Aranızda Romen Diyojen’in akrabası var mıydı?

Selahattin Demirtaş’ın mahkemede söylediklerine bakın: “Türkler anavatanım Kürdistan’a bin yıl önce geldiler… Anavatanım Kürdistan’ı zorla işgal eden bu devlettir… Anlaşmayı bozan devlettir…”

2012 yılıydı… Yine gündem Gazze’ydi ve İsrail bugün olduğu gibi Gazze’yi ve sivilleri vuruyordu… Aynı dönemde Türkiye’de de Apo’ya destek için cezaevlerinde açlık grevleri vardı… O günün siyasal İslâmcılarının bir kısmı, Gazze konusunda tepki koyan diğer siyasal İslâmcıları samimiyetsizlikle suçluyorlardı…

Çünkü onlara göre Türkiye ‘tağutî bir rejim’e sahip olduğuna göre, Türk bayrağı da ‘şirk’i temsil ediyordu!.. ‘Türk’ ve ‘Türkiye’ kavramlarıyla İslâmcılık yan yana olamazdı!.. Dolayısıyla Gazze’den önce T.C.’ye bakılmalı, Kürdistan’ı görmeli, açlık grevlerine destek verilmeliydi!..

***

O zaman bu sütunda gerçeğin altını çizmişiz: Gazze’yi bizim güneydoğumuzla ilişkilendirmek, hem Filistin’e ihanettir, hem de tarihe... Çünkü Filistin meselesi, dışarıdan gelen bir güç tarafından işgal edilmiş toprak ve zulüm meselesidir... Bu açık bir gerçektir ve bizim güneydoğu meselemizle uzaktan yakından benzerlik taşımaz...
Türkler bu coğrafyaya gelip yerleşene kadar bir çok kavimle savaştılar, bir çok devletin egemenliğine de son verdiler ama göçler, savaşlar ve yurt edinmeler sırasında, sadece Anadolu önlerinde değil, Orta Doğu’nun herhangi bir yerinde Kürt diye bilinen herhangi bir toplulukla savaş etmediler...

Türkler, tarihte, yeryüzünün herhangi bir bölgesinde Kürt hâkimiyeti vardı da, o hükümranlığa son vermiş değiller... Üzerinde Kürt egemenliği bulunan bir santimlik toprağı, savaş, ticaret veya kız alma-verme yoluyla egemenlik alanlarına katmış da değiller...

***

Tekrar tekrar ifade edelim: Bin yıllık hesapları karıştırsak, belki birçok milletle, diğer birçok Türk topluluğuyla veya tarihten silinmiş olan devletlerle hesabımız çıkar da, her şeye rağmen bizden ayrı görmek istemediğimiz Kürtlerle asla bir hesap çıkmaz...

Biz Diyarbakır’ı, Van’ı, Hakkâri’yi, Bitlis’i vatanlaştırırken üzerlerinde var olan bir Kürt egemenliğine mi son vermişiz? Kesinlikle hayır!.. Bugün bizimle beraber yaşama iradesi koyup PKK’ya bizim kadar düşman olan Kürt kardeşlerimizin de, bizden farklı düşünenlerin de yoğunlukla yaşadığı toprakları, yani Demirtaş’ın “1516’da ikiye bölündü” dediği sözde Kürdistan da dâhil toprakları ya küffar milletinden teslim aldık ya kendi kandaşlarımızdan ya da Arap hâkimiyetinden...

Tabii ki asla mümkün ve doğru değil de, eğer bir işgalden, bozulan bir anlaşmadan, bir haktan söz edeceksek, Demirtaşgiller’le değil Romen Diyojen’in torunlarıyla masaya oturmamız gerekiyor!..

Aksi hâlde aynı soruları soracağız: Yoksa Sultan Alparslan’ın Malazgirt’te yendiği Romen Diyojen Demirtaşgiller’dendi de bizim haberimiz mi olmamıştı? 1071’de yenilen Bizans İmparatorluğu, aslında Romalı taklidi yapan Demirtaşgiller’in devleti miydi?

***

Türkiye Cumhuriyeti işgalciymiş!.. Bunu Türklere karşı savaş kaybedenlerin varisleri değil, konuyla ilgisi hiç olmayıp terör örgütüne siyasi alan açmaya çalışan diller söylüyor!.. Kimi Arapların “Türkler bizi 500 yıl sömürdü” demeleri gibi absürt bir durum… Sanki develerini sağmışız!.. Bunların da olmayan egemenliklerine son vermişiz, işgalci olmuşuz!.. Komik ama gerçek!..

Yazarın Diğer Yazıları