Anayasa Mahkemesi, bu vergiyi iptal etmelidir

A+A-
Fatma ÇELİK

2020 yaklaştı, hükümet, yeni yıl hediyelerini dağıtmaya başladı: Herkese zamlar, vergiler… Son olarak Motorlu Taşıtlar Vergisi için yüzde 12 zam kararı alındı. Pasaport ve ehliyet harcı yüzde 22,58 olarak belirlendi. Trafik cezaları zaten seçimler bittiğinden beri herkesin en fazla şikâyet ettiği hususlardan biri. Ama şikayetler kimin umurunda! Trafik cezaları daha da artacak; hem de yüzde 22,58 oranında!

Tüm bu zamlar, vergiler, yanlış politikaları yüzünden borca batmış hükümete yetmemiş olacak ki tarihimizdeki hatalardan birinin (Varlık Vergisi) tekrarı mahiyetinde bir vergi daha çıktı meydana:

Değerli Konut Vergisi

"Amaan! Zengine mi acıyacağız, ödesinler" deyip geçebileceğimiz bir durum değil, bu. Hem böyle bir vergiyi ödemesine yetecek geliri olmayan mülk sahipleri var hem de anayasaya uygun olmayan her şey, konusu her ne olursa olsun hepimizi ilgilendirir. Yapılan her yanlışta, her adaletsizlikte "bugün ona, yarın bana" diye düşünmek şart. Öte yandan verginin aynı oranda servete sahip zenginlerin hepsinden alındığı da yok. Yani, kazın ayağı görünenden biraz farklı. Şöyle ki…

Değerli Konut Vergisine kimler tabi tutuluyor, bir bakalım…

Türkiye'de mesken nitelikli taşınmazınızın değeri, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nce 5 milyon Türk Lirası ve üzerinde bir tutarda değerlendirilirse ise bu vergiye tabisiniz demektir.

Peki, bu ne anlama geliyor?

Öncelikle, ilgili taşınmazınızın değeri 5 milyon değil de 4 milyon ise ve belki de 10 adet 4 milyon TL değerinde taşınmaza sahipseniz bile bu vergiye tabi olmuyorsunuz. Çünkü vergi, yalnızca tek mülkün değeri üzerinden getirilmiş. Geliriniz veya toplam servetiniz üzerinden değil.

İkincisi: Kanun, vergiye tabi konutu tanımlarken yalnızca mesken nitelikli taşınmazları kapsamına almış. Yani 5 milyon TL veya üzeri değerde bir mülkünüz iş yeri niteliğinde ise, yine bu vergiye tabi olmuyorsunuz.

Üçüncüsü: Mülkünüzün değeri, Tapu Kadastro Müdürlüğünce belirleniyor ama neye göre belirleniyor belli değil. Nitekim, hani kredi alırken banka 500 bin TL'ye aldığınız evinize, 300 bin TL değer biçer ya, burada da tam tersinin söz konusu olması büyük olasılık. Yani aslen 3 milyon TL değerinde olan bir evin 5 milyon TL olarak değerlendirilmesi halinde ne olacak? Gerçek değer nasıl tespit edilecek? Belli değil.

Dördüncüsü: Söz konusu vergi bir defaya mahsus değil, her yıl düzenli olarak yapılacak değerlendirmeler oranında alınıyor. Yani, mülkünüz bu sene 5 milyon TL olarak değerlendirilmese bile, seneye mülkünüzün değer kazandığı gerekçesiyle vergiye tabi tutulmanız mümkün.

Beşincisi: Kanun, mülkü nasıl edindiğinizle ilgilenmiyor. Yani, "babadan kalma", "dededen yadigâr", "manevi değeri daha önemli" falan dikkate alınmamış. Aileden kalma değerli bir evde oturuyorsanız, ancak geliriniz öyle pek de yüksek değilse, yine de bu vergiyi ödeyeceksiniz. Ödeyemiyorsanız, mülkünüzü satmanız gerekecek. Özellikle İstanbul gibi Büyükşehirlerde bugün merkez diye geçen eski yerleşim yerlerindeki evlerin değeri düşünüldüğünde, bu ihtimal oldukça kişiyi etkileyecektir.

Tüm bu bilgiler doğrultusunda şunları söyleyebiliriz:

Anayasamızın 73.maddesine göre; "Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır."

Getirilen Değerli Konut Vergisinin, gerek verginin gayrimenkullerin toplam ederi değil, tek konutun ederi üzerinden hesaplanmasıyla çok sayıda ancak daha düşük değerde mülkü olanların vergilendirilmemesi yönünden gerekse yalnızca Türkiye'de mesken nitelikli taşınmazların vergilendirme kapsamına alınması açısından eşitlik ilkesinin açıkça ihlalidir.

Dahası, halihazırda emlak vergisine tabi olan taşınmaz üzerinden ikinci bir vergi alınması, çifte vergilendirme yasağının ihlali anlamına gelir.

Ayrıca, Tapu Kadastro Müdürlüğü'nce yapılacak değerlendirmede takdir yetkisinin çerçevesinin netleştirilmemesi ve bazı bölgelerde hızla ve öncelikli olarak başlatılması öngörülebilirlik ilkesine aykırıdır.

Öngörülebilirliğin mevcut olmadığı bir durumda, hukuk devleti ilkesi de zarar görür.

Bunun yanı sıra, öngörülemez bu vergilendirmenin birçok taşınmaz malikini, taşınmazını satmaya zorunlu bırakacak hale getirmesi de mülkiyet hakkının ihlalini oluşturur.

Özetle, hukuki açıdan oldukça sıkıntılı bu düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptalinin gerektiği oldukça açıktır.

 

  • Yorumlar 9
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları