Esad ile eşgüdümü kim yapacak?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “ABD'nin komşu coğrafyalarda terör örgütlerine verdiği destek Türkiye'nin güvenliğine aşırı tehdittir. ABD Suriye ve Irak'tan derhal çekilmeli, terör örgütlerini destekleyen gayri ahlaki tavırdan vazgeçmeli. FETÖ'nün ABD'ye yuvalanmış tüm unsurları Türkiye'ye iade edilmeli” dedi.

Bahçeli, ABD yönetiminin Suriye’nin kuzeydoğusunda PKK’nın paravan örgütü “Suriye Demokratik Güçleri”yle yeni bir oyun kurduğunu, bölgedeki 133 yerel yönetimin belirlenmesi amacıyla 11 Haziran’da sözde bölgesel seçimler yapılacağının açıklandığını hatırlattı ve “Bu demokrasi ve yasa dışı seçim girişimi, Suriye’nin bölünmesinde yeni bir etap, yeni bir aşama demektir. Suriye Kürt Ulusal Konseyi’nin bu sözde seçimleri tanımayacaklarını ve boykot edeceklerini açıklaması da ayrıca ele alınmalıdır. 11 Haziran’da yapılacağı duyurulan sözde seçimlerinin senaristi ABD, figüranları teröristlerdir. Türkiye Cumhuriyeti, Suriye yönetimiyle karşılıklı anlayış ve uzlaşma vasatında el ele vererek, yani Ankara ile Şam arasında iş birliği köprüsü inşa edilerek terör örgütünün işgal ve istila ettiği alanları demokratik vasıtalarla ihata teşebbüsüne katiyen müsaade edilmemelidir. Bölücü terör örgütünün, kaynağında ve ürediği bataklık alanlarda Türkiye ile Suriye’nin eşgüdüm halinde yapmalarını önerdiğim askeri operasyonlarla kökü kurutulmalıdır” diye konuştu.

***

Bahçeli’nin bu yaklaşımı çok doğru da olsa şimdilik sadece söylemden ibarettir!

Hani Olivier Roy’un “Siyasal İslâmın İflası” adlı bir kitabı vardır ya, Bahçeli’nin bu konuşması da AKP iktidarının ve Cumhur İttifakı’nın iflâsının ilânıdır!

Neden mi?

Bahçeli ve MHP milletvekilleri, AKP iktidarının 2011 yılından beri ABD güdümüyle uyguladığı Suriye’yi iç savaşa sürüklemek ve milyonlarca insanı Türkiye’ye sürmek politikasına 2015’ten itibaren fiilen ortak olmuştur da ondan... Bahçeli, aynı konuşma içinde bile “Cumhur İttifakı, sonuna kadar devam edecektir. Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi güvencedir.” ifadelerini kullanmıştır...

Bahçeli, ABD’nin teröre destek politikalarına karşı geçmişte de doğru konuşmalar yaptı ama 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra açılım süreci ve Suriye politikası sebebiyle seçimi kaybeden AKP’ye tam destek verdi ve yeniden iktidar olmasını sağladı.

***

Gerçi Bahçeli devreye girdikten sonra açılım politikasından vazgeçildi ve durdurulan terör operasyonları yeniden başladı; 800’den fazla şehit verilerek Güneydoğu’daki PKK tarafından “kurtarılmış” şehirlerde yeniden kanun hâkimiyeti kurulabildi... Yalnız, ABD, Türkiye’ye Suriye’nin kuzeyinde 30 kilometre derinlikten sonra operasyon yasağı koydu ve bu yasağa halen uyulmaktadır. PKK/PYD, ABD desteğinde Suriye’nin kuzeyinde 100 bin kişilik ordu kurdu. PKK, ağırlığını Suriye’ye kaydırdı. Bütün bunlar yapılırken, AKP iktidarı seyirci kaldı! MHP de AKP’yi desteklediği için bu sürece sadece lafla karşı durmuş oldu!

Yine AB ile geri kabul anlaşması imzalanarak, Suriyelilerin Türkiye’de kalması; ABD ile gizli anlaşma yapılarak, eski Afgan ordusunun kafileler halinde İran’ı otobüsle geçip sınırdan yürüyerek Türkiye’ye girmesi, ayrıca Türkiye’ye hiç gelmemiş insanların bile vatandaş yapılması gibi politikaların sorumluluğu, AKP iktidarına tam destek veren Bahçeli’nin ve MHP milletvekillerinin de omuzlarındadır.

Bu şartlarda “Türkiye’nin küresel ve bölgesel marka değerini yükseltmek” nasıl olacak? Kaldı ki “marka değeri”, ticari bir tanımlamadır, Türkiye bir marka değildir...

***

Bahçeli “Suriye ile PKK/PYD’ye karşı ortak operasyonlar yapalım” dedi diye Tayyip Erdoğan, Suriye politikasından vazgeçerek Esad yönetimi ile “eşgüdüm” içinde bu yönde bir karar alabilir mi?

Erdoğan, Suriye ile eşgüdümlü operasyonlar yaparsa, ABD desteğini kaybeder! Bu da AKP iktidarının da Cumhur İttifakı’nın da sonu olur çünkü ABD’nin elinde “kişisel veriler” var! Erdoğan bu operasyonu yapmazsa, Bahçeli’nin değil ama halkın desteğini tamamen kaybeder ve o zaman MHP desteği de CHP ile yumuşama politikası da Erdoğan’ı kurtaramaz!

Yazarın Diğer Yazıları