Hak arama bilincinin yerleşmesi için: "Hukuk Okuryazarlığı Projesi"

A+A-
Fatma ÇELİK

Vicdanımıza uymayan bir durumla karşı karşıya geldiğimizde "Hak var, hukuk var" diye isyan ediyoruz. Peki, ama hak, hukukun ne olduğu konusunda ne kadar bilgimiz var? Ya da televizyonlarda yorumculardan, siyasetçilerden sıklıkla duyduğumuz; gazetelerde, dergilerde okuduğumuz "hukuk devleti, hukukun üstünlüğü" kavramları hakkında yeterli bilgiye sahip miyiz? Bu sorulara olumlu cevaplar verebilmek önemli. Çünkü bu kavramlar kafamızda yeterince belirginleşmeden, düşüncelerimiz de berraklaşamaz.

Türkiye Barolar Birliği, il baroları ve proje paydaşı kurum ve kuruluşlarla birlikte Hukuk Okuryazarlığı Projesi başlattı. Her yaştan, her meslekten kadın ve erkek tüm vatandaşların temel hukuki konularda bilgi sahibi olabilmesi için başlatılan projede pilot iller, Çorum ve Eskişehir olarak belirlenmiş ve seminerler gerçekleştirilmiş. Eğitimler, önümüzdeki günlerde de Amasya'da devam edecek.

Proje kapsamında gerçekleştirilen seminerlerde, "Hak nedir?", "Bu hakkımı nasıl korurum?", "Avukatın yardımından yararlanmak neden önemlidir?" gibi konuların yanı sıra; günlük hayatta karşılaşılabilecek sorunlara karşı da bilinçlendirme yapılarak "İşten Çıkarmada Haklar", "Boşanma Nedenleri ve Sonuçları", "Tüketici Hakları", "Kat Mülkiyeti", "Çocuğun İhmal ve İstismarı", "Çocuğun Bakım ve Eğitim Hakkı", "Aile İçi Şiddet", "Miras" gibi birçok konuda bilgi veriliyor. Üstelik bu bilgilendirmeye, terimler üzerinden vatandaş için sıkıcı olacak şekilde değil, kimi zaman skeçler üzerinden keyifli ve akılda kalıcı bir formatta yapılıyor.

Çiçero, "Adalet hissi insanlarda doğuştan mevcuttur" der. Ancak bu his hakkımızı arama noktasında yeterli olmaz. Çiçero'nun bahsettiği adalet hissi sayesinde bir yerlerde bir yanlışlık olduğunu anlarız, ama nerede ne yanlışlık olduğunu tespit edebilmemiz hukuk bilgisi sayesinde olur. Bu yüzden vatandaşların öncelikle "temel hukuk bilgisini" ve "sahip olduğu hakları" öğrenmesi, hak arama bilincinin bireylere yerleşmesi; hak arama özgürlüğünün işlev kazanması açısından önemlidir.

Elbette ki bahsetmek istediğim bir avukat kadar bilgi sahibi olmak değil, ama haklarımızı bilmek, öncelikle haksızlığa uğradığımızda bunu tespit edebilmemizi sağlar. Bu da ancak hukuki bilinçlenme ile mümkün olur. O yüzden ben de bir avukat olarak, Türkiye Barolar Birliği tarafından gerçekleştirilen bu projeyi gönülden destekliyor ve katılımın bol olmasını diliyorum.

Dünya Çocuk Hakları Günü

Yarın Dünya Çocuk Hakları Günü. Çocuk hakları denilince akla ilk gelen hukuki metin ise elbette ki, 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından onaylanan Çocuk Hakları Sözleşmesi'dir. Türkiye için de bu sözleşme 1995'ten beri yürürlükte.

Türkiye, nüfusunun yaklaşık % 29'u 18 yaşının altında olan, yani yaklaşık 23 milyon çocuk barındıran bir ülke. Diğer bir ifade ile ülkece, Avrupa'da dört ülkenin nüfusu kadar çocuk sahibiyiz.

Ancak çocuklara bayram armağan eden ilk ve tek ülke olan Türkiye'nin, çocuk hakları açısından dünyaya örnek olduğunu ne yazık ki söyleyemeyiz. 2016 yılında Türkiye'de, adli sicil istatistiklerine göre 14.946 adet cinsel istismar davası açıldı. TUİK verilerine göre, 2016 yılında 27.346 kız çocuğu evlendirildi. Çocuk işçi konusu ise kayıt dışılık nedeniyle, Türkiye için, tam bir bilinmezlik. DİSK Genel-İş'in raporuna göre, Türkiye'de çocuk işçi sayısı 2 milyona ulaşıyor.

Merkezi Londra'da bulunan kar amacı gütmeyen bir organizasyon olan Save the Children'ın geçtiğimiz yıl 172 ülke üzerinden yaptığı araştırmada, çocukluğun en az tehdit altında olduğu iki ülke Norveç ve Slovenya oldu. Türkiye ise 59'uncu sırada yer aldı.

Raporun ortaya çıkardığı sayılar şu şekilde: TÜM DÜNYADA yaklaşık 16 bin çocuk beş yaşına gelmeden çoğunlukla tedavi edilebilir nedenlerden hayatını kaybediyor. Her gün 200 çocuk cinayete kurban gidiyor. Her yıl yaklaşık 15 milyon kız çocuğu 18 yaşına gelmeden evlendiriliyor. Yaklaşık 28 milyon çocuk yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalıyor. 5 yaşın altında 156 milyon çocuk yetersiz beslenme nedeniyle büyüme bozukluğu yaşıyor. 168 milyon çocuk çalışmak zorunda kalıyor ve 263 milyon çocuk okula gitmiyor.

Tüm bu sayılar, çocukların geleceği açısından endişelendirici. Bu endişeyi gidermek için de başta ebeveynler ve devlet olmak üzere, hepimizin sorumlulukları ve çocuk hakları gününde hatırlaması gereken bir gerçek var: Çocukların her şeyden öte, "çocuk" olmaya hakkı var!

ABD Dizisinde FETÖ Konusu

ABD'nin en ünlü televizyon kanallarından biri olan ABC tarafından yapılan "Designated Survivor" dizisinin 2. sezon 7. bölümünde Türkiye-ABD ilişkileri ele alındı. Dizide "Nuri Şahin" isimli bir kişi Türk Cumhurbaşkanı "Fatih Turan" tarafından, Türkiye'deki darbe girişiminin başı olmakla suçlanıyor ve ABD'den iadesi isteniyor. Ancak ABD Başkanı Tom Kirkman bu talebi reddediyor ve Türkiye'de darbe girişimi ile suçlanan Nuri Şahin'in demokratik ve seküler bir Türkiye için son çare olduğunu söylüyor!

Elbette bu bir dizi olması nedeniyle gerçekleri yansıtması gerekmiyor. Ancak Türkiye için böylesine hassas bir konunun Türkiye'yi kötüleyen, Amerikan propagandası yapan bir yaklaşımla, siyasi gerilim tarzındaki bir ABD dizisinde gösterilmesi, Amerikan dizilerinin tüm dünyada geniş izleyici kitlelerine ulaştığını göz önüne alırsak, yalnızca dizi senaryosu olarak nitelendirilemez. Özellikle de son günlerde yaşadığımız gelişmelerden sonra, her türlü kara propaganda, ABD-Türkiye gerginliği açısından oldukça çok tehlikeli!

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları