsran bekliyor…

Onun için adalet, adalet, adalet… Düşmana bile adalet… Hukuka uygun davranmak yerine, ellerindeki yetkiyi siyasete göre şekillendirenler, o siyasetin bittiği gün sahipsiz kalacaklar -ve hatırlatalım- "Ben satıcı değildim, içiciydim" türünden savunmalar hiç kimseyi kurtaramayacak…

Yarın gelenler de bir öfke ve hınç duygusu içinde, adaletten uzaklaşıp, bugün adaletsizlik yapanların üzerine aynı metotla giderlerse, hiç şüphe yok ki aynı akıbet onları da yakalayacak…

'Rövanşlar ülkesi' olmaktan bizi kurtaracak tek çözüm 'hukuk ülkesi' olmak ve adaletin ayak izlerine basa basa ilerlemek… 'Düşmanlık, öfke, kamplaşma ve rövanş duygusu'nun bizi soktuğu kısır döngüden kurtulmak mecburiyetindeyiz…

'Adaletle hükmetmesi gerekenler' yarınları hesaplamak durumundalar… Hem kendi ikballeri, hem de ülke için… "Bize bir şey olmaz" tafrasıyla kendilerini asla dokunulmaz zannederek hüküm sürenlerin bugün ne hâlde olduklarını görmek, mutlaka ibret verici olmalı…

DİĞER YAZILARI
TÜM YAZILARI
DİĞER YAZARLAR
Muhatap
Muhatap
Ahmet B. ERCİLASUN
Muhatap
TBMM, bu sorunu nasıl çözer? 
TBMM, bu sorunu nasıl çözer? 
Arslan BULUT
TBMM, bu sorunu nasıl çözer? 
'İmralı'yla Ne'ye Gittim?'
'İmralı'yla Ne'ye Gittim?'
Arslan TEKİN
'İmralı'yla Ne'ye Gittim?'
28 Şubat'a içeriden bakış
28 Şubat'a içeriden bakış
Arslan TEKİN
28 Şubat'a içeriden bakış
Bilinçli kur tuzağı mı?
Bilinçli kur tuzağı mı?
Esfender KORKMAZ
Bilinçli kur tuzağı mı?
Gençleri sokakta bırakan plansızlık
Gençleri sokakta bırakan plansızlık
Fatma ÇELİK
Gençleri sokakta bırakan plansızlık
Aşıda kafalar karışık!
Aşıda kafalar karışık!
Gülay TUNÇEL
Aşıda kafalar karışık!
Terörün arkası, Erdoğan'ın resti!..
Terörün arkası, Erdoğan'ın resti!..
Mehmet FARAÇ
Terörün arkası, Erdoğan'ın resti!..
AKP-HDP ittifakı yakın...
AKP-HDP ittifakı yakın...
Mehmet FARAÇ
AKP-HDP ittifakı yakın...
Devletten beslenen dinci vakıf yurtları kamulaştırılsın!
Devletten beslenen dinci vakıf yurtları kamulaştırılsın!
Murat AĞIREL
Devletten beslenen dinci vakıf yurtları kamulaştırılsın!
''Bay Kemal!'' diye bağırıp suçlamak kolay ama...
''Bay Kemal!'' diye bağırıp suçlamak kolay ama...
Orhan UĞUROĞLU
''Bay Kemal!'' diye bağırıp suçlamak kolay ama...
MHP de AKP ile birlikte çöküyor
MHP de AKP ile birlikte çöküyor
Orhan UĞUROĞLU
MHP de AKP ile birlikte çöküyor
Cumhurbaşkanı haklı çıkacak!
Cumhurbaşkanı haklı çıkacak!
Remzi ÖZDEMİR
Cumhurbaşkanı haklı çıkacak!
Liyakat de hafıza gibi bir şey zahir…
Liyakat de hafıza gibi bir şey zahir…
Selcan T. HAMŞİOĞLU
Liyakat de hafıza gibi bir şey zahir…
Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş
Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş
Mehmet YARDIMCI
Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş
MHP misyonunu yitirmiştir...
MHP misyonunu yitirmiştir...
Yavuz Selim DEMİRAĞ
MHP misyonunu yitirmiştir...
Hugo'yu Uğurcan kurtardı…
Hugo'yu Uğurcan kurtardı…
Murat TAŞKIN
Hugo'yu Uğurcan kurtardı…