Bölerek yönetmek

A+A-
Ahmet GÜRSOY

Partili Cumhurbaşkanlığı sisteminin eleştirisini yapanlar içinde bulunduğumuz siyasi şartları geleceğini öngörmüştü. Düşe kalka ilerlemekte olan Türk demokrasisi, 2017 Referandumundan sonra hakikaten de söylendiği gibi, özgürlükleri daraltmayı sürdürüyor.

Eğer muhalifseniz, söylediklerinizin hiçbir önemi yok. Yüzde yüz haklı da olsanız, haksız duruma düşebilirsiniz.

Avrupa'dan Asya'dan nereden bakarsanız bakın, Türkiye'deki siyasi manzara insanları boğuyor. Halkın kendi kendini yönettiği ya da yönetmesi gerektiği bir ülkede, çok seslilik olmayacak mı? Çok parti varsa bir o kadarda farklı siyasi görüş olması normal değil mi? Ve bu görüş sahiplerinin siyasi fikirlerini kendi kendini yönetmesi gereken halka ulaştırması gerekmez mi?

Gerekir, diyorsanız, sorarım: Hani ulaştıracak kanallar?

Tek sesli basınla demokrasi ve çok partili sistem yürümez. Ancak tek parti yönetim sistemleri yürür. O da özgürlükçü olmaz.

      Türkiye'de siyasi iktidar çevreleri, istiyorlar ki hep biz konuşalım ve her zaman bizi haklı bulsunlar. Gazeteler bizim söylediklerimizi doğrudur diye haber yapsın. Televizyonlar, hep bizim görüşlerimizi haklı olarak sunsun. Bizim için hoş olmayan haberleri yapmasın. Bizim dışımızda çatlak ve aykırı sesler konuşmasın.

Ya konuşursa?

Bu kesinlikle doğru olmaz.

Niye olmaz?

Çünkü karşıt görüşler ya haindir, ya düşman.

Peki, sizin dışınızdakiler hain ya da düşmansa, bu ülkede nasıl demokrasi uygulanacak? Muhalefetin olmadığı siyasal sisteme demokrasi denir mi? Muhalefet yoksa halk sizin yaptığınız yanlışları nereden ve kimden öğrenecek?

AKP iktidarının bir ölçütü de yok. Diyorsunuz ki ortada anayasa var, genel kurallar belirli. Herkes "anayasaya sakat duyacağım"  yemin etti, ama uygulamada böyle bir sadakatin var olup olmadığı şüphelidir.

İşte en son örneği baro başkanlarına uygulanan şehre sokmama yasağı. Hâlbuki Anayasa açık: "Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,  millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir."

Yoruma gerek var mı?

Yok…

Benim ülkemde siyasetçilerin zihin yapısını anlama kılavuzu lazım. Adamlar durduk yerde, sorunun olmadığı yerde sorun çıkarıyor.

Birlik bütünlük olan yere ayrımcılık getirmek istiyor?

İnsan sormadan edemiyor?

Neden, niye böyle yapıyorsunuz?

Barolar bölünürse, ülkeye faydası olacak mı? Hukuk ve adalet düzeni bir aşama daha yükselecek mi? Mahkemelerdeki güvensizlik ortadan kalkacak mı? Halkımız eskisinden çok daha mutlu olacak ve huzura kavuşacak mı?

Bunların hiçbirinin olmayacağını herkes biliyor.

Bir istişare, bir tartışarak sorun çözme rejimi olan demokrasi yerine, "hep ben haklıyım ve benim dediğim doğrudur" dayatmasıyla, sonrasında da kavga gürültüyle, dövüş çekişle kanun çıkararak ülke yönetilir mi?

Allah rızası için insanlara huzurlu bir gün gösterseniz olmaz mı? Ekonomiye odaklansanız, işsizliği çözseniz, Ege adalarına yönelseniz, zamanınızı, Libya'da bizi tehdit edenlere ayırsanız olmaz mı?

Son soru: Bölmeden yönetemez misiniz?

  • Yorumlar 7
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58