Muhalefet giderse demokrasi de gider

A+A-
Ahmet GÜRSOY

Biz niye böyleyiz? Neden bizim politikamız, ticaretimiz, pek çok ikili ilişkilerimiz hep düşmanlaştırma üzerine kuruluyor?

Buyurun, şimdi de tartışmamız gereken soru şu: Muhalefet 5, kol faaliyeti mi yapıyor?

Ajanlarla mı çevriliyiz?

CHP, İYİ Parti, Gelecek Partisi, Deva Partisi ve Demokrat Parti Türkiye'nin aleyhine yabancı ülkelerin ajanları olarak mı faaliyet gösteriyor?

"Olur mu öyle şey", dediğinizi duyar gibiyim. Lakin gelin görün ki Türkiye'de siyasi rekabet, normal düzlemde ilerlemiyor. Herkes bel altına yöneliyor ve çoğu kere rakiplerini düşmanlaştırma yoluna sapıyor.

Kavga etmeden yönetmesini bilmiyor muyuz?

İftira, karalama, hakaret etmeden ülkemiz için çalışamıyor muyuz?

İçinde varlık bulduğumuz, devlet şeklinde örgütlenen sosyal düzenin her parçası, kurulu sistemin varlığını sürdürmesi için gerekli değil mi?

Eğitimi sağlığı, hukuk düzeni olmayan bir devlet ve sosyal sistem olabilir mi?

Olamaz değil mi?

Aynı şekilde, birden fazla muhalefet partisi olmayan, özgür basına kapalı, hukukun üstünlüğü yerine güçlünün üstün hukuk düzeni yarattığı bir sistem de demokratik olamaz.

Demek ki neymiş, demokrasinin ve düzenin en kritik ve zorunlu parçası muhalefetin varlığıymış. Muhalefetin olmadığı tüm sistemler zorbadır.

Diktatörlüktür.

Tartıştığımız Hitler yönetiminde, Franko rejiminde eksik olan, siyasal sistemin en kritik öğesi neydi? O rejimleri zorba, yönetenleri diktatör haline getiren eksik öğe hangisiydi?

Muhalefet!

Öyle ise muhalefet, demokratik siyasal sistemin olmazsa olmazıdır ve seçim sisteminin, halk iradesinin varlık gösterebilmesi için de ön koşuldur. Bu durumda sistemin en kritik parçası nasıl olur da 5. Kol olarak nitelendirilir?

Eğer gerçekten muhalefet 5. kol ise ve seçimle iktidarın yerini alacaksa, ülke ihanetle karşı karşıya kalacak demektir ki, bu durumda ülkemizi kurtarmanın tek yolu muhalefetten kurtulmak olmaz mı?

Olur!

Muhalefeti, "ülkemizi yıkacaklardı" deyip ortadan kaldırdık mı geriye kim kayacak?

Tek Partili iktidar.

Yani Kuzey Kore Modeli.

Cumhurun diğer ortakları var diyecekseniz, boşuna demeyin. Çünkü onlar böyle bir durumda etkisiz elemana dönüşeceklerdir. Devlet gücünü elinde bulunduran iktidar karşısında zaman içinde pasif semboller olarak kalacaklardır. Tabi kalmalarına izin verilirse.

Bu durumda, hâlihazırdaki iktidar ortakları, şimdiki siyasal güçlerini, hakaret ettikleri muhalefetin varlığından aldıklarını biliyorlar mı acaba?

Cumhur ortaklarının en büyük çelişkisi işte bu.

Hâlihazırda ellerinde tuttukları siyasal gücü, kendilerinin öz gücü sanıyor.

Hayır!

Tam tersine sayıp sövdükleri etkili muhalefet var olduğu için onlar da varlıklarını sürdürüyor ve anlamlı hale geliyorlar. Bilsinler ki boğmaya çalıştıkları muhalefet ortadan kalktığında, kendileri de silinip gidecek ve hiçbir etkisi kalmayacaktır. Tıpkı demokrasi gibi.

Muhalefet gittiğinde demokrasi de gider.

"Biz de tam olarak bunu istiyoruz" diyorlarsa; onlar açısından bir mesele yoktur,  lakin bizim gibi hürriyet arayışında olanlar için tarih en büyük problemi başlamış demektir.

Bu sebepledir ki, demokrasinin sigortası ve varlık garantisi olan, siyasal özgürlüklerin kurumsallaştığı muhalif partileri, 5. Kol olarak nitelendirmek ülkemize bir şey kazandırmaz. Milli siyasete de bir şey katmaz. Sadece siyaseti yaralar. Siyaset yapmayı rekabet olmaktan çıkarmaya yeltenir, ülkeye zarar verir.

Türkiye'de öteden beri sürüp gelen bir kavgacı dil var, bunu olgunluğa çevirip, rekabet diline dönüştürmek zorundayız.

Doğru olan budur.

Gelişmiş ülkeler ve demokrasileri herkes için örnektir.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58