Bebek katili İsrail’e kim dur diyecek / Recep Muhlis GÜR

Bebek katili İsrail’e kim dur diyecek / Recep Muhlis GÜR

Recep Muhlis GÜR yazdı...

Hamas’ın askerî kanadının 7 Ekim sabahı gerçekleştirdiği “Aksa Tufanı” operasyonunu “bahane” eden İsrail, 17 gündür Gazze denilen açık hava hapishanesine sıkıştırılmış insanları hastane, okul, pazaryeri, cami kilise başta olmak üzere her yerde bombalıyor.

Çocuk, kadın, yaşlı demeden, Müslüman Hristiyan ayrımı yapmadan binlerce masum insanın kanını dökmekten çekinmiyor.

Bu savaş nasıl başladı?

ABD-İsrail ikilisinin uygulamaya koyduğu küresel merkezli Büyük İsrail Projesi’nin adımları atılıyordu.

İlk önce 2003 yılında ABD Irak’ı işgal etti. Sonra 2011’de ABD ve diğer batılı devletler tarafından Suriye işgal edildi.

Sıra gelmişti İsrail’in savaşla yayılma politikasına… Önce önündeki hazır problem Gazze’den işe başlamalıydı.

Ortamı ısıtmak için ilk önce Filistin halkının sinirlerinin gerilmesi gerekiyordu. Bunun için İsrail askerleri tarafından, hatta bazı bakanların da içinde bulunduğu İsrailli gruplar tarafından onlarca defa Mescid-i Aksa’ya baskınlar düzenleniyor ve birkaç ay zarfında 15 Filistinli öldürülüyordu.

Nihayet barut fıçısı haline gelmiş Gazze’deki Filistinliler ve HAMAS grubu yönlendirilmek suretiyle tahrik ediliyor ve HAMAS kuvvetleri paramotor denilen hava araçlarıyla havadan ve dozer-kepçe gibi iş makinalarıyla tel örgüleri devirerek karadan İsrail’e hücum etmek suretiyle savaşı başlatıyorlar.

Tabii ki, plan böyle çizildiği için İsrail Devleti, “Gafil avlandık, ani baskından haberimiz olmadı” numarasına yatıyordu. Zira ilerde öldüreceği milyonlara varacak Filistinli karşısında kendi kayıplarının bir önemi olmayacaktı. Ayrıca büyük bir işgal savaşını başlatmak için kamuoyunu kendi tarafına çekecek büyük bir olay gerekiyordu.

Saldırıdan sonra Netanyahu’nun, “Orta Doğu’yu değiştireceğiz” sözü, Biden’ın savaş kabinesini toplayıp, İsrail’e şartsız desteğini açıklaması, yine ABD’nin mevzi bir savaş için gerekmeyen dev uçak gemilerini göndermesi İsrail ve ABD’nin saldırı sonrasına hazır olduğuna işaret etmiyor mu?

***

CIA ve MOSSAD gibi dünyanın en güçlü istihbarat ağına sahip ABD ve İsrail Devletinin, Gazze sahiline sıkıştırılmış, giriş çıkışları bile İsrail tarafından kontrol edilen zavallı insanlar topluluğu haline gelmiş Filistinlilerin taarruzlarından haberdar olmaması kargaların bile güleceği şey olsa gerek.

Ve böylece başlatılan savaşta planın diğer safhalarına geçiliyor ve bu savaş İsrail tarafından tam bir katliama dönüştürülüyordu.

ABD, İsrail’e destek için bütçeden 14 milyar dolar para talep ediyor ve dünyanın en büyük iki savaş gemisini gönderiyor, arkasından Başkan Biden İsrail’e geliyordu.

Biden, Netanyahu’yu önce havaalanında kucaklıyor, arka odalara geçildiğinde ise; kulağına,

“Sen kadın, çocuk demeden bombalar yağdırmaya devam et, Filistin nüfusu en aza indirilmeli. En tepeden ve CFR’den gelen emir bu yönde, Kabala’nın gereği yapılmalı… Biliyorsun Batılı devletler kontrolümüzde ve bizi açıktan destekliyorlar, Müslüman devletlerin liderleri de bizimle birlikte ve onlar da kendi halklarını hamasi sözlerle oyalayacaklar… Bazı aşırı sağ ve sol gruplardan yürüyüşler falan olur, onları da hükümetler idare edecekler!” diyor…

Yalan mı?

Bir tarafta; nükleer silahlara sahip, Demir Kubbesi’yle meşhur, savaş uçakları, helikopterleri, denizaltıları, savaş gemileri, yüzbinlerce askeri ve arkasında ABD ve Avrupa gibi önemli destekleri olan İsrail Devleti,

Diğer tarafta; karadan, denizden ve havadan dünyaya kapatılan, 10 kilometre genişliğinde 42 kilometre uzunluğunda, elektriği, suyu kesilmiş, aç, susuz, 2 milyon 300 bin insanın yaşadığı dünyanın en büyük açık hava hapishanesindeki Gazze halkı ve HAMAS grubu.

Savaş başlayalı 18 gün olmuş. Binlerce insan bombaların altında can veriyor. İnsanlar ölmemek için hastanelere sığınıyor, hastane bombalanıyor, kiliselere sığınıyor kilise bombalanıyor, pazara gidiyor pazar yeri bombalanıyor.

Irak ve Suriye’de de böyle yapılıyordu, hatta öyle ki, orada insanlar hastanede, pazar yerinde ölen yakınları için taziye çadırları kuruyordu bu defada bu çadırlar bombalanıyordu. Zalim metot açıktı; insanlar nerede toplu halde bulunursa kadın, çocuk demeden orada havaya uçurulacak.

5 bin yıllık “savaşlarda kadına ve çocuğa kılıç kalkmaz” kanunu nerde kalmıştı? Batı medeniyeti bu muydu? Aslında Batı medeniyetini dünyaya barbar gösteren ABD-İsrail Yahudi ortaklığı değil miydi?

Acaba İsa peygamberden 600 sene önce yine Irak’ta hüküm süren Babil Hükümdarı Nebukadnezzar, Yahuda devletinin başşehri Kudüs’ü ve Süleyman Mabedi’ni yıktırırken ve Yahudileri bölgeden sürerken bu kadar zalim olmuş muydu?

İnsanlığın gözleri önünde cereyan eden, firavunlar dönemine taş çıkartacak yürekleri parçalayan bu insan soykırımına karşı neredeyse bütün dünya halkları ayağa kalkıyordu.

Ve saflar şöyle oluşuyordu:

Bir tarafta soykırıma dur diyen;

ABD’de Kongre binasına yürüyen on binlerce insan seli; ve bu yürüyüşte en ön safta fötrleri, uzun sakalları ve saçlarıyla Yahudiler ve yanı başlarında ellerinde Filistin bayraklarıyla, sakallı Müslümanlar.

Yine ABD’de Dışişleri Bakanlığı'ndan bir genel müdür, ABD yönetiminin İsrail yanlısı tutumunu daha fazla destekleyemeyeceğini belirterek istifa ettiğini duyuruyor,

Hollanda’da ise çeşitli bakanlıklara mensup 300’den fazla üst düzey yetkili hükümetin İsrail’e destek vermesini protesto ediyordu.

İngiltere Başbakanı Sunak, İsrail katliamlarına destek için İsrail’e giderken Londra’da yüzbinleri bulan insan seli O’nun Başbakanlığı binasına yürüyordu.

Ve Dünyanın Batılı birçok başkentinde büyük çaplı yürüyüşler yapılıyordu.

Bu arada İslam ülkelerinde yapılan bazı protesto gösterileri, Türkiye’de birçok şehir meydanlarında ve İsrail temsilcilikleri önünde yapılan ve yer yer devam eden halk gösterileri…

En takdir edilmesi gerekenler de ABD’nin Hollywood aktörleri, diğer sanatçıları ile Türkiye’nin film aktörleri ve diğer sanatçılarının protestolarıydı.

Diğer tarafta oluşan safta ise; İsrail’in yaptığı soykırıma destek veren ABD ve bazı Batılı devletlerin yöneticileri ile, Müslüman katliamını kınamakla geçiştiren, neticesiz toplantılar yapan ve bir şey yapıyormuş gibi ortalıkta dolaşan Müslüman devletlerin yöneticileri.

Türkiye diğer İslam ülkelerinden farklı olduğunu göstermeli, daha düne kadar yani benim ve sizlerin dedelerimizin zamanına kadar Osmanlı’ya bağlı bir köy olan Gazze’de yaşanan soykırıma dur demelidir.

Devlet yetkilileri, sonuçları İsrail’e dokunan ve onları ateşkese mecbur eden; İsrail’le yapılan anlaşmaların iptali mi olur, ekonomik yaptırımlar mı olur, barış gücü askeri göndermek mi olur her ne ise derhal gereğini yapmalıdırlar.

Hastane ve okul bahçesinde oynarken bombalarla parçalanan zavallı çocukların, hastanelerde elektriksizlikten ve ilaçsızlıktan ölen bebeklerin günahsız ruhları, bu zulmü yapanların da göz yumanların da ölünceye kadar peşlerini bırakmasın.