PKK/PYD ile Genişletilmiş Müzakere Süreci

A+A-
Cahit Armağan DİLEK

Önceki günkü yazımızda İstanbul seçimlerinin yenilenme kararının çıkabileceğini belirtip bunun da Türkiye'yi kuşatan, elini kolunu bağlayan ekonomi, dış politika ve güvenlik alanlarındaki krizlerin konuşulmasını engelleyeceği uyarısında bulunmuştum.

Ve seçim yenilenince elbette birisi kazanacak ama toplamda Türkiye kaybedecek demiştim. Öyle de oluyor. Çünkü seçimin yenilenme kararı sadece İstanbul'u etkilemeyecek, başta Suriye kuzeyi olmak üzere Doğu Akdeniz'teki gelişmeleri de etkileyecek.

Türkiye öyle bir açmaza sokuldu ki Suriye ve Türkiye'deki gelişmeler birbiriyle doğrudan bağlantılı hale getirildi. İstanbul seçiminin yenilenme kararı ile Suriye'deki gelişmeleri birbirinden ayrı ele almak mümkün değil.

Bu doğrudan bağlantının kanıtı ise aynı gün İmralı'daki PKK elebaşının 8 yıl aradan sonra avukatlarıyla görüşmesiydi. Görüşmeyi vahim yapan ise teröristbaşının talimat ve vaadler veren mektubunun okunmasıdır. Bu mektubun 2013 ve 2015 Nevruzlarında meydanlarda okunan mektubundan ne farkı var?

Suriye'deki ABD planlarıyla Türkiye'de olup bitenleri ayrı tutmamak lazım, hepsi pazılın parçaları. Önceki gün itibariyle taşlar da yerine oturdu.

S-400 nedeniyle kanlı bıçaklı gibi gösterildiğimiz ABD ile Suriye'de aslında kankayız. Amerikan gemisindeyiz. Yerel kaynaklar, PYD'liler, ta 2016'daki Menbic operasyonundan bu yana Amerikalı sözcüler, Şubat 2019'da AB temsilcisi, son olarak ABD Dışişleri yetkilisi Türkiye'nin dolaylı olarak PYD/YPG ile görüştüğünü söylediler. Bütün bu dolaylı görüşmelerde ABD arabulucu rolünde.

İşte tam da burada teröristbaşının son mektubuna tekrar bakalım. Kısa ama iyi çalışılmış bir mektup. Her ne kadar sarayın iletişim başkanı "yok öyle bir şey" dese de devletin kontrolünden sonra kamuoyuna açıklanan bir metin. Metindeki mesajların nereye gideceği önceden görülüyor. Böylece devletin aleyhine bir mesajın verilmesine izin verilmesinin önüne geçiliyor. Devletin razı olduğu mesajlar var yani.

Mektupta birkaç mesaj var.

Birincisi içinde bulunduğumuz süreçteki sorunları çözmek için yeniden müzakere istiyor.

İkincisi, sadece Türkiye ve bölgedeki sorunların birlikte ele alınsın diyor. Buradan kasıt Suriye olduğu aşikar.

Üçüncüsü, Suriye kuzeyindeki güvenli bölgeyi tarif ediyor. Bunun için de PYD/YPG'yi kamufle eden SDG'yi muhatap gösteriyor. Türkiye'nin hassasiyetlerine duyarlı olunmalıdır diyerek bağımsızlıktan falan şimdilik bahsetmeyin, sınır hattından saldırı da yapmayın diyor.

Dördüncüsü, teröristbaşının sözde tecritinin kaldırılması için açlık grevinde olanlara da doğrudan bırakın demiyor ama şimdilik sesimi açtılar böyle devam ederse grevleri bırakırsınız yoksa devam edersiniz talimatı veriyor.  Ama onları kutsamaktan da geri kalmıyor.

Beşincisi, 2013 Nevruz'undaki mektubun yaptığı atıfla verilen Türkiye'nin Kürtlerin ve Türklerin ortak vatan olduğu mesajı. Aslında 2013 metni çok geniş ve dağınıktı. Sanki araya sıkıştırılan keskin mesajlar gözden kaçırılmıştı.  Ocak 2015 Dolmabahçe mutabakatıyla maddeler haline gelmiş 2015 Nevruz'unda da yine teröristbaşının mektubu olarak okunmuştu. Ben de o metnin Türk-Kürt Konfederasyonu talebi olduğunu söylemiştim.

Teröristbaşı o mektupta "Orta Doğu'nun demokratik ortak evini inşa etmeye çağırıyorum" demişti. Yani teröristbaşı hayalini kurduğu konfederal yapıyı sadece Türklerle Kürtlerle sınırlı tutmuyor, başkalarının da katılabileceğini söylüyordu. Türkiye'ye sokulan 5 milyon Suriyeliyle birlikte artık Türk-Kürt-Arap Konfederasyonu kastettiği anlaşılıyor.

Bütün bunlarla birlikte Türkiye ile ABD arasındaki kriz konularında hiçbir ilerleme olmadığı ve ABD'nin milim geri adım atmadığı gibi aksine derinleşirken Türk yetkililerin Suriye kuzeyindeki güvenli bölge konusunda görüşlerimiz yakınlaşıyor açıklaması yapması da manidar.

Teröristbaşının son mektubundaki SDG vurgusu ABD planlarıyla uyumludur. Türk devletinin kontrolünden geçen metindeki bu ifade Türkiye'nin de SDG'yi kabulleneceği anlamına gelmez mi?

Teröristbaşının son mektubuna Kandil'den gelen bir yanıt var. Görünüşte karşıymış gibi dursa da SDG vurgusunu üstü kapalı takdir edip açlık grevinin şimdilik devamını istiyorlar.

Gelin pazılın parçalarını yerine koyalım.

Suriye kuzeyinde ABD ile Türkiye mutabakatı açıklanacak. Sınıra Türkiye'ye müzahir Kürt ve Arap silahlı gruplar gelecek ABD kontrolünde devriye dolaşacak, sınırın bu tarafında da Türk askeri olacak.

Suriye kuzeyinde ABD ve PYD'nin dediği olurken İstanbul'da da Türkiye İttifakı kurulacak. Teröristbaşının 2013 Nevruz (örtülü olarak da 2015 Dolmabahçe ve Nevruz) mesajına vurgusu da tam da bu yüzden. Cumhur İttifakı'nın HDP ile değil Türkiye'nin tüm halklarıyla daha çok da Kürt kardeşleriyle ittifak yapacağı iddia edilecek.

Hem Türkiye hem Suriye'yi kapsayan ABD moderatörlüğündeki bu gelişmeler evet sarayın söylediği gibi sadece Türkiye'de yeni bir çözüm süreci olmayabilir ama Suriye'deki PYD'yi de kapsayan Genişletilmiş Müzakere Süreci olacaktır. Böylece Türkiye İttifakıyla müzakere süreci de birbiriyle bağlantılı hale geliyor.

 

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları