Ankara, keçileri nasıl kaçırdı?

Gazeteci Nasuh Bektaş, 1980’li yıllarda 4 milyon olan Ankara keçisi nüfusunun ilgisizlik nedeniyle 85 bine kadar düştüğüne, bunların da 22 bininin Kazakistan’a satılacağına dair bir mesaj yayınladı ve “Çünkü AKP her konuda olduğu gibi tiftik üretiminde de Türkiye bitsin istiyor.” ifadesini kullandı.

Konuyu “ekonomim” gazetesinde Yener Karadeniz, geniş olarak incelemiş... Haberin kaynağı da Yener Karadeniz’e konuşan, dünyanın en büyük ikinci tiftik üretim tesisi Ferla Mohair’in kurucularından Gülümser Yıldırım...

Gülümser Hanım, “Milyar dolar düzeyinde döviz girdisi sağlayacak tiftik keçisi üretiminde, dünyada bir numara iken keçilerin ilk kez Osmanlı döneminde Güney Afrika’ya satılması ve oradan da Arjantin ve ABD’ye yayılması ile üçüncü sıraya geriledik. 6 bin ton üretim 150 tonlara kadar düştü. Şimdi son kalan keçilerin 22 bini de Kazakistan’a satılıyor. Bu toplam keçi üretiminin yüzde 25’i demek... Bu toprakların, kültürün bir parçası olan Ankara keçisi üretiminde Güney Afrika ve Arjantin’in gerisinde iken şimdi bir de kendi ellerimizle Kazakistan gibi bir rakip yaratıyoruz. Bu şekilde devam ederse bu topraklardan doğan, Osmanlı’dan kalan borçların ödenmesini sağlayan 5 kalemden biri olan tiftik üretimi son bulacak” dedi.

***

Ankara Kültür ve Turizm Müdürlüğü verilerine göre “Birçok ülkede mohair diye adlandırılan tiftik, bütün dünyaya yurdumuzdan yayılan Ankara keçisinin ürünüdür. Bu nedenle; Tiftik Keçisi, dünya edebiyatında Ankara keçisi olarak tanınır. Ankara keçisi, 13. yüzyılda Hazar Denizi’nin doğusundan Anadolu’ya Türkler tarafından getirilmiştir. Orta Anadolu’nun kurak iklimi ve toprağı ile iyi bir şekilde bağdaşarak gelişen keçi, o zamandan beri bölgeye gelir getiren, seçkin bir hayvan olma özelliğini sürdürmektedir.”

***

Tarım ve Orman Dergisi’nde yayınlanan Dr. Muharrem Satılmış ve Dr. Ali Ayar’ın ortak makalesine göre “Bir step bölge hayvanı olan Ankara keçileri 800-1000 metre yüksekliklerde, -28 ile + 28 derecelerde, kuru ve az yağışlı iklimlerde yetiştirilebilen küçük cüsseli ve zarif hayvanlardır. Rutubetli ortamlarda, alçak arazilerde ve sıcak bölgelerde yaşayamazlar, böyle bölgelere uyum sağlamış olsalar bile tiftik özellikleri bozulmaktadır.

Zaman içerisinde Ankara keçileri değişik sebeplerle Anadolu’dan yurt dışına çıkarılmıştır. Resmî kayıtlara göre ilk kez Kanuni Sultan Süleyman 1541 yılında Ankara keçisini Roma-Germen İmparatoru V. Şarlken’e hediye etmiştir.

Balta Limanı Antlaşması’ndan sonra, 1839 yılında İngiliz Albay Henderson Ankara’dan seçtiği 12 baş damızlık Ankara keçisini Güney Afrika’da özel olarak kurulan İngiliz çiftliklerine götürmüştür. Güney Afrika’nın Cape bölgesine uyum sağlayan Ankara keçisi, yapılan bilinçli ıslah çalışmalarının ve yetiştirme tekniklerinin de etkisiyle kısa sürede gelişme göstermiştir. Bugün dünyada Ankara keçisi ve tiftik üretiminde Güney Afrika birinci sırada yer almaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu, 1881 yılında aldığı kararla Ankara keçisinin yurt dışına çıkarılışını tamamen yasaklamıştır.

Cumhuriyet döneminde 1930 yılında Türkiye Tiftik Cemiyeti tarafından Ankara Lalahan’da Ankara keçisi yetiştiriciliği ve tiftik ıslahı çalışmaları yapmak ve bölge yetiştiricilerinin damızlık teke ve keçi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla bir işletme kurulmuştur.”

***

Diğer taraftan, yıllar önce Ramazan Kıvrak, "Yörük Obalarımız" adlı kitabında Yörüklerin keçi beslemesine sınırlar ve engeller konulmasıyla ilgili olarak, "Araştırılırsa görülecektir ki Orman Bakanlığı kurulduğundan bugüne kadar ormanın olmadığı yerleri ağaçlandırması gerekirken ormanın gür olduğu yerlerde görev yapmış, ağaç dikmekten çok kesmiştir. Orman Bakanlığı, ormanları kendi elleriyle azaltmış; tahribatın sorumlusu olarak da Yörüklerin beslediği keçileri göstermiştir. Oysa keçi orman yakmaz, ağaç kesmez, tarla açmaz, villa yapmaz, maden arıyorum diye ormanı yok etmez.” diye yazmıştı. Esasen, ormanı yok etmekle suçlanan keçiler, tam aksine, yediği tohumları etrafa saçarak ormanın genişlemesine hizmet eder...

***

Türkiye sadece Ankara keçilerini veya Yörüklerin beslediği keçileri kaçırmıyor, ülkede bir gelecek hayali kuramayan kendi gençlerini de yurt dışına kaçırıyor, onların yerine Suriye’den, Afganistan’dan, Afrika’dan gençler getiriyor!

Bu politikaların “Anadolu’yu Türksüzleştirmek” projesinin eseri olduğunu artık anlamak gerek...

Yazarın Diğer Yazıları