Savaş tamtamlarının acımasız tokmakçısı

Ne zaman iki ülke arasında karşılıklı bombalar, füzeler atılsa yabancı büyük medya kuruluşlarında hemen “Üçüncü Dünya Savaşı’nın çıkabileceğine” ilişkin haber ve yorumlar yapılmaya başlanır.

Bizim medyamızda da o koroya katılanlar olur.

Son olarak İran’ın İsrail’e yönelik misilleme saldırısının ardından aynı oyun bir kez daha sahneye konuluyor.

Bana kalırsa dev silah tüccarlarının yönlendirdiği bir pazarlama kampanyasıdır bu.

Ürettikleri silahlara daha çok müşteri bulabilmek için dünya çapında bir korku iklimi yaratmayı çok sever onlar.

...

Bakın, dünyadaki üç süper güçten biri kabul edilen Rusya, yıllardır uğraşmasına karşın Ukrayna’yı pes ettiremiyor.

Aynı şekilde İsrail, çoluk çocuk binlerce günahsız insanı öldürdü ama Filistin’e yine de diz çöktüremedi.

Biraz geriye gidersek, ABD büyük planlar kurarak geldiği Irak ve Suriye’de istediğini alamadı.

Afganistan ve Libya’da aradığını bulamadı.

Vietnam’da ise en büyük hayal kırıklığını yaşadı.

Yani günümüzde savaşları başlatmak kolay, istenildiği gibi bitirmek zordur.

İki süper güç ABD ve Rusya bunu acı tecrübelerle öğrendi.

Silah tüccarları da öğrenip “Üçüncü Dünya Savaşı” yalanlarıyla ortalığı fazla karıştırmasalar, savaş tamtamlarının acımasız tokmakçılığını yapmasalar hiç fena olmaz.

Hem şunu hiç unutmasınlar:

Yeni bir dünya savaşı çıkarsa en çok zararı kendileri görür. Çünkü bir filozofun dediği gibi “Üçüncü Dünya Savaşı çıkarsa Dördüncü Dünya Savaşı silahlarla, bombalarla değil taş ve sopalarla yapılır.”

Türk gibi düşünen yapay zekâ

CNN Türk’ün haberinde şöyle diyor:

“Yapay zekâ artık Türk gibi düşünecek.

Bu kapsamda TÜBİTAK tarafından Türkçe Büyük Dil Modeli geliştirilmeye başlandı.

Böylece yapay zekânın Türk gibi düşünmesine, Türk kültür ve hassasiyetlerine sahip olmasına altyapı oluşturulacak.”

İlginç!

Demek ki yapay zekâyla yakında şöyle bir konuşma yapmamız mümkün:

-Sayın yapay zekâ... Türkiye’nin önemli bir bölümü deprem riski altında. Sizce depreme karşı en etkili önlemler neler olabilir, böyle bir felakette can kaybı nasıl en aza indirilebilir?

-Kadere inanmak lazım hemşerim... Kaderde depreme yakalanmak ve ölmek varsa yapacak pek bir şey yok...

-Yani binaları güçlendirmeye filan gerek yok mu?

-İsterseniz güçlendirin ama sonuç değişmez.

-Geçenlerde İstanbul’da bir gece kulübündeki tadilat sırasında meydana gelen yangında 29 işçi hayatını kaybetti. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Felakette sorumluluğu olanlar için ne yapılabilir?

-O felakette ölenlerin dünyadaki nefes sayısı demek bu kadarmış. Alın yazısı işte... Geleceğiniz alnınıza yazılıdır. Onu değiştirmek mümkün değildir. Felakete yol açanlara gelince... Öbür dünyada bunun hesabını verirler.

-Sayın yapay zekâ... Bir de Antalya’daki teleferik kazasını sormak istiyorum. Kazaya denetimlerin doğru düzgün yapılmayışının yol açtığı iddia ediliyor, siz ne dersiniz?

-Bir önceki soruya verdiğim cevabı tekrarlamak istiyorum: Kazaya yol açanlar varsa bunun hesabını öbür dünyada verirler.

-Peki, değerli görüşlerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederim.

-Estağfurullah... Vazifemiz... Selametle kalın!

Yazarın Diğer Yazıları