Yer adlarının etnik kökenle ilgisi yoktur

A+A-
Ahmet B. ERCİLASUN

Türkiye'de çeşitli etnik gruplar vardır. Peter A. Andrews'in 1991'de Türkiye'de Etnik Gruplar adıyla yayımlanan ünlü mavi kitabında Türkiye'de 47 etnik grubun var olduğu belirtilir. Ancak bunların 18'i Yörük Sünni, Yörük Alevi, Tahtacı, Türkmen, Özbek, Kazak, Özbek Tatarı, Kırım Tatarı vb. adlarla anılan Türk soylulardır.

Geriye kalan 29 etnik grubun 17'sinin nüfusu 5.500'ün altındadır: 21 Alman, 40 Eston, 1600 Molokan gibi.

29 etnik gruptan 8'inin nüfusu da 10.000'in altındadır: 7.000 Keldani, 10.000 Rum vb.

Peter A. Andrews'a göre nüfusu 100.000'i geçen etnik grupların sayısı sadece 5'tir: Kürt, Arap, Zaza, Çerkez, Laz.

Andrews'un kitabının tenkidi ve Türkiye'nin etnik durumu için Ali Tayyar Önder'in Türkiye'nin Etnik Yapısı adlı eserine bakılmalıdır. Çeşitli araştırmaları ve nüfus sayımlarını karşılaştıran Önder, Türkiye'de Türklük dışında bir etnik kimliği benimseyenlerin % 7-8'i hiçbir zaman geçmediğini, Türkiye halkının % 90'ının kendisine Türk dediğini belirtir.

Yine Ali Tayyar Önder'in bildirdiğine göre bir ülkeye "mozaik" denebilmesi için, egemen unsurun nüfus oranının % 65'in altında olması gerekir. Türkiye'de egemen unsur % 90 olduğuna göre "mozaik" ifadesi Türkiye için geçerli değildir.

Türkiye'nin Türk olduğu konusunda benim hiç şüphem yoktur. Ancak bu konuda insanımızın kafası çok karışıktır. Karışıklığın sebebi bilgisizlik veya yanlış bilgi kaynaklarıdır. Basın yayın organlarında, sosyal medyada kontrolsüz birçok bilgi (?) dolaşmaktadır. Ali Tayyar Önder'in kitabının okunması bu bakımdan önemlidir. Bu eser, kafa karışıklığını büyük ölçüde gidermektedir.

Kafa karışıklığına yol açan sebeplerden biri de yer adlarıdır. Türkiye'den, milattan önceki dönemlerden beri yaşamış bulunan fakat artık mevcut olmayan birçok kavim gelip geçmiştir. Bunların ve daha sonra Anadolu'da yaşamış olan çeşitli etnik grupların dillerinden gelen birçok yer adı bulunmaktadır.

Birçok başka milletin yaptığı gibi Türkler de gelip yerleştikleri topraklarda bulunan eski adlara dokunmamışlardır. Birçoğunun sadece söylenişini değiştirmişlerdir. Değişen adlar bir bakıma Türkçeleşmiştir. Konstantinopolis, İstanbul; Smirna, İzmir; İkonyum, Konya olmuştur. Bazı küçük yerleşim birimlerindeki adlar ise yabancı olarak kalmıştır.

Tabii ki Türkler binlerce yeni yerleşim yerleri de kurmuşlar ve onlara Türkçe adlar vermişlerdir. Eskişehir, Kırşehir, Çankırı, Kırıkkale, Kırklareli, Bayındır, Ödemiş, Aydın, Denizli, Adapazarı gibi.

Meşrutiyet yıllarından beri, zaman zaman bazı yer adlarının Türkçeleştirilmesi işlemleri devlet tarafından yapılmıştır. Değiştirmeler içinde gereksiz ve bilinçsiz olanları da vardır. Ancak bir devletin, yönetimi altında bulunan yerlerin adları konusunda tasarruf sahibi olmasının çok tabii bir hak sayılması gerektiği de unutulmamalıdır.

Son zamanlarda insanların etnik kökenlerinin öne çıkarılması ve bunun siyaset için kullanılması yüzünden insanların doğdukları köylerin adlarından da bazı etnik sonuçlar çıkarılmaya çalışılmaktadır. Oysa bir yerin adının Türkçe olmaması, orada yaşayanların Türk olmadığını göstermez.

Tarihte, hatta yakın tarihte, tahminimizin çok üstünde nüfus hareketleri olmuştur. İnsanlar, yıllardır, hatta yüzyıllardır yaşadıkları yerleri terk etmişler, göçüp başka yerlere yerleşmişlerdir. Terk edilen veya yeni yerleşilen yerin adı önemli değildir. Oralara yerleşenlerin kendilerini ne kabul ettikleri önemlidir. Başta belirttiğim gibi Türkiye'de yaşayan insanların % 90'ı kendilerine Türk demektedir. Bazı araştırmalarda bu oran % 94'e kadar çıkmaktadır.

Ülkemizin hiçbir sorunu yokmuş gibi bir de yer adları sorunu peydah etmek ve yer adlarından etnik kimlikle ilgili sonuçlar çıkarmak çok yanlıştır. Ülkemizdeki insanları bölmek için her şey kullanıldı; şimdi sıra yer adlarına mı geldi?..

 

  • Yorumlar 7
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları