AYM’nin şaşırtan kararları

Geçtiğimiz hafta AYM, fırsat bulup değerlendiremediğim, duyan hemen herkesi şaşırtan bir kaç karara imza attı. Bir kaç başka kararla birlikte, WhatsApp gruplarında insanların birbirlerine gönderip yorumlamaya çalıştığı bu kararlarla, Cumhurbaşkanının tartışmalı yetkilerini barındıran 2018 tarihli 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK) bazı hükümlerini iptal etti.

İlgili düzenlemeleri hatırlayalım:

İlk olarak, rektörlerin Cumhurbaşkanı tarafından atanmasına dair düzenleme, kamu hizmetine girme hakkına dair düzenlemenin Anayasa’nın mülga 91. maddesine göre, KHK ile düzenlenemeyecek yasak alanda olması nedeniyle,

Merkez Bankası Başkanı’nın görev süresini düzenleyen hükmün yürürlükten kaldırılmasını öngören maddenin KHK ile düzenlenemeyecek yasak alanda olması nedeniyle,

TRT Genel Müdürü’nün en yüksek devlet memuru aylık ve sözleşme ücreti almasına dair düzenlemeyi mülkiyet hakkına ilişkin olduğu ve KHK ile düzenlenemeyecek yasak alanda olması nedeniyle,

YÖK üyelerinin atanmasına dair değişikliğin, 112’ye asılsız ihbarda kesilen para cezasına dair düzenlemenin, subayların rütbe bekleme sürelerinin uzatılmasına ve kısaltılmasına dair düzenlemenin, vali yardımcılarının Doğu hizmetlerine dair düzenlemeyi kaldıran değişikliğin, KHK ile düzenlenemeyecek yasak alanda olması nedeniyle iptaline hükmetti.

Görüldüğü üzere tamamı usulen yapılan yanlışlığın geç kalınmış” iptalleriydi.

Malumunuz benzer bir iptal de geçtiğimiz günlerde CİMER için yapılmıştı.

Bu köşede bugüne kadar pek çok usule aykırılıktan bahsettik. Özellikle pandemi dönemi alınan önlemler, sokağa çıkma yasağına kadar, usulen Anayasa’ya aykırı alınmış kararlardı. Kamuoyunda dezenformasyon yasası olarak bilinen yasa ile Anayasa’dan kaynaklanan temel hak ve özgürlüklerimiz ihlal edildi.

Usule uygunluk hukukun güvencelerinden biridir. Şüphesiz, bu iptaller olumlu gelişmeler, ancak hukuk sistemindeki yıpranmışlığı çözecek ehemmiyette de -ne yazık ki- değiller.

Avrupa Parlamentosu seçimleri

Pazar günü gerçekleşen seçimler şaşırtmadı. EPP sandalye çoğunluğunu elinde bulundurmaya devam ederken, sol partiler sandalye kaybetti. Aşırı sağcı gruplardan ECR (Avrupa Muhafazakârlar ve Reformcular Partisi) sandalye sayısını 11 artırırken; ID (Kimlik ve Demokrasi) 58 sandalye kazandı.

Pazar günkü yazımda belirttiğim, yapılan tahminler doğru çıktı. Avrupa’da aşırı sağ yükselişte. Bu kapsamda, başta göçmen karşıtlığı yükselişte.

Şüphesiz bu seçim, ülkelerin ulusal seçimlerinde de karşılığını bulacak. Sağcı liderlerin yükseliş eğilimi sürecek. Aşırı sağcı Avrupa’nın seçimsiz bir sürece giren Türkiye’yle ilişkilerinin nasıl olacağını, zamanla göreceğiz…

Yazarın Diğer Yazıları