Kaosu büyüten kirlilik!..

A+A-
Mehmet FARAÇ

Corona'dan çok daha tehlikeli bir hal alan bilgi kirliliği, toplum sağlığı üzerinde sinsi bir kuşatmayla birlikte, sonucu belirsiz bir tehdit tablosu yaratmaya devam ediyor...

"Salgınla ilgili uzmanlar konuşsun, herkes sussun" demek geliyor insanın içinden ama, kimin ne bildiği konusunda da derin kuşkular var artık!..

Herkes bir kafadan konuşuyor, yerlisi- yabancısı herkes ahkam kesiyor, aşı- ilaç çalışmalarından etkili bir sonuç alınamıyor...

Ve tabii ki, maske takmaktan dezenfektene kadar, farklı konularda görüş bildirenler yüzünden insanlar ne yapacağını şaşırıyor ve bu sırada dünya genelinde bir milyondan fazla insanın yaşamına mal olan salgın etkisini giderek artırıyor, virüs yeryüzünün her coğrafyasında kabus yaratmaya devam ediyor...

Öyle bir salgın düşünün ki; bırakın aşı ve ilaç konusunda bir ilerleme sağlamayı, salgına karşı nasıl korunması gerektiği konusunda bile, Dünya Sağlık Örgütü ilk sırada olmak üzere, hiçbir ülkede- hiçbir bilim adamı insanlara rahat nefes aldıracak bir açıklama yapamadı, yapamıyor!!!

En önemlisi de insanlığın bu tehlikeli virüse karşı, ilk etapta nasıl önlem alacağı konusunda da hiç kimse etkili bir uyarıda bulunamıyor...

Bu sinsi hastalığı giderek büyüten sinsi belirsizlik dünyanın dört bir tarafındaki milyarlarca insanı endişe içinde tutmaya devam ederken, son haftalardaki gelişmeler, daha doğrusu medyaya yansıyanlar da Corona ile ilgili kafa karışıklığını büyütmekten öteye gidemiyor...

İşte bu yüzden sorular halen çok vahim;

"Aşı için denek olalım mı, maskeyi nasıl takalım, vitamin kullanalım mı, zatürre aşısı olalım mı" gibi sorulara bile net bir yanıt verilemezken, insanların içindeki çaresizlik de ne yazık ki ürkütücü boyutlara ulaşıyor...

Virüs de, gidişat da sinsi...

Evet; neredeyse tüm dünya Corona denilen hastalığın nereden- nasıl- niçin yayıldığı konusundaki tartışmaları bir tarafa bıraktı, herkes can derdine düşerken; bir yandan ilaç ve aşı üretiminde başlayan yarışta birinci gelme çabaları, diğer taraftan da her kafadan çıkan seslerin yarattığı keşmekeşin insanları daha da ürkütmesi, artık başlı başına bir sorun haline geldi...

Velhasıl rotasını iyice kaybetti Corona!.. Serseri mayın gibi ortalıkta dolaşan virüs giderek daha çok can alırken, umutlar iyice tükeniyor aslında...

O yüzden yazının başında "Uzmanlar konuşsun, herkes sussun" derken, son günlerde büyüyen endişelerin yol açtığı tehlikeli gidişata da dikkat çekmek istedik...

Baksanıza; henüz çaresi bile bulunamazken ve mikrobun vücutta kalıcı zararlara yol açtığı öne sürülürken, her gün bir başka etkisi ortaya çıkıyor Corona denen illetin...

İşte Dünya Tüp Bebek ve Kısırlık Derneği Başkanı Prof. Dr. Timur Gürgan, Corona virüsün özellikle orta ve şiddetli şekilde geçirildiği zaman erkeklerin hormonlarını, testosteron ve de sperm yapan hücreleri olumsuz etkilediğini ve kısırlığa yol açabileceğini açıklamış...

Peki, son günlerde virüsle mücadele konusunda her kafadan bir ses çıkarken, "vitamin"lerin salgına karşı etkisi konusunda yaygınlaşan söylentilere ne demeli?..

Bu sorunun yanıtlarından birini de, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan vermiş...

Uzmanların, "Coronaya karşı silahınız" dediği D vitaminiyle ilgili uyarıda bulunan Ceyhan şunları söylemiş;

"D vitaminini fazla alırsanız, vücutta hiç istenilmeyen yerlerde beyin dâhil kireçlenmeler ve buna bağlı ciddi hastalıklar ortaya çıkar. Bir insanın vitamininin yüksek değil, normal olması önemlidir."

Toplumlar, bilimin salgına karşı çare bulmasını isterken ve can derdine düşen insanlar bir yandan bitkisel ilaçlara, farklı çözüm yollarına başvururken, diğer yandan zatürre aşısı ile ilgili tartışmalar da büyüyor...

Bunlar da toplumun kafasını karıştırmaya devam ediyor... Gaziosmanpaşa Avrasya Hastanesi'nden Doç. Dr. Murat Sezer, bu konuda YENİÇAĞ'a özel açıklamalarda bulunmuş...

Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte gribal enfeksiyonlar ve Corona virüse karşı koruma sağlamak için zatürre aşısının etkili olduğu iddialarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sezer şu uyarıyı yapmış;

"Zatürre aşısının Covid'in neden olduğu zatürreden koruyabileceğine dair bir algı oluştu. Bu çok yanlış bir algı. Covid viral bir hastalıkken, bizim zatürre aşısıyla korunmaya çalıştığımız pinomani bakteriyel bir hastalık."

İlla ki maskeeeee!!!!

Corona'nın bir milyonu aşkın can kaybına yol açması, 33 milyondan fazla insanı etkisi altına alması ve Dünya Sağlık Örgütü direktörünün, "can kaybı açıklanandan çok daha fazla" demesi dünya genelinde insanları kuşatan endişenin daha da büyüyeceğini işaretini verirken, "aşı"yla ilgili tartışmalar da bitmiyor...

Rusya'dan Amerika'ya kadar birçok ülkede "aşı bulduk" şeklindeki açıklamaların sonuca ulaşamaması, bu konudaki deneylerin devam etmesi milyarlarca insanı beklentiye sokarken, bir yandan da Dünya Sağlık Örgütü'nün koordinesinde üretilen yeni Corona testinin 15 ile 30 dakika arasında sonuç verebileceğine ilişkin açıklama da merak uyandırdı...

Bu arada, Türkiyede Corona'dan can kaybı 9 bine yaklaşırken ve günlük can kaybı sayısı 60 ile 80 arasında açıklanırken, Hacettepe

Üniversitesi'nde, Çin'de üretilen virüs aşısının ilk dozunun gönüllülere uygulanmasının üzerinden 14 gün geçti... Prof. Dr. Murat Akova, 30 gönüllünün aşılandığını, bunlardan 3'üne önceki gün ikinci aşının yapıldığını belirterek, aradan geçen sürede ciddi bir yan etkinin görülmediğini söylemiş...

Evet; yazının başından itibaren sıralanan açıklamalar, iddialar ve saptamalar; Corona'ya karşı çare bulunmasındaki belirsizlik kadar, bilim adamlarının bu belirsizliği arttıran ve birbiriyle çelişen açıklamaları da sinsi bir tehlike olarak büyüyor...

Peki, insanlar canlarını korumak için ne yapmalı?..

Kuşkusuz bu kadar kafa karışıklığının içerisinde bilim adamlarının ortak bir noktada toplanan tek doğru açıklaması, maske kullanımının salgının yayılmasına karşı etkili olması... Peki, maskeler nasıl kullanılmalı?..

Bırakın dünyanın başka ülkelerinde maske konusundaki tartışmaları da; Türkiye'de herkes farkında ki, insanların büyük bölümü maskelerini kollarında, çene ya da burunlarının altında tutmaya devam ediyor, bu konudaki uyarılar ve para cezaları da ne tuhaf ki etkili olamıyor... Yani canlarını hiçe sayarken, başka insanları da risk altında tutan pervasızların cehaleti sürüyor...

İşte dünyaca ünlü yayın organı BBC, maske konusundaki sıkıntılara dikkat çeken bir araştırmaya yer vermiş...

BBC'ye konuşan bilim insanları, burunları dışarıda maske takan insanların, Corona virüse yakalanma riskinin çok yüksek olduğunu açıklamış...

Bilim insanları, burnun açıkta bırakılmasının, hiç maske takmamaya eş olduğu uyarısında da bulunmuş..

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) yetkilileri de maskenin ağız, burun ve çeneyi kapayacak şekilde takılması ve yanlarda boşluk olmaması gerektini duyurmuş...

Evet; dünya genelinde tehdidini büyüten Corona ile ilgili hiç kuşkusuz çaresizlikle birlikte, farklı açıklamalardan ve önerilerden kaynaklanan kafa karışıklığı da sürüyor...

Ancak canını düşünen herkesin en azından etkili bir aşı ve ilaç bulunana kadar, dezenfekte konusuna dikkat etmesi ve maske kullanımı ile ilgili de olabildiğince dikkatli davranması yaşamsal derecede önem taşıyor...

Bilim adamı kılığında,

salgınla mücadele ya da tedavi ile ilgili dayanaksız, tutarsız, belgesiz ve birbiriyle çelişen açıklamalar yapanlar da, salgını ciddiye almayarak pervasız davrananlar da çenelerini tutsunlar,  ağızlarını kapatsınlar artık!!! Çünkü gidişat gerçekten çok vahim!!!

 

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları