Bugünkü Yazarlar Tüm Yazarlar
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Yalancı Şahitler Kahvesi

Vedat Türkali yazmıştı bu hikayeyi, hatta romanını yazacaktı ünlü Yalancı Şahitler Kahvesi’nin... Siyasi tarihimizdeki ünlü yalanları derleyip, güzel bir kurgu ile okuyucu ile buluşturmasını bir çoğumuz bekledik. Ama bende sabır kalmadı. Son yılların “gizli tanık” modasını mercek altına aldığım Silivri, Diyarbakır ve Erzincan’daki davalarla ilgili geniş hacimli “Gizli Tanıklar” adını vermeyi tasarladığım bir kitaba başladım bile...
Dilerseniz yıllar öncesine doğru uzanıp, kimilerinin İstanbul-Sultanahmet adliyesi yakınları, kiminin de Ankara’da o yıllar Samanpazarı’nda bulunan adliye yakınlarındaki yalancı şahitler kahvesine varıp bilinen ancak hatırlatmakta fayda gördüğüm ünlü kahvesini yazalım.
Sultanahmet Adliyesi’ne yakın Binbirdirek’te ünlü bir kahvehane vardır. Aylaklarla, uyanıkların takıldığı bu mekana aceleyle giren adamın biri “Şahit var mı?” deyince kahvenin yarıdan fazlası ayaklanıp işe talip olmuşlar. Ama herifin işi acil olduğu için üstü başı düzgün birini gözüne kestirip “yürü” demiş. Hızlı adımlarla adliyeye doğru yürürken: “Beyim davanın konusu ne?” diye yeni velinimete sormuş. “Alacak-verecek meselesi” cevabını alan bitirim hemen “Hâlâ ödemedi mi adi herif borcunu?” diye atılmış. Cebindeki paraya güvenen herif: “Sus be densiz borçlu olan benim” diye paylamaya kalkışsa da şahit adayı pişkinlikle: “Ödedin ya beyim kaç kere ödeyeceksin!.. İkisinde de yanındaydım. Birini de dayım anlattı...” diyerek yalancı şahitlikteki marifetini daha duruşmaya çıkmadan sergileyivermiş.
Bu ve buna benzer hikayeler sadece İstanbul ve Ankara’da değil, canım memleketimin dört bir yanında yaşanmış, dahası yaşanmaya devam ediyor. Kimileri yakınını, komşusunu, köylüsünü kurtarabilmek için gönüllü olarak mahkeme huzurunda yemin ettiği halde yapıyor yalancı şahitliği, kimisi de korkudan. Mahalle baskısı, örgüt tehdidi, devlet korkusuyla yapıldığı gibi, siyasi çıkar, maddi beklenti, geçmişin intikamı, sevap olur talimatı, yurt dışına çıkma, kimlik değiştirme gibi bir solukta sayabileceğim nedenlerle utanmadan, arlanmadan yeminler içip itina ile yalancı şahitlik yapılır durumda. Bu işi borsa haline getirenler de vardır. Pazarlığı kızıştırıp menfaat miktarını yükseltmek için bir sonraki celsede hatta temyiz aşamasında “Hakim bey daha önce anlattıklarım öyle değildi aslında...” diye başlayıp yalancı şahitlikten ceza almasını önleyecek şekilde ezberleri tekrarlar, davanın seyrini değiştirebilecek nitelikte yazılmış dilekçeye imza atarlar. İnandırıcı olsun diye el yazılı ifade veren de vardır. Türkçeyi hem bilmediğini söyleyip hem önceki beyanlarının tercüme hatası olduğunu iddia edenler de.
Silivri’de devam eden davanın gizli tanıklarının çoğunun asıl kimliği ortaya çıktı. Osman Yıldırım gibi kız kardeşini fuhşa teşvik etmek, adam öldürmek, gasp, silahlı soygun gibi onlarca suç işlemiş kişinin neredeyse iki yıldır neler yaptığına millet olarak tanık oluyoruz. Son üç aydır ben de Diyarbakır’da bir yıldır süren asit kuyuları davasını takip ediyorum. Binlerce sayfalık dosyaları okuyunca kafam allak-bullak oldu. Duruşma sırasında hakim, “Aradan 16 yıl geçti, nasıl hatırladın? Nereden duyup da mahkemeye geldin?” diye sorunca, “Roj TV’den seyrettim. Komşular anlattı...” cevabını verince salon kahkahaya boğulmuştu. “Kamil Atağ ve Albay Cemal Temizöz yaptırdı” diye ifade verenlerin “Kime, ne zaman, nasıl, nerede, ne ile” gibi soruların cevaplarını veremediğini görünce ister istemez: “Bu dersine iyi çalışmamış” diyerek işi espriye vurmuştum.
Erzincan’da da ünlü gizli tanık ifadelerinden bahsediliyor. Üstelik 13 taneymiş. İşin ilginç yanı bazıları önce Erzincan Savcısı İlhan Cihaner’e ifade vermiş. Sonra da gidip Erzurum’daki Osman Şanal’a...
Aralarında balıkçıdan, işportacıya, muhtardan, çobana kadar olan gizli tanıkların ifadeleri ile başsavcı, Ordu Komutanı, Jandarma Komutanı örgüt kurup darbe yapmakla yargılanacak. Önümüzdeki hafta dağları karlı Erzurum, Erzincan tarafına gidip gizli tanık ifadelerinin tamamını okumaya çalışacağım. Teyyo Pehlivan hikayeleri ile Naim Hoca kıssalarını dinlerken, Yalancı Şahitler Kahvesi’ni bulmaya çalışacağım.
Eğlencenin tadına doyum olur mu?

Yazarın Diğer Yazıları