27 Temmuz 2021 Salı
İstanbul Hava durumu İstanbul 23°C
Doviz verileri
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
YAZARLAR
Durmuş HOCAOĞLU
Durmuş HOCAOĞLU

Cumhurbaşkanlığı Oylamasındaki Dilemma: II

[email protected]
+
Aa
-
21 Ekim 2007 Pazar

İmdi konumuzu tekrar derhâtır edelim: Cumhurbaşkanı nasıl ve kim tarafından seçilmeli: Bizzat Millet’in kendisi tarafından, yâni doğrudan mı, yoksa, Millet’in vekilleri tarafından, yâni dolaylı mı? İlk şık, daha sıhhatli bir demokrasiye ve ikincisi ise daha sıhhatli bir rejime atıfta bulunuyor; aşağıda da temas edeceğimiz gibi pek de yanlış değil aslında, ancak tartışmalar bu kontekstte yapılmıyor - daha doğrusu yapılıyor da kontekst içindeki başka kontekstlerde; şöyle: İlk şıkkın taraftarlarınca Millet’in doğrudan Cumhurbaşkanı’nı seçmesi, millî irâdenin tam tecellî etmesi demek oluyor, ikincilerine göre ise, işbu ‘millî irâde’- Çankaya’ya “takunyalı” ve “sıkmabaş eşli” birisini çıkarmak gibi bir felâkete sebebiyet verebileceği için -  pek de hoş birşey olmadığından nâşî, en iyisi Meclis tarafından seçilmesi. Meclis’in tazyiklere veya darbelere karşı mukavemeti daha zayıf - yâni daha kolay te’dib ve terbiye edilebilir - olmasından hareket eden bu hesap oldukça akıllıca; ama ahlâkî mi? Kimin umurunda.
Ne var ki kısm-ı âzâmı îtibâriyle kör siyâsî ve ideolojik gevezeliklerden pek de daha fazla değerli olmayan bu hây u hûy ve gulgule ortamında, nâdir sayılabilecek ve intelijansiyamızın çapını aşıyor olmaktan mütevellid olsa gerek, hemen hiç yankı uyandırmayan bir yazı bundan tamı tamına dörtbuçuk ay evvel neşrolundu; mühim bir yazı, ama ne yazık ki arada kaybolup gitti.
Binnaz Toprak’ın 6 Haziran’da Radikal’de yayınlanan “Türkiye’de de Tartışılan Başkanlık Sistemine Yakından Bakış” isimli kısa ve özlü yazısından bahsediyorum. Sayın Toprak burada, bundan onbir yıl önce yayınlanmış, bir araştırmanın sonuçlarını veren makaleye dayanarak [*], özetle şunu söylüyor: 1950’den 1990’a kadar ya da bağımsızlık kazandıkları ilk yıldan 1990’a kadar olan süreçte, 135 ülke ve 224 rejim üzerinde yapılan araştırmaya göre, bu rejimlerden 101’i demokrasi, 123’ü ise diktatörlük olup, bunlar arasında yine aynı bu süreçte bu rejimlerin 40’ı demokrasiden diktatörlüğe, 50’si ise diktatörlükten demokrasiye geçiş yapmış. Burada en ziyâde dikkat çekilmesi gereken taraf ise, demokratik rejimler arasında 50’sinin parlamenter, 46’sı başkanlık ve 8’inin ise yarı başkanlık sistemiyle yönetiliyor olması.

Sonuç olarak ortaya çıkan manzara şu: Başkanlık sistemiyle çalışan demokratik rejimlerin diktatörlüğe kayma nisbeti, parlamenter demokratik sistemlere göre daha yüksek.

İşte bence asıl olarak müzâkere edilmesi lazım gelen mes’ele budur. Çünkü evvelen, Başkanlık veya Yarı-Başkanlık sistemi ile Parlamenter sistem arasındaki temel fark, sistemin ilkinde tamâmen, ikincisinde ise kısmen “kişi-merkezli” olmasına mukabil, üçüncüsünde “Meclis-merkezli” olması ve kişi merkezli sistemin Meclis’in ehemmiyetini tâli’bir mevkıe ittiğine dikkat edilmelidir; sâniyen, yine bununla ilintili olarak, beşyüzelli üyeli bir mecliste temsîl edilecek millî irâde ile tek kişinin şahsında temsîl edilecek millî irâdenin arasındaki fark, ikincisinin “çokçu”, birincisinin “çoğulcu”, yâni daha sahh demokrasi oluşudur. Ve sâlisen: Türkiye gibi ülkelerde daimâ kuvvetli şahsiyetlerin diktatörlüğe temâyül ettiği de gözardı edilmemelidir.

Ancak fikrimce, asıl olarak, kuvvetli ihtimâl ile, kişi-merkezli despotizm tehlikesi başka yerden, yeni anayasada ortaya konacak olan, aşırı derecede güçlendirilmiş başbakanlık müessesinden gelecektir.
Vazıyet böyle; ancak tabiî ki ben bu yazıyı sâdece tarihe not düşmüş olmak için yazıyorum, zîra, millî irâde, İslâmîleşmeyi utanma duymadan kaba bir şekilde “tehlike” olarak îlân hoyrat zihniyete karşı duyulan gayz ve öfke ile tecellî edecek büyük ölçüde ve bence sağlıklı da olmayacak; çünkü öfke ile kalkan zararla oturur.

[*] Sayın Toprak’ın “Adam Przeworski ve birkaç meslektaşının birlikte Journal of Democracy’nin 7.1 (1996) sayısında yayımladıkları önemli bir makale”  şeklinde kısaca zikrettiği ve John Hopkins Üniversitesi’nin neşrettiği sayısız dergilerden birisiolan Journal of Democracy’de yayınlanan bu mühim makalenin tam künyesi şöyle: Adam Przeworski; Michael Alvarez; Josè Antonio Cheibub; Fernando Limongi., “What Makes Democracies Endure?”., Journal of Democracy., E-ISSN: 1086-3214, Print ISSN: 1045-5736., 1996, Vol: 7, Issue: 1, pp.39-55

DİĞER YAZILARI
TÜM YAZILARI
DİĞER YAZARLAR
Dinle aldatmalar bağıra çağıra
Dinle aldatmalar bağıra çağıra
A. Yağmur TUNALI
Dinle aldatmalar bağıra çağıra
Akademik yobazlık ve yalan haberler...
Akademik yobazlık ve yalan haberler...
Arslan BULUT
Akademik yobazlık ve yalan haberler...
Gâvurun ekmeğini yiyen gâvurun kılıcını çalar
Gâvurun ekmeğini yiyen gâvurun kılıcını çalar
Arslan TEKİN
Gâvurun ekmeğini yiyen gâvurun kılıcını çalar
Ekonomi yönetimi bu kadar yanlışı nasıl başardı?
Ekonomi yönetimi bu kadar yanlışı nasıl başardı?
Esfender KORKMAZ
Ekonomi yönetimi bu kadar yanlışı nasıl başardı?
Türkiye, bir nesli kaybediyor
Türkiye, bir nesli kaybediyor
Fatma ÇELİK
Türkiye, bir nesli kaybediyor
Afganistan'da hüsrana uğrarız
Afganistan'da hüsrana uğrarız
Orhan UĞUROĞLU
Afganistan'da hüsrana uğrarız
Düşman ekmeği yiyen düşman kılıcı sallar!
Düşman ekmeği yiyen düşman kılıcı sallar!
Özcan YENİÇERİ
Düşman ekmeği yiyen düşman kılıcı sallar!
Filenin yüz akları…
Filenin yüz akları…
Selcan T. HAMŞİOĞLU
Filenin yüz akları…
Hesaplaşmadan helalleşmek!.
Hesaplaşmadan helalleşmek!.
Vedat BAYRAM
Hesaplaşmadan helalleşmek!.