Türkiye’nin ikinci asrı ve şeriat çığlıkları...

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, partisinin Genişletilmiş İl Seçim İşleri Başkanları Toplantısı'na katıldı ve "Biz sadece AK Parti'ye 18. seçimini kazandırmak, Cumhur İttifakı'nı bir kez daha zafere ulaştırmak için çalışmıyoruz. Bununla birlikte Cumhuriyetimizin ilk asrını acısıyla, tatlısıyla geride bırakan Türkiye'nin ikinci asrının yol haritasını da oluşturuyoruz. Milletin önüne yeni hedefler, yeni vizyonlar koyarken buna uygun kadroları yetiştirmeyi ve bu kadroların işlerini yapacağı mekânları hazırlamayı da ihmal etmedik.” dedi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İktidarlarımız döneminde gerçekleştirdiğimiz demokrasi ve kalkınma atılımları bundan sonraki vizyonlarımızın altyapısıdır. Asıl işimiz yeni başlıyor, Türkiye Yüzyılı yeni başlıyor. Bizden önceki kuşakların, bizim, bizden sonraki kuşağın yaşadığı eski Türkiye dönemini tamamen kapatıyoruz. Tek parti faşizminin, darbelerin, cuntaların, zulümlerin, koalisyonların, krizlerin, istikrarsızlıkların Türkiye'sini bir daha gelmemek üzere tarihin tozlu raflarına kaldırıyoruz. Artık devir, Türkiye Yüzyılı devridir. Hamdolsun Türkiye Yüzyılı'nın ayak sesleri gümbür gümbür geliyor.”

***

Doğrusu gümbür gümbür bir ayak sesi geliyor ama adı “Türkiye Yüzyılı” konulsa da gerçekte stratejik göç mühendisliği uygulanarak “Türklerin kendi vatanında azınlığa düşürüldüğü bir ülke” söz konusudur... Bir de son dönemde en çok duyulan ses şeriat çığlıklarıdır.

Erdoğan, şeriat tartışmaları üzerine, “Farklı maskeler altında şeriat düşmanlığı var. İslam'ın hayata dair kurallarının bütününü temsil eden şeriata düşmanlık esasında dinin bizatihi kendisine husumettir. İnanıp inanmamak, yaşayıp yaşamamak elbette bir tercih meselesidir. Ama dinin emirlerine dil uzatmak başka bir konudur.” demişti.

Bu görüş doğru değildir. Şeriat, İslam’ın hayata dair kurallarının bütününü temsil etmez. Çünkü şeriat, insanların İslam dininden çıkardığı hukuk yorumlarına denilir. Yani şeriat denilen İslam hukuku Allah’ın ayetleri değil, insanların bu ayetlere dayandırdığı hukukla ilgili yorumlarıdır. Bu yorumlar, sahiplerini temsil eder! Diğer taraftan laiklik, devletin dini kurallara göre değil, hukuka göre yönetilmesidir. Yok “ben naslara göre veya şeriata göre yöneteceğim” derseniz, o zaman Anayasa’yı çiğnemiş olursunuz ve meşruiyetinizi kaybedersiniz!

***

Erdoğan, Türkiye’nin ikinci asrının yol haritasını oluşturmaktan söz ediyor. Bu, nasıl olacak? Liselerden felsefe mantık derslerini kaldırmak, matematikten türev, integral ve analitik geometriyi çıkarıp, tarikatları okullara sokarak mı?

Koca bir yüzyılın yol haritasını oluşturmak yetkisini Erdoğan’a kim vermiştir?

“Halk vermiştir” denilebilir ama bu da doğru değil... Çünkü “Türkiye yüzyılı” denilerek aslında “farklı maske” kullanılıyor, halk aldatılıyor. MHP’nin de desteklediği AKP iktidarı, Türkiye’yi Türk devleti olmaktan çıkarmak için dışarıdan milyonlarca yabancı getirerek, Türkleri etnik gruplardan biri derecesine düşürmeye çalışıyor!

Hani bir zamanlar, AB sürecinde sık sık “ulusal program”dan bahsedilirdi ya, tıpkı onun gibi... AB’nin “ulusal program” dediği, Türkiye’nin millet temelli bir yapı olmaktan çıkarılıp etnik ve dinsel temelli bir devlet hâline gelmesi, yani, Türk Milleti’nin parçalara ayrılmasıydı. Bunu yapamadılar...

Şimdi Türkiye’ye yabancıları doldurarak aynı hedefe ulaşmaya çalışıyorlar. AKP’nin hedefi de aynı olduğundan, AB ile geri kabul anlaşması imzalayıp, gelene geç gidene dur diyorlar. Sığınmacılar, ülkeye sınırlardan kaçak olarak girebiliyor ama çıkmak isterse çıkamıyor! Türkiye yüzyılı bu politikalarla mı oluşturulacak?

Erdoğan, “demokrasi ve kalkınma atılımları” derken de ironi yapıyor olsa gerek... AKP döneminde ne demokrasi kaldı, ne de kalkınma... Ülkenin ekonomik alt yapısı, yabancılara devredildi.

***

Kadro yetiştirmek konusuna gelince... Erdoğan, bu konuda Necip Fazıl’ın çizgisini takip ediyor ve “Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin davacısı bir gençlikten bahsediyorum.” diyor. Bu çizgi, Türkiye’yi Talibanlaştırır. Necip Fazıl çizgisinin götüreceği yer budur!

Bu arada, yakın zamana kadar Türk gençliği kitlesel olarak kontrol altında tutuldu ve etkisizleştirildi ama bu oyun da fark edildi. Özgürlük ve bağımsızlığına düşkün Türk gençliğinin ayak sesleri daha bilinçli, daha kararlı geliyor...

Yazarın Diğer Yazıları