31 Mart seçimleri: 'Beka' mı 'fena' mı?

A+A-
Arslan TEKİN

Doludizgin savaşa gider gibi seçime gidiyoruz.  Kimileri buna "beka meselesi" diyor.

Beka, "kalıcı olma, var olma,  devamlılık" anlamına geldiğini, hepimiz biliyoruz.

"Beka" dersen, arkasından "fena" gelir.

"Beka", tasavvufta,  "kötü huyların yerini güzel huy ve iyi davranışların alması; kulun Allah'ın sıfat ve vasıflarıyla donanması" manasın kullanılan bir kavramdır.  "Fena" ise yok olmadır. Allah'ta fâni olma hâline fena fi'llah, Allah'ta bâki olma haline beka bi'llah denir.

Bu seçim bazı partiler için hakikaten ya var oluş ya yok oluş meselesidir. Yakın tarihte bunu gördük. O anlı şanlı ANAP, kurucusu Turgut Özal cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturduğu hâlde eridi gitti.

Köklü partiler dışındakiler "fana"ya doğru yol alabilirler.

Şu bilinmeli: Devamlılık dersek be-kaf-elif yazılır. (daha anlaşılır olması için: "b-q-uzatma" işareti.) Bu uzatma işareti kaftan sonra gelirse, ilmî çalışmalarda, a üzerinde (-)çizgiyle gösterilir. (^) işaret koyarsak, sesi inceltmiş oluyoruz. Bizde kalıcılık manasına beka kullanıldığı için şapka koysak da beka'nın kalın okunması gerektiği -genelde- bilinir. R. T. Erdoğan "beka"nın hakkını vererek telaffuz ediyor.  Madem "Beaka... beka..." deyip duruyorlar, R. T. Erdoğan'ın söyleyişini taklit etsinler. Yalnız Reis, "mesele" derken, hemze duraklamasını ihmal etmiyor, "mes'ele" diyor. Türkçeleşmiş "mesele"yi yabancılaştırmayalım. Bildiğim kadarıyla Reis'in dil meselelerine kafa yormuş, "Uydurukça kullanırsak, solu kazanırız." gibi saplantısı olmayan, akademik süzgeçten geçmiş bir başdanışmanı yok. (Ama "otacı"  (otçu) başdanışmanı var (veya vardı). Yalnız, onun otacı başdanışmanın bir tavsiyesi bizim için hayatî netice verdi. Telefon açıp kendisine teşekkür edeceğim.)

 Muallim Naci (1849-1893), bizimkilerin beka derdini iki mısrada çok güzel hulasa etmiş:

Varsa üç beş gün bekası ömrümün

Olmasın muhtel safası ömrümün

(Ömrümün geriye üç beş günü kaldıysa; sürdüğüm safanın öyle olmasını istemem.)

Türkiye'de kanunlar çerçevesinde kurulmuş her partinin seçime girme hakkı vardır. HDP'de buna dâhildir.

"HDP eşittir PKK!" dediğiniz an, gereğini yapmalısınız. Devleti siz yönetiyorsunuz.

HDP kapatılmalıdır, diye burada kaç defa yazdık. Muhtemelen ilk biz yazdık. (Bizi savcılığa bile verdiler!) PKK'nın uzantısı olduklarını zaten kendileri her daim hatırlatıyorlar. Gözümüzün içine soka soka: "Biz buyuz, kapatabiliyorsan kapat?!" demeye gelen bir tavır koyuyorlar.

Zamanında, HDP'yi geçtik, PKK'nın üst avenesiyle masaya oturan sizsiniz.

Yeni rejimde, partiler ister istemez ittifaklarla ayakta kalacaklarını biliyorlar. Başta, iktidarı elinde tutan parti bir başka partiyle ve üstelik kendisine çok uzak bir partiyle ittifak kuruyor. 

Bir başka ittifakın başını çeken parti CHP.

Her iki ittifakın da"bölücü" kanatta yer alan, kendi talepleri olmasa bile destekçileri var.

HDP eşittir PKK. Bundan kimsenin şüphesi yok ama, şu veya bu sebepten HDP'ye ol verenleri bir kenara itimeyiz.

"Beka" için HDP'ye oy verenleri kazanmalıyız!

Sözüm her iki ittifak grubu için de geçerlidir!

 

 

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları