Suriye bölünmeye doğru gidiyor!

A+A-
Cüneyt MENGÜ

Son günlerde Suriye'nin kuzeyinde yer alan Fırat'ın doğusu ve batısında yaşanan gelişmelerden anlaşılacağı üzere, Türkiye'nin kaygılarını gidermek için geçici olarak çözüm senaryoları önerilse de, ne ABD'nin, ne de Rusya'nın öngördükleri hedeflerinin engel olmayacaktır.

Son zamanlarda Fırat'ın iki yakasındaki duruma bakıldığında, bölgede meydana gelen eş zamanlı olayların tesadüfi olmadığı ve Suriye'nin bölünmesine hizmet ettiği anlaşılmaktadır. ABD'nin Fırat'ın doğusunda oluşturmaya çalıştığı sözde güvenli bölge senaryosu, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) şimdilik askeri operasyon olasılığını neredeyse yok sayılacak duruma getirmiştir.

Fırat'ın batısında ise, geçen yıl yaşanan şiddetli olayların tırmanmasını önlemek için imzalanan Soçi Mutabakatı ile oluşturulan çatışmasız noktaların 12'si TSK gözetimine verilse de, bu durum mutabakatta imzası olan Rusya'nın desteği ile Şam yönetimi tarafından alenen ihlal ediliyor.

Nitekim yaşanan bu gelişmelerin ardından ABD ve Rusya tarafından ilginç hamleler de yapılmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, birkaç gün önce Moskova'da düzenlenen MAKS-2019 Uluslararası Havacılık ve Uzay Fuarı'nın açılış törenine katıldı.

Bu ziyaret esnasında S-400'lere ait ikinci bataryanın gönderilmesi ve fuarda sergilenen SU-57 uçağı ile ilgili Erdoğan ve Putin arasında yaşanan yakın diyaloğa istinaden Türkiye'ye F-35'leri vermeme şantajını kullanan ABD şimdi de bu durumun revize edilmesinden söz etmektedir.

Öte yandan Rusya'nın yarı resmi haber ajansı RT hazırlamış olduğu ankette; "Kürtlerin Suriye'nin Kuzeyinde federasyon ilan etmelerine destek veriyor musunuz?" sorusuna verilen yanıtların %60'ı "Evet" yönündedir. Buna paralel olarak, Rusya ile ABD arasında Suriye'nin Kuzeyinde oluşturulacak yapı hakkında bir anlaşma yapılmış olabilir mi? sorusu akıllara gelmektedir.

Bazı batılı medyada yayınlanan haberlere göre, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) çekilmesi ve önerilen bölgenin boyutları tartışılırken ne Washington, ne de Ankara'da güvenli bölge adı altındaki anlaşmanın detayları hakkında bilgi verilmemektedir.

Pentagon, sözü edilen bölge ile ilgili olarak Güvenli Bölge adını kullanmaktan imtina ederken, Ankara Barış Koridoru olarak nitelendirmektedir. Kürt grupları ise kendilerine göre, bölgenin güvenli olmadığı konusunu kabul etmemektedir.

Londra çıkışlı Shark el-awsat gazetesinin 28 Ağustos tarihinde yayınladığı habere göre; SDG'nin Washington temsilcisi yaptığı açıklamada; Son zamanlarda bölgede olup bitenlerin tamamen ABD ile SDG arasında koordineli bir şekilde yürütüldüğü, Türkiye'nin bölgede tek taraflı askeri varlık gösteremeyeceği ve ortak devriye görevinin ise haritada görüldüğü gibi 5-15 Km'lik tampon bölgelerinde aşamalı olarak gerçekleşeceğini söylüyor. Bu konunun ilginç yanı ABD yetkililerinin de benzer ifadeyi kullanmalarıdır.

Aynı temsilci, Suriye sınırında oluşturulmaya çalışılan Güvenlik Mekanizması, Ankara'nın talep ettiği 32 Km'lik derinlik olarak değil, haritada görüldüğü gibi Tel Abyad ile Ras el-Ayn arasında 5 km ve bazı noktalarda da 9 km.'lik derinliğin aşamalı olarak yapılacağını sözlerine eklemiştir. Sözcü, ayrıca çekilmesi öngörülen SDG yerine ABD ile koordineli olarak yerel yönetim güçleri yer alacak, demiştir. Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bölgede kukla bir yapının var olduğu, nitekim bu yapının halktan vergi topladığı, kendilerinin oluşturduğu yargı sisteminin kurulduğu ve 60 bin silahlı teröristin bulunduğu ileri sürülmektedir.

New American Institute'de görevli ve Türk-Arap konularında uzman Barak Barfi, Suriye konusu ile ilgili yapmış olduğu açıklamada, ABD'nin son hamlesinin hiçbir tarafa zarar vermeden Türkiye ile Kürtler arasında bir orta yol bulma çabası olduğunu belirtti. Ayrıca Barfi, Ankara'nın SDG'nin bölgeden tamamen çekildiğini görmeden sessiz kalmayacağını da sözlerine ilave etti.

Yapılan açıklamalarda, PKK uzantısı PYD'nin Amerika'nın vaz geçilmez bir müttefiki olduğunu vurgulamış ve Türkiye'nin de bir terör örgütüyle bir araya gelmeyeceği dikkate alınmamıştır. Bu gelişmelerden anlaşılacağı üzere, Suriye'nin kuzey doğusu ve kuzey batısında yaşanan senaryolar ve kritik süreç çok dikkatli analiz ve takip edilmelidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin ve İran Devlet Başkanı Ruhani, 16 Eylülde Ankara'da üçlü bir zirvede buluşacaklar. Bu zirvede İdlib konusu başta olmak üzere Suriye'nin geleceği ele alınacak. Bize göre, Ankara zirvesinde Astana Mutabakatı'nda yer alan ve Suriye halkının demokratik taleplerinin karşılanmasını sağlayacak, yılan hikâyesine dönen Anayasa Komisyonu'nun kurulması öncelikli olarak gündeme alınmalıdır.

 

  • Yorumlar 7
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları