​​​​​​​Kıbrıs'ta artık son sözü söylemeli son hareketi yapmalıyız...

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

Anavatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki gün BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada Kıbrıs sorununa değinirken devletimiz KKTC'nin adını anmamış, federasyon çözüm modelinin çöktüğünü, tükendiğini ve iki devlete dayalı çözümün de masada olduğunu söylememiş olsa da, genelde söyledikleri memnuniyet vericidir. Türkiye'nin eylem ve söylemlerinde maalesef  'son vuruş, son hareket, son söz' eksik kalmaktadır. Bunun da vaktini ülkeyi idare edenler daha iyi bilir diye hoşgörü ile karşılıyorum.

Konuşmasında Kıbrıs meselesinin, 50 yıldan uzun süredir devam eden müzakerelere rağmen, Rum tarafının uzlaşmaz tavrı sebebiyle çözüme kavuşamadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rum tarafı, Kıbrıs Türkleriyle siyasi gücü ve refahı paylaşmayı reddeden, adaletsiz ve hakkaniyetsiz bir dayatma siyaseti izliyor.  Türkiye, derin tarihî ve kültürel bağlara sahip olduğu Kıbrıs Türk halkının uluslararası antlaşmalara dayalı garantörüdür. Kıbrıs'taki sorunun, 'sıfır güvenlik, sıfır garanti' şartıyla çözüleceğini ileri sürenlerin, en başından kötü niyetli oldukları ortadadır. Türkiye olarak, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini ve haklarını teminat altına alan bir çözüm bulunana kadar çaba göstermeye devam edeceğiz" dedi.

Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarını, "kazan-kazan" anlayışıyla, önemli bir iş birliği fırsatı olarak gördüklerini de söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bölgedeki bazı ülkeler ise, bizim bu makul tavrımıza rağmen, tek taraflı adımlarla, enerji kaynaklarını birer sorun ve çatışma alanı hâline dönüştürmeye çalışıyor. Doğu Akdeniz'de, hem Türkiye'nin hem de Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarını sonuna kadar koruyacağız. İş birliğini ve adil bir paylaşımı esas alan her türlü teklife ise kapımız sonuna kadar açık olmaya devam edecektir." diyerek haklarımıza sahip çıkmıştır.

2004'te Kıbrıs Türkünün sonunu getirecek,ada gerçeklerine dayanmayan, ve içinde 1001 adaletsizliği barındıran Annan Planı'nı Kıbrıs Türklerine dayatan, AK Parti iktidarının şimdilerde, milli davamıza sahip çıkan ve eksik de olsa birçok doğru adımdan oluşan siyaseti memnuniyet vericidir. Kıbrıs Türkünün haklarına sahip çıkılmakta, doğru stratejilerle Mavi Vatan'ın bir parçası olan Doğu Akdeniz'de ve Kıbrıs atrafındaki denizlerde yerinde adımlar atılmakta, bölgede 2 sondaj, 2 sisimik araştırma gemisi ve bunlara eşlik eden donanmamıza ait gemiler bulundurulmakta ve emperyalist destekli Rum-Yunan ikilisinin meydan okumalarına anında cevap verilmektedir. Bu dik ve kararlı duruş karşısında gerekli mesajı alması gereken Rum tarafı, ne yazıktır ki yumuşamak yerine serleşmekte ve uzlaşmaz tutumunu sürdürmektedir.

***

CB Akıncı'nın ikide birde bağlılığını vurguladığı BM parametrelerini, üzerinde mutabakata varılmış birçok konuyu Rum tarafı takmamaktadır. Rumun federasyon dediği, Kıbrıs Türkünün sözde çoğunluk Ruma yamalanması ve üniter bir yapıda Rum hegemonyasına teslim olmasıdır. Utanmaz arlanmaz Rum Dışişleri Bakanı Hristodulidis'in önceki gün BM koridorunda rastladığı Çavuşoğlu'na 'gel federasyonda anlaşalım, el sıkışalım' ahlaksız teklifi Rum şımarıklığına ve ciddiyetsizliğine örnektir.

Yukarıda da vurgulamaya çalıştığım üzere, Türkiye'nin Kıbrıs'ta son sözü söyleyememesi ve Akıncı'nın tek çözüm yolu federasyondur diye tutturmasından, müzakere masasında pazarlık payımızı yoketmesinden dolayı, Rum tarafı istediği gibi at koşturabilmektedir.

Faşist Enosisçi Anastasiadis geçtiğimiz günlerde Londra'da yaptığı bir açıklamada bilindik uzlaşmaz tavrını sürdürmüştür. Anastasiadis, azınlıkla çoğunluk eşit olamaz. Bu eşitsizlik olur demektedir.

Kararlara etkin katılımın, olumlu bir oyun veto anlamına geleceğinden mümkün olamayacağını, dönüşümlü başkanlığın kabul edilemeyeceğini,azınlık olarak kabul ettiği Türklerin çoğunluk Rum halkının kaderini belirleyecek haklara sahip olamayacağını, Kıbrıs'ın geleceğini Rumlar belirlemesi gerektiğini,Türkiye'nin sondajlardan ve Maraş'ı açmaktan vazgeçmesi gerektiğini; ne var ki sözde Kıbrıs Cumhuriyeti'nin sondajlara devam edeceğini, garantörlüğün iptal edileceğini, tüm Türk askerlerinin çekileceğini, yeni fikirlerin ise asla  sözkonusu olamayacağını çok net bir şekilde tekrarlamıştır.

***

Geçtiğimiz hafta Ankara'da, Türkiye Barolar Birliği'nin organize ettiği 'Kıbrıs'ta Son Söz' Uluslararası Konferansı'nın sonuç bildirgesine aklın yolu yansımış ve Kıbrıs'ta çözüm olacaksa bunun iki ayrı eşit egemen devlete dayalı olacağı vurgulanmıştır. Önümüzdeki süreçte KKTC'nin önünü açarak tanınması için seferberlik ilan etmekten başka yolumuz yoktur.

 

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları