Başbakan Hariri'ye yapılanlar unutuldu mu?

A+A-
Burhan AYERİ

Yazılı tarihe geçildiğinde istihbarat ve istihbaratçılarla ilgili ilk belgeyi Çin'de görüyoruz. MÖ 5. yüzyılda yaşayan Sun Tzu'nun çalışması bugün de geçerlidir. İlginç olan Tzu'nun aslında bir filozof olması.

İstihbarat yapmanın önemi ve kontrespiyonajın değerini çalışmasında çok detaylı olarak anlatmıştır. Bir gizli servisin kurulması, teşkilatlanması için sunduğu öneriler asırlar boyu rehber kabul edildi.

"Savaş Sanatı" isimli bu yapıttaki savların hemen her ülkede kullanıldığını görmekteyiz. Bu tavsiyeler demetinde belki de en önemli satırlar şöyledir:

"Düşmanınız hakkındaki bilgileri hurafelerle öğrenmek mümkün değildir. İstediklerinizi sadece kuracağınız haber alma ekipleriyle öğrenebilirsiniz."

Bu filozofa göre casuslar beşe ayrılır; "İçimizdekiler, içimize sızdırılanlar, düşman safına geçenler, kelle kesen casuslar ve hayatı gözleyenler -bugünün teknoloji hırsızları-."

Diğerleri

Bunların öncüleri ilk önce Çin'den çıktı. Hedeflerinde daima Türkler vardı. Daha sonra Fransa Kralı XI. Louis'nin kurduğu örgütü görüyoruz. Adını "Barış Ordusu" koysa da bu bir casus şebekesi idi. Ajanlarının tamamını tüm önemli ülkelere yolladı. Bunların arasında Osmanlı İmparatorluğu da vardı.

İtalyan ve İngiliz gizli servisleri en eskilerdendir. İngiltere MI-6 sayesinde asırlarca dünyaya hükmetti. Savaşlar çıkardı, hudutlar ve sınırları değiştirdi.

Bizim gerçek anlamda istihbaratımız II. Abdülhamit'in kurduğu Yıldız İstihbarat Teşkilatı'dır. Bununla Ömer Seyfettin'in Topuz adlı öyküsünde anlattığı dönem sona erdirildi. Hani "Baş kaldıran derebeyinin kafasını gürzle ezen fedailerin" görevinin sona ermesi oldu. Bugün Uzak Doğu'daki, örneğin Endonezya'daki Türk subaylarının mezarlarını iyi inceleyin. Tamamı Yıldız İstihbaratı'nın mensuplarıdır.

Değişim

Teşkilatı Mahsusa oluşturulana kadar epey ara müdahaleler görüyoruz. Fazlaca deneme-yanılmadan bugünkü MİT'e gelindi. Bu arada epey müsteşar görev aldı. Akıllarda kalan en önemli isim emekli Korgeneral Fuat Doğu'dur. Döneminin imkânsızlıklarına rağmen karşı istihbaratta büyük başarılar elde etti. Bence diğer üstün yanı, her zaman "gizlilik" olmuştur.

Değişen şartlar istihbaratın önemini iyice ortaya çıkardı. Bizdeki durum ise ortada. Güneydoğu'da çok başarılı eylemler yapar hâle geldik. Sanırım bu kadar geçmişten özetler yeter. İleride bir gün renkli olayları tekrar ele alırız.

Ve Kaşıkçı olayı

Cemal Kaşıkçı bir dönem üst düzey görevlerde bulunduğu teşkilatı tarafından yok edildi. Adamın gazeteciliği de paravandı. CIA'ya hizmete başladığı andan itibaren Washington Post gibi ciddi ve etkili gazetede yazma imkânı sağlanmıştı.

Bu kadar donanımlı bir ajan nasıl oldu da bu tezgâha geldi. "Nikâh olayı" için ilk olarak ABD'deki Suudi temsilciliğine baş vuruyor. Türkiye'ye yönlendiriliyor. O da, ikinci eş adayıyla, kalkıp İstanbul'a geliyor. İki dakikada halledilecek iş için 2 Ekim'e randevu verilmesinden şüphelenmiyor. O gün geldiğinde başkonsolosluktan içeri girdiği an "mezbaha ekibini" karşısında buluyor. Bu nasıl ajan? Sonunu hazırlayan yine kendisi!

Emri veren

Dünyadaki önemli gizli servislerin "insan imhasında kullandığı" yöntemler o kadar gelişti ki mafyanın icat ettiği asit tanklarının bile modası geçti. Yakın zamanda öyle bir solüsyon geliştirildi ki en kalın kemikler dahi birkaç dakika içerisinde eriyor. Önemli olan kurbanın parçalanmasını yapacak canavarların bulunması.

Tam bu noktada aklıma, geçtiğimiz aylardaki bir yazımdan dolayı "Suudi Arabistan'ı aşağılayamazsın" diye mesaj yollayan zat geldi. Şu günlerde ne düşünüyor acaba? Bunun merakı içerisindeyim.

Bugün Suudi Arabistan'ı fiilen "Veliaht Prens Selman yönetmekte." Bakmayın siz, benim gibi yürüme engelli kralın elini ayağını öpmesine. Ziyarete gelen Lübnan Başbakanı Hariri'yi alıkoyma emrini kimin verdiğini bilmeyen kaldı mı? Serbest bırakmak için "Lübnan Hizbullahı"na desteği kesmesi sözü alınmadı mı?

Selman, Türkiye'den ve Türklerden hoşlanmayan biri. Bizi bölgede en büyük rakip olarak görmekte. Onu bu hâle getiren ise ABD. Trump'un kurusıkılarına boş verin. Başkan "iyi oynuyor."

Dışişleri Bakanı Pompeo'nun Ankara'da Erdoğan'la görüşmesi ayrı konu. Hani "geçerken uğradım" cinsinden.

Eski CIA Başkanı'nın Veliaht Selman'ı bugünkü konuma getiren isim olduğu ise önemli bir ayrıntı...

...

GÜNÜN SÖZÜ

Dünyayı yanlış okur da, "bizi aldatıyor" deriz. R. Tagore

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları