Bugünkü Yazarlar Tüm Yazarlar
Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

Destici açıp Anayasayı okusun

Buçukluk bir partinin, Büyük Birlik Partisi’nin Genel Başkanı Mustafa Destici, "İslam düşmanlığı yapanlara açıkça sesleniyorum; eğer Müslüman değilseniz bunu açıklayın ve sizi azınlık statüsüne koyalım ve ona göre muamele yapalım" demiş.

Ne muamele yapacakmış onu bilmem ama bu sözlerinden anlıyorum ki Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını hiç açıp okumamış, konuyu zerrece bilmiyor…

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası eşit vatandaşlık ilkesi üzerine bina edilmiştir ve vatandaşları arasında din, etnik köken, sınıf ya da cinsiyet ayrımcılığı yapmaz!

Herhangi bir dine, etnik kökene, sınıfa ya da cinse anayasal olarak tanımlanmış özel bir avantaj ya da dezavantaj falan yoktur!

Türkiye Cumhuriyeti anayasasında AZINLIK diye bir kavram ya da tasnif dahi yoktur!

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Vatandaşlığı ise şöyle tanımlar:

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Siyasi Haklar ve Ödevler

I. Türk vatandaşlığı

Madde 66 – Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.

Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür.

Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir.

Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz.

Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz.

Anayasamızın başlangıç Bölümünde de: Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu yazar.

Görüldüğü gibi anayasamızda vatandaş olmanın ve vatandaşlıktan dolayı kazanılan hakları kullanmanın herhangi bir yerinde Müslüman hatta dindar olmak ya da olmamak diye bir ibare geçmiyor.

Bu durumda da Destici kim oluyor da "İslam düşmanlığı yapanlara açıkça sesleniyorum; eğer Müslüman değilseniz bunu açıklayın ve sizi azınlık statüsüne koyalım ve ona göre muamele yapalım" Diyerek Anayasa’nın tanımadığı bir yetkiyi kullanmak üzere topa giriyor?

Bir Türk vatandaşı Müslüman ya da dindar olmak zorunda mıdır?

Elbette hayır!

Anayasamıza göre Müslüman olmak ya da olmamak anayasamızın sağladığı hak ve hukuk açısından en ufak bir farklılık dahi yaratmamaktadır.

Azınlık statüsü Lozan anlaşmasının konusudur ama anlaşılan Destici Lozan anlaşmasını da okumadan, bilip bilmeden konuşmuş çünkü burada da Lozan Antlaşması, Rum, Ermeni ve Musevilerden oluşan gayrimüslimleri “azınlık” kabul etmiş, tanıdığı haklara uluslararası garanti vermiş, onların dışında dil ya da din azınlığı bulunmadığını benimsemiştir.

Lozan Barış Antlaşması'nda azınlık, Müslüman olmayanlar olarak belirlenmiştir. Tüm azınlıklar Türk uyruklu kabul edildi ve hiçbir şekilde ayrıcalık tanınmayacağı belirtildi. Antlaşmanın 40. maddesinde şu hüküm yer almıştır: "Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk uyrukları, hem hukuk bakımından hem de uygulamada, öteki Türk uyruklarıyla aynı işlemlerden ve aynı güvencelerden yararlanacaklardır. Özellikle, giderlerini kendileri ödemek üzere, her türlü hayır kurumlarıyla, dinsel ve sosyal kurumlar, her türlü okullar ve buna benzer öğretim ve eğitim kurumları kurmak, yönetmek ve denetlemek ve buralarda kendi dillerini serbestçe kullanmak ve dinsel ayinlerini serbestçe yapma konularında eşit hakka sahip olacaklardır." Denmiştir.

Yani Destici Efendi Lozan’a göre azınlık statüsüne almaya kalksa bile arasındaki eşit vatandaş ilkesine aykırı bir uygulama yapıp kimseye bir müeyyide falan da uygulayamaz!

Yazarın Diğer Yazıları