Walker Connor'ın Altay Türkleri Kim?

A+A-
Ahmet B. ERCİLASUN

Walker Connor, Harvard, Oxford, Cambridge gibi birinci sınıf üniversitelerde ders vermiş bir siyaset bilimci. 1926-2017 yılları arasında yaşamış. Ernest Gellner, Benedict Anderson gibi modernist bilim adamlarından biri. Yani milliyetçiliğin modern zamanlara ait bir fikir olduğuna inananlardan. 1990'larda ve 2000'lerde basılan millet ve milliyetçilikle ilgili kitapları, alanının başucu eserleri kabul ediliyor. Connor'a göre, 18. yüzyıldan önce millet ve milliyetçilik yoktu. 2005 yılındaki bir makalesinde düşüncesini şu cümlelerle açıklıyor: "Birkaç liderin veya entelektüelin milliyetçilik yapmasıyla millet olmaz. Milletten bahsedebilmemiz için küçük insanların şuurunda da millete mensubiyetin bulunması lazımdır."(İskender Öksüz, Türk'üm Özür Dilerim, 2016, s. 169). Connor böyle söylüyor ama bir istisnası var: Altay Türkleri. Şöyle diyor (İskender Öksüz'ün Millet ve Milliyetçilik kitabından, s. 298):

"Onların altıncı ve yedinci asır tarihleri sekizinci asırda Moğol steplerindeki taşlara kazınmıştır. Seçkinlere odaklanan eski Avrupa tarihlerinin aksine bu tarih geniş anlamda 'halk' üzerine odaklanmıştır ki onlara yazıtlarda 'küçük insanlar' denmektedir. Küçük insanların bir zamanlar liderlerinden memnun iken liderlerin nasıl Çin'e satıldıkları; Han'ın emrine girdikleri, Çinli kadınlarla evlendikleri, Çin dilini ve kıyafetlerini benimsediklerini ve altın çağlarının böylece kapandığını gören küçük insanların (budunun) Çinlilerden nasıl nefret eder hâle geldiğini anlatmaktadır."

Connor, Türk bengü taşlarından (Orhun abidelerinden) bahsediyor. "Küçük insanlar" dediği, anıtlardaki "kara kamag bodun"dur ve bu ifade tam tamına Türklerin "halk tabakası"nı anlatmaktadır. Alıntıdaki "Han" kelimesi de okuyucuları şaşırtmasın. Buradaki Han, "Çin" demektir. Bilindiği gibi Çinliler kendilerine "Han" derler.

Walker Connor'ın "küçük insanlar" dediği "kara kamag bodun", Çin tutsaklığından kurtulmaya karar vermiştir:

"Türk kara kamag bodun ança timiş: (Türk halk kitlesi şöyle demiş:) İllig bodun ertim, ilim amtı kanı; kimke ilig kazganur men tir ermiş. (Devletli millet idim, devletim şimdi nerede; kim için ülkeler kazanıyorum dermiş.) Kaganlıg bodun ertim, kaganım kanı; ne kaganka işig küçüg birür men tir ermiş. (Kağanlı millet idim, kağanım nerede; hangi kağana işi gücü veriyorum dermiş.) Ança tip Tabgaç kaganka yagı bolmış. (Böyle diyerek Çin Kağanlığı'na düşman olmuş.)"

Bu satırlar Köl Tigin ve Bilge Kağan bengü taşlarının doğu yüzlerinin 8-9. satırlarında yer alıyor. 630 yılında Türkler (Köktürkler) Çin'e tutsak olmuştur. Çin'de on binlerce tutsak Türk vardır. 50 yıl boyunca Çin için çalışmışlar, hatta Çin için seferlere çıkmışlardır. Ancak Çin, onların çalışmalarına aldırmamış, onları yok etmeye kalkışmıştır. Anıtlardaki ifadeyle Çinli, Türkleri "urugsıratayın" (uruksuzlaştırayım, kökünü kurutayım -soykırım kavramı-) diyormuş ve Türkler "yokadu barır ermiş" (yok olmaya gidiyormuş, neredeyse yok olacakmış). Bunları belirttikten sonra Bilge Kağan, Türk kara kamag bodun'un yukarıdaki sözlerini taşa kazdırıyor.

Türk bodununun bu sözlerinde ve isyanında hiç şüphesiz Kür Şad'ın 639'da yaktığı bağımsızlık ateşinin etkisi vardır. Kür Şad'ın 40 arkadaşıyla Çin sarayına baskın yapmasının üzerinden henüz kırk yıl geçmiştir. Ve bu kez Türk halkı, "Devletim nerede, kağanım nerede?" diyerek yeniden isyan etmiştir. İlteriş Kağan ve Tunyukuk önderliğindeki sonuncu isyan başarıya ulaşmış ve yeniden bağımsız devletlerine kavuşmuşlardır.

Walker Connor'ın, 18. yüzyıldan önce millet ve milliyetçiliğin mevcut olmadığına inandığını belirtmiştim. Böyle düşünmesine rağmen bengü taşlardaki "milliyetçilik" şuurunun farkındadır.

Millet ve Milliyetçilik kitabında İskender Öksüz "Türkiye'de sosyal bilimler elli yıl civarında bir rötarla geliyor." diyor (s. 211). Aydınlarımız hâlâ milliyetçiliğin ve hatta milletlerin Fransız ihtilalinden sonra ortaya çıktığına inanıyor. Oysa son elli yılda Batı düşüncesinde çok önemli değişmeler oldu. Evet, milletlerin ve milliyetçiliğin Fransız ihtilalinden, sanayileşmeden veya matbaanın yaygınlaşmasından sonra ortaya çıktığını kabul eden hatırı sayılır sosyal bilimci Batı'da bugün de var. Onlara "modernist" diyorlar. Ama elli yıldır bunun aksini düşünen bilim adamları da var. Bunlara "etnosembolistler" ve "sosyobiyolojistler" deniyor.

Millet ve milliyet konusundaki gelişmeleri elli yıl geriden izlememek için İskender Öksüz'ün Panama Yayınları'ndan çıkan Millet ve Milliyetçilik kitabı okunmalıdır. Kendilerini "milliyetçi" olarak düşünen aydınlarımızın da bence Öksüz'ü izlemelerinde fayda vardır.   

   

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58