Erdoğan'ın egemenliği ve Mart'ın sonu

A+A-
Cahit Armağan DİLEK

Türkiye'yi yönetenler bölgede Türkiye'ye rağmen yeni bir dizayn olmaz diyor ama sahadaki gelişmeler aksini gösteriyor.

Özellikle 2011'den sonraki hesapsız, öngörüsüz politikalar ve tarafları idare etme yaklaşımı Türkiye'yi açmazlara sürüklemiş, bertaraf olmamak için taraf seçmek noktasına getirmiştir. Erdoğan Temmuz'da S-400'leri alacağız derken Pence'in müttefiklerimizin doğudan silah almasına seyirci kalamayız açıklaması karar anının çok yaklaştığını gösteriyor. İpi koparmaya cesaret edilebilecek mi göreceğiz.

Soçi'de gördük. Rusya ve İran, Türkiye'nin yeniden Suriye'ye girmesine karşı. Bunun için de Adana Mutabakatı'nı ortaya koyuyorlar. PYD/YPG'nin mücadelesini takdir ediyorlar ve yeni Suriye'de haklarını almasını destekliyorlar. Zirvedeki bu çıkış zirvede olmasalar da PYD'yi Soçi zirvesinin kazananı yapıyor.

Erdoğan yönetimi ise anlaşılmaz bir şekilde mutabakatın Suriye'ye girmeye cevaz verdiğini, bunu kullanacağını söylüyor. Hal böyle olunca Astana'nın diğer ortaklarının Türkiye'ye yönelik kaygıları iyice artıyor. Erdoğan son yaptığı, Suriye yönetimini tanımıyoruz açıklamasıyla ipleri iyice koparıyor. Mutabakat ortak iş birliği ve karardan bahsediyor. Tanımadığınız yönetimle ortak imzaladığınız mutabakatı nasıl işleteceksiniz? İşletmeden yapacağınız her hareket işgal suçlamasıyla karşılaşacaktır.

Ayrıca siz Fırat'ın doğusunu ve Menbic'i gündemin başına koymak isteseniz de Rusya/İran ve Suriye için ana öncelik İdlib. İdlib'de Halep-Lazkiye kara yolunun güneyinde çatışmalar gittikçe yoğunlaşıyor. Rusya/Suriye operasyonları sınırlı olsa da an meselesi. Türkiye bunları görmezden gelip karşı politikalar geliştiremezse hem Fırat'ın doğusunu, hem de batısında tamamen kaybedecek.

İşgal demişken Amerikan dokümanlarına bakmak gerekiyor. Irak ve Suriye'deki operasyonlara ilişkin Ocak 2019'da Kongre'ye sunulan raporda Türkiye'nin Fırat Kalkanı (FK) ve Afrin bölgelerini işgal ettiği yazılı. Son olarak Kongre Araştırmalar Merkezi'nin (CRS) Türkiye-ABD ilişkilerine ilişkin 09 Şubat tarihli raporunda da FK ve Afrin operasyonları işgal olarak tanımlanıyor.

CRS raporunda başka ilginç ifadeler de var. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yönetimini otoriter ve kutuplaştırıcı olarak belirtip Türkiye'deki iç politikanın değerlendirildiği bölümde Erdoğan's Rule başlığı altında incelenmesi manidar. Normal şartlarda yönetimi/idareyi  adminstration veya government kelimeleriyle, demokratik olmayan otoriter tek adam yönetimlerini de regime (rejim) olarak tanımlıyorlar.

Raporda geçen rule (egemenlik, düzen) ise yönetim ile rejim arasında bir yere oturuyor. Bu haliyle de ABD'nin Türkiye'ye bakışını gösteriyor ve ABD'nin Türkiye karşıtı politikaları olarak sahaya yansıyor. Çok ilginçtir bu karşıtlık Suriye'de Rusya ve İran'ın tutumlarıyla paralellik gösteriyor. Yani Türkiye, hem batı hem de doğudaki ortaklarınca iş birliği yapılıyor algısı üzerinden bölgeden dışlanıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibi ısrarla "Trump iyi, çevresi kötü" anlayışını savunsalar da aslında Trump'ın, çevresinden farklı olmadığını, çevresiyle birlikte hareket ettiğini görmek istemiyor.

Trump'ın 19 Aralık 2019daki çekilme kararından sonra senatör Graham'ın arabulucu ve adeta gizli başkan gibi olduğunu görüyoruz. Trump, artık mesajlarını Graham üzerinden veriyor. Bu anlamda Münih Güvenlik Konferansı'nda Suriye bağlamında söyledikleri çok dikkat çekici.

Graham söylediklerini Trump'la detaylı olarak konuştuklarını belirtip "Trump yakında size gelecek ve yardımınızı isteyecek ve siz de umarım ki 'evet' diyeceksiniz ve buna karşılık ise sadece ABD'ye has kabiliyetlerimiz de Suriye'deki savaşta kalmaya devam edecek" diyor.

Peşinden de baklayı ağzından çıkarıyor: "Biz oyun kurmazsak Türkiye, Suriye'ye girer ve YPG tehdidiyle ilgilenir". Oyunu ABD Svn. Bak. Vekili Shanahan şöyle açıklamıştı: Suriye'nin kuzeydoğusunda Batılı ülkelerden oluşacak izleme görevi yapacak bir gözlem gücü kurulması.

WP gazetesi de detayları paylaştı. Batılı ülkeler 1500 civarında güç oluşturacak, ABD de 200 civarında askerle katılacak. CENTCOM Votel da ABD'nin Suriye'de belirli sayıda asker bırakabileceğini ifade etmişti. Shanahan bunu NATO toplantısına getirdiğine göre bu gücün liderliğini NATO'nun yapması büyük olasılık. Çünkü Trump, Avrupa'yı terörle tehdit ediyor: İş birliği yapmazsanız Avrupalı esir IŞİD'lileri serbest bırakırız.

Ve asıl bomba dün Jeffrey'den geldi: ABD, rejimin Suriye kuzeydoğusunda kontrolü ele almasını istemiyor.

Ve ekliyor: Çekilmemiz ani, hızlı olmayacak, safha safha olacak. Yani iş sürüncemeye bırakılıyor. Türkiye'yi oyunda saf dışı bırakacak plan için 31 Mart seçimlerini bekliyorlar. Çünkü ekonomik krizin patlayacağını düşünüyorlar. Trump'ın ekonominizi mahvederiz twitini unutmayın.

ABD'li yetkililer tek bir ağızdan konuşuyor. Koordine edilmiş ABD planı devrede. Siz halen günde en az 15 yalan söyleyen Trump'ın iyi olduğunu, Türkiye'ye verdiği sözleri tutacağını düşünüyor musunuz?

İçeride durum malum. Ama dış politikada da Mart'ın sonu Türkiye için karakış.

 

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları