Kur lobisi bellidir

A+A-
Esfender KORKMAZ

Ekonomi yönetimi, yaşamakta olduğumuz krizi kabul etmiyor. Bu yaşadıklarımızın dış güçlerle  bağlantılı lobiler olduğunu savunuyor.

Aslında geçmişte yaşadığımız 2001 krizinde de o zamanki Hükümet değil fakat spekülatif sermaye yanlıları, kurlarda artış isteyenleri "kur lobisi'' olarak suçlamıştı.

Bu gün TL'nin aşırı değer kaybı hem üretimde ithal girdi payının yüksek olması hem de güven sorunu nedeni ile rekabet gücümüzü artırmadı, fakat tahribatı 2001 krizinden daha ağır oldu.

1. Kur artışları enflasyona yansıdı. Değerli kur ithal girdi fiyatlarını artırdı. Üretim maliyetleri arttı. Perakendeye yansıdı. Dahası üretici ve satıcı eskiden ithal edilmiş malların fiyatını da aynı şekilde artırdı. Gelirler aynı oranda artmadığı için halkın satın alım gücü düştü, yani halk yoksullaştı.

2. İthalat için önce TL kazanmak sonra döviz gerekiyor. Ekonomide daralma gelir artışını sınırladı. Döviz bulmakta hem pahalı hem de zor oldu. Yani ithalatın finansmanı zorlaştı. Birçok firma zora girdi, borç yapılandırmasına gitti. İmalat sanayiinde kapasite kullanım oranı düştü, işsizlik arttı.

3. Kaldı ki, üretimde girdi oranı yüksek olan her ülkede işsizlik artar.

4. Özel sektör ve bankaların dış borçlarında TL cinsinden maliyet arttı. Bankaların dönmeyen kredi riski arttı.

Krize girmemizin temelinde, kırılgan ekonomi ve güven sorunu geliyor. Her ikisinde de uygulanmakta olan kur sorunu etkili oldu. Dalgalı kur sistemi çalışmadı… Çünkü ekonomik yapımızla uyumsuzdu.

1. Türkiye de genel olarak piyasada oligopol ve kartel yapılar var. Kamu tekellerinin özelleştirme yoluyla özel sektöre geçmesi, bu yapıları güçlendirdi. Serbest kur sistemi için piyasa altyapısı uygun değildi.

2. Dolarizasyon milli paraya güvensizliği gösterir ve kurlardaki istikrarı bozar. Para politikasının etkinliğini düşürür.

2000 yılında toplam mevduat 56,3 milyar lira idi. Bunun yüzde 55'i 30,9 milyar lirası (yüzde 55) TL cinsinden, 25,4 milyar lirası da (yüzde 45) döviz cinsindendi. Bu demektir ki, 2001 krizinden ve İMF'nin dalgalı kur önermesinden önce dolarizasyon vardı.

2001 dalgalı kur sisteminden sonra dolarizasyon daha da arttı. 2002 yılında 128,5 milyar lira olan  toplam mevduatın 56,3 milyar lirası (yüzde 44) TL, 72,2 milyar lirası (yüzde 56) döviz cinsinden idi.

Bu konuda yapılan bilimsel araştırmalardan da Dolarizasyonun döviz kuru belirsizliğini artırdığı sonucu çıkmıştır. (Ersan Sever; Türkiye'de Dolarizasyon Süreci ve Döviz Kuru Belirsizliği İlişkisi)

3. Vadeli döviz işlemleri piyasası gelişmediği için, kur oynaklığı yüksek oldu. Yasa 2001 yılında çıkarılmış olmakla birlikte, Türkiye de ilk Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası  *2005 yılında İzmir'de işleme açıldı. Bu borsa, 5 Ağustos 2013'te Borsa İstanbul bünyesine katılıp "Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası" (VİOP) adını aldı.

Vadeli döviz işlemlerinde vade sonunda belirlenen kurlar nedeni ile, kur oynaklığını frenler. Mamafih vadeli işlemler borsası da Döviz dalgalanmalarından korunmak amacıyla kurulmuştur. Ayrıca  ithalat  ya da ihracat  yoluyla döviz borçlanan ya da döviz alacağı olan yatırımcıların riskten kurtulmaları için kullanılan bir araçtır.

Geçmişte Türkiye de vadeli döviz işlemleri piyasası dardı, bu günde Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası AŞ  daha çok spekülasyon amaçlı kullanılmaktadır.

Netice itibariyle, İMF uzmanları global ekonomiyi homojen zannettikleri için gelişmiş piyasalar ve ekonomiler için uygulanan dalgalı kur politikasının Türkiye içinde bir çözüm olacağını zannettiler.  Onlarla gelen Kemal Derviş'in  de Türk ekonomisi ile uzaktan bilgisi olmuştur. Derviş'e katılan ve sistemde payı olan yerli iktisatçıların bir kısmı devlet memuru idi. Bir kısmı ise akademisyendi. Bunlara ve  Derviş'i paylaşamayan siyasi partilere aynı şekilde Derviş hayranı basına ne demek gerekir?

Daha beteri AK Parti'nin dalgalı kura sonuna kadar sarılmasıdır. Mamafih Türkiye'nin kur şoku yaşadığı, ekonominin durgunluğa girdiği bir dönemde bile AK Parti 2018 seçim beyannamesinde ''dalgalı döviz  kuru rejimi sürdürülecek. Döviz piyasaları yakından takip edilecek, gerektiğinde dengeleyici döviz likiditesi araçları kullanılacak." demiştir.

Sonuçta,  Türkiye 2003-2020 (Ağustos) döneminde, 833,4 milyar dolar dış ticaret açığı ve 580 milyar dolar cari açık verdi. Bu kadar kaynak bizden çıktı, belirli ülkelere gitti. Bu kaynakların kime ve nasıl gittiğini sorgularsak İMF'nin neden dalgalı kura zorladığı ve siyasilerin neden dalgalı kuru benimsediği daha net anlaşılır .

Yabancı kazanmak ister… Bunları kazandıranlar dalgalı kuru isteyenlerdir. Şimdi anlaşıldı mı gerçek kur lobisi kimdir?

 

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58