O yazardan Binali Yıldırım'a Theresa May göndermesi!

O yazardan Binali Yıldırım'a Theresa May göndermesi!
İngiltere Başbakanı Theresa May'in istifasını köşesine taşıyan Fehmi Koru, Binali Yıldırım'a "Theresa May büyük bir altüst oluşun ortaya çıkardığı hengamede başbakanlığa gelmişti. Şimdi en ağır sözler partisinden sarf ediliyor" göndermesinde bulundu.

23 Haziran İstanbul seçimlerini köşesinde taşıyan Fehmi Koru, AKP'nin kendi içinde bile eleştirildiğini söyleyerek, "31 Mart’ta yapılan seçimde ittifak cephesi yine önde çıktığı halde, AK Parti’nin oyunun yüzde 40’ın altına düştüğünün belli olması, büyükşehirlerin çoğunda belediye başkanlığını kaybetmesi, özellikle Ankara ve İstanbul’da adaylarının başarılı olamadığının anlaşılması ile birlikte kendi medyasından bile eleştirel itirazlar yükselmeye başladı" ifadelerini kullandı.

23 Haziran'ın kritik bir eşik olacağına dikkat çeken Koru, "Henüz The Telegraph keskinliğinde olmasa ve yine henüz lideri sorgulama biçimini almasa bile, onun işbaşına getirdiği yönetim kademesine ve eliyle seçtiği adaylara yönelik olumsuz değerlendirmeler dikkat çekici" diye yazdı.

Öte yandan Binali Yıldırım'a İngiltere Başbakanı Theresa May'i hatırlatan Koru, "Binali Yıldırım duysun istemem, ama şu bir gerçek: Theresa May büyük bir altüst oluşun ortaya çıkardığı hengamede parti liderliğine ve başbakanlığa gelmişti. O günlerde ülkeyi çekip çevirecek tek kişi olarak görülüyordu. Şimdi ise gözyaşlarıyla ayrılıyor ve arkasından en ağır sözleri partisinin propaganda mekanizması içerisinde yer alanlar sarf ediyor. Politika böyle bir şey işte" dedi.

İşte Fehmi Koru'nun o yazısı:

AK Parti 17 yıldır iktidarda. Geçen yıl genel başkanını ‘tek adam’ olabilmesine imkan sağlayan bir anayasa değişikliği referandumu ile cumhurbaşkanı seçtirdiği gibi, genel seçimde beş yıllık iktidarını da perçinlemişti.

Elbette başarı bu. Tayyip Erdoğan yüzde 52 oyla cumhurbaşkanı seçildi; AK Parti genel seçimde halkın yarısına yakınının oyunu ‘Cumhur İttifakı’ saflarında toplayabildi.

Ancak işte görüyorsunuz, 31 Mart’ta yapılan seçimde ittifak cephesi yine önde çıktığı halde, AK Parti’nin oyunun yüzde 40’ın altına düştüğünün belli olması, büyükşehirlerin çoğunda belediye başkanlığını kaybetmesi, özellikle Ankara ve İstanbul’da adaylarının başarılı olamadığının anlaşılması ile birlikte kendi medyasından bile eleştirel itirazlar yükselmeye başladı.

Henüz The Telegraph keskinliğinde olmasa ve yine henüz lideri sorgulama biçimini almasa bile, onun işbaşına getirdiği yönetim kademesine ve eliyle seçtiği adaylara yönelik olumsuz değerlendirmeler dikkat çekici.

Şimdi yaşanana bakılırsa, İstanbul’da 23 Haziran’da yenilenecek seçim bu alanda bir kritik eşik olacağa benziyor.

Şapkada tavşan var (mı)

AK Partili dostlarla birlikte olduğum ortamlarda aldığım izlenim şu: Hepsinin aklında 31 Mart seçimi öncesi kampanyasının şimdi unutulan ‘beka sorunu’ kavramıyla birlikte dillerden hiç düşmeyen “İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi de kaybeder” eşitlenmesi var. İlk raundda İstanbul kaybedildi. Ak Partililer “Bu defa da mutlaka bir şeyler yapılacaktır” beklentisine girdiler. YSK seçimin yenilenmesi kararıyla ‘bir şeyler’ yapmış oldu.

Bugün de, AK Parti çevresi “Yine kazanırız” beklentisi içerisinde.

Tıpkı 7 Haziran 2015 seçiminde yüzde 40’a dayanan oyla Meclis’te çoğunluğu kaybedince hükümeti muhalefete bırakmadığı, acil seçim kararı almayı ve altı ay sonra o seçimde oyları yüzde 50’ye yaklaştırıp iktidarını sürdürmeyi başardığı gibi, şimdi de 23 Haziran’a aynı beklentiyle yaklaşılıyor…

İstanbul’un kaybedildiği 31 Mart seçiminin rövanşı olarak…

23 Haziran İstanbul’un yeniden kazanıldığı tarih olacak; beklenti böyle…

Ya öyle olmazsa?

Herhalde sizler de çevrenizden aynı izlenimi alıyorsunuz: AK Partililer bu soruyu akıllarına getirmek istemiyorlar. “Ne yapılır yapılır, bu seçim alınır” diye düşünüyorlar. ‘Şapkadan tavşan çıkarma’ benzetmesi hepsinin dilinde…

Bir ihtimal daha var

Öyle düşünmelerine -ve hatta şapkadan birden fazla tavşan çıkmasına- rağmen ya Binali Yıldırım seçimde kazanabileceği bir oy alamaz, ipi göğüsleyen Ekrem İmamoğlu olursa?

Şunun şurasında seçime sadece dört hafta kaldı. Onun da on günü bayram tatili. İstanbulluların çoğu resmi tatillerini gürültüden uzak yerlerde geçirecekler. Kanaatlerin değişmesi için geride kalan az gün yeterli olabilecek mi?

CHP çevreleri, kendi yaptırdıkları kamuoyu yoklamaları ile bağımsız kuruluşların araştırmalarının adaylarını üç ile beş puan rakibinin önünde gösterdiği iddiasındalar. 31 Mart sonrası havanın adayları lehine oluştuğuna da inanıyorlar. Sandıklara daha fazla sahip çıkmak için çalıştıkları anlaşılıyor.

Kampanya kurmaylarından biri, bana, “Sadece A planımız yok, B, C, D planlarımız da hazır”dedi.

Ancak aynı kişi de, AK Partililer gibi, ‘şapkadan tavşan çıkabilir’ beklentisini dile getirmeden edemedi.

Binali Yıldırım duysun istemem, ama şu bir gerçek: Theresa May büyük bir altüst oluşun ortaya çıkardığı hengamede parti liderliğine ve başbakanlığa gelmişti. O günlerde ülkeyi çekip çevirecek tek kişi olarak görülüyordu. Şimdi ise gözyaşlarıyla ayrılıyor ve arkasından en ağır sözleri partisinin propaganda mekanizması içerisinde yer alanlar sarf ediyor.

Politika böyle bir şey işte.

  • Yorumlar 4
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.