Suriye Kuzeyinde "Casus Belli"

A+A-
Cahit Armağan Dilek

ABD Savunma Bakanı Mattis'in açıkladığı Türkiye-Suriye sınırında gözlem noktaları kurma kararı Suriye savaş alanında yeni bir safhaya geçildiğini gösteriyor.

Türk tarafının hem çelişkili hem cılız tepkilerle karardan önceden haberlerinin olmadığını ima etmeye çalıştıkları görülüyor.

Ama kararın açıklanması DİB Çavuşoğlu'nun Vaşington'da Pompeo ile, MSB Akar'ın ABD Genelkurmay Başkanı Dunford ile Kanada'da görüşmesi sonrasında olması Türk Bakanların açıklamalarını boşa çıkarıyor.

MSB Akar, kararın ABD'nin bölgedeki algısını terör örgütlerini destekliyor bağlamında olumsuz etkileyeceğini öne çıkarıp ABD'yi sözde eleştiriyor. Halbuki Türkiye'nin karar vericilerinin öne çıkarması gereken husus ABD'nin imajı ya da algısıyla değil Türkiye'nin güvenliğiyle geleceğiyle ilgili olmalı.

Çavuşoğlu ise ABD'ye "Fırat'ın doğusunda kontrol sizde ise, öyleyse orada Türk tarafına sınırdan terörist saldırısını engelleyin" dediklerini açıkladı. Bu ifadeler aslında tam da ABD'lilerin Türkiye'den beklediği açıklamadır. Nitekim Mattis oluşturulacak gözlem noktalarıyla sınır hattının izleneceğini ve gerektiğinde tehditlere karşı Türkiye'nin uyarılacağını açıkladı. ABD'li yetkililer ayrıca gözlem noktaları ile ilgili olarak Türk tarafını bilgilendirdiklerini söylemesine rağmen Türkiye'den bunu yalanlayan açıklama gelmemesi manidar.

Konuyla ilgili can sıkıcı açıklama ise Salı günü geldi. Konuyla ilgili olarak koalisyon sözcüsü üzerinden yaptığı açıklamada ABD, adeta Türkiye'yi gözlem noktaları uygulamasını kabul ettirmek için tehdit ediyor. Açıklamada gözlem noktalarının orta Fırat bölgesinden ve Suriye'nin kuzeyindeki IŞİD'li teröristlerin Türkiye'ye geçip saldırı yapmasını da engelleyeceği öne çıkartılarak Türkiye'ye "Eğer ABD'nin bu kararı kabul edilmezse Türkiye'nin IŞİD terörüne maruz kalabileceği" mesajı veriliyor.

Türkiye bu tür tehditlere pabuç bırakmamalı. Ancak gerek Ege ve Doğu Akdeniz'de gerek Suriye'de bu tür gelişmelere karşı Türkiye'den gelen "Türkiye'ye rağmen kimse adım atamaz, Türkiye istemezse olmaz" şeklinde artık standart hale gelen tepkiler veriliyor. Lafta kalan bu tepkiler Türkiye'nin caydırıcılığını da iyice azaltıyor.

Hâl böyle olunca sahada "atı alan Fırat'ı da geçmiş, Akdeniz'i de geçmiş". Türkiye hamleleri sadece söylemde kalmamalı söylediklerini hayata geçirebilecek bir stratejiyi süratle uygulamalı. Çünkü dört bir tarafından Türkiye'yi kuşatan senaryolar artık gerçekleşme aşamasındadır, geçen her bir dakika Türkiye'nin aleyhinedir.

Suriye'de ABD'nin Türkiye sınırına gözlem noktaları kurması sınır hattını Türkiye'ye karşı, Fırat'ın doğusunu korumak üzere Fırat nehri boyunca SDG-YPG ile birlikte yığınaklar, üsler kurması Fırat'ı Rusya-Suriye-İran üçlüsü ve milislerine karşı, bir cephe hattına dönüştürüyor. ABD bu cephe hatlarıyla çevrelediği bölgedeki özerk yapıyı daha belirgin hale getirip Fırat'ın doğusunun tamamen ayrı bir yönetim altına aldığını da gösteriyor.

Böylece Suriye'nin ilk etapta fiziki bölünme olmasa da yeni Suriye Anayasası ile birlikte federal bir yapıya kavuşmasının temellerini de atıyor. Suriye'nin dış sınırları değişmese bile iç sınırlarının keskinleştirilerek, bölünmenin alt yapısı hazırlanıyor. Yani bir dönüşüm süreci var. Aynen 2003'te Condoleezza Rice'ın Genişletilmiş Ortadoğu'da 23 ülkede dönüşüm yaşanacağını söylediği gibi.

Suriye'nin bölünmesi ve kuzeyinde de terör örgütlerinin kontrolünde özerk bölgeler oluşması Türkiye'nin bekasına yönelik en büyük tehditlerdendir. Orada durduramazsak domino taşı gibi dönüşüm-bölünme Türkiye'yi de etkileyecektir. Bu tehdidin laf-sözle bertaraf etmesi mümkün değil. Türkiye artık sahada kendisine karşı yapılan askerî hamlelere askerî olarak karşılık vermeli.

Türkiye artık geciktirilemeyecek bir karar noktasındadır. Trump'la Paris'te olmadı, Arjantin'de, orada da olmadı sonra görüşeceğim siyasetiyle Türkiye'nin güvenliği başkasının inisiyatifine terk edilemez.

Çünkü ABD'nin planı oylama sürecinde tehdit içerikli iknayla Suriye'deki federal yapıyı kabul ettirmektir. Pentagon'un son F35, S-400 raporu gibi sözde öneri özde tehdit içeren raporlar hep masada önümüze konacaktır.

Türkiye, Suriye kuzeyinde bir "Casus Belli-Savaş Nedeni" ilan etme karar anındadır.

Casus Belli'nin hedefi ABD'dir. Bu, ABD'nin PKK/YPG'ye yardıma devam etmesi Türkiye için artık savaş nedenidir ve aksi durumda Fırat'ın doğusuna müdahale edeceğinin mesajıdır.

Türkiye'yi yönetenlerin yıllardır hatalar zincirine düşen Suriye politikasızlığı Türkiye'yi açmaza sürüklemiş, hayati karar anına getirmiştir. Çok zor bir karar. Ama milletine, millî güç unsurlarına, TBMM'ye dayanan millî karar çıkış yolu olacaktır.

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları