Bazı muhalifler için eserleriyle övünme vakti!…

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

İktidarın, hendek ve 17/25 ile 15 Temmuz kırılmalarını takiben, PKK ve FETÖ'yle "çözüm ortaklıkları"nı sonlandırmasıyla birlikte şöyle bir fasıl açıldı Türkiye'de:
***
İmralı'daki cani Öcalan'ı terör örgütü yöneticiliğinden "kader mahkûmluğu"na terfi(!) ettiren, PKK'lı teröristlerle empati çağrıları yapan, Öcalan'ın geniş prestij alanına meftun olan, Öcalan'ın uzattığı eli havada bırakmak nezaketsizliği göstermemek gerektiğini, Öcalan'ın öldürmeyi değil yaşatmayı seçtiğini savunan, PKK'nın terör örgütü olmadığını, Öcalan'a terörist demenin denize göl demek gibi bir şey olduğunu iddia eden, terör örgütünü "hak arama mücadelesinde", devleti ise "seri katil" olarak tanımlayan kim varsa, bir günde senden benden milliyetçi kesilip bir de bizim vatanseverliğimizi sorgulama densizliği gösterir hale geldi.
***
Vaktiyle Pensilvanya'yı tekkeye/türbeye çeviren, Gülen'in ayaklarını yıkadığı suyu içmiş olması "mümkün ve de muhtemel", şimdi "FETÖ'nün bir numarası, ele başı" olarak ve türlü hakaretle namlandırılan Gülen için kitaplar yazan, şiirler yazan, ortalığı "Dön artık, bitsin bu hasret" nidalarıyla çınlatan kim varsa, bir günde "FETÖ'yle mücadele" allamesi kesilip, bir de üzerine, pişkinliğin, utanmazlığın destanını yazarcasına, bu yapı tarafından aldatılma ve kandırılma gafletine düşmemiş, aksine onun sızma ve hedeflerini ifşa etmiş olan kişileri "FETÖ'cülükle" itham edebilir hale geldi.
***
Bu ülkenin heykeli dikilmesi gereken terörle mücadele kahramanları, aydınları, yazarları, dünya çapındaki bilim insanları, hukukçuları, siyasetçileri, hukuk sopasıyla yapılan bir işkencenin kurbanları olarak zulümhanelerde çürütülürken, kimi amansız hastalıklara yakalanır, can çekişir ve dahi ölürken, kimi intihara sürüklenirken, insanların mahremleri illegal yöntemlerle kayıt ve servis edilirken, ağızlarından salyalar akıta akıta "bir daha, bir daha" diye tezahürat yapan, alenen yapılan haksızlıkları, hukuksuzlukları, usulsüzlükleri, işlenen cinayetleri, "esasa bakın" diye görmezden gelen ve dahi meşru gören kim varsa, bir günde tarafsız, objektif, adil, dahası "gazeteci" kesildi başımıza.
***
Zekeriya Öz'ün heykelini dikmek isteyenler…
Kumpasa uğrayan asker eşlerinin Maarif Takvimi'ne soyunmasını önerenler…

"Yetmez ama evet" diyerek bağımsız yargıyı devlet içine sızmış paralel bir yapının emrine verenler…
Haysiyet cellatları….
Akiller…

"İleri demokrasi" aşkına diğer bütün değerlerin çiğnenmesine göz yuman ve iktidarı başlarının üzerinde taşıyan liberaller…
İktidar yandaş apoletlerini her gün itinayla cilalamayı sürdürürken bir de üzerine muhalefetin de "makbul" ve dahi "otorite" saydığı isimlere dönüştüler…
***

"Bunların" kirlettiği ne varsa temizleyeceği zannıyla ümit, gönül, destek, oy verilen kimi muhalif isimler…
Bugüne kadar söylediği, yazdığı ne varsa doğru çıkmış, bunun maddi ve manevi bedelini fazlasıyla ödemiş onca cesur, mert, vicdanlı, onurlu gazeteci, televizyoncu ve yazar, yıllar sonra nihayet boğma tellerinden kurtulmayı, ambargolardan kurtulup da doğruları daha geniş kitlelere ifade alanına kavuşmayı beklerken….
Gittiler, hoşgörülerinin, tahammüllerinin ve demokratlıklarının rüştünü ispat uğruna yine "bunların" ekranlarında boy gösterdiler. "Bunların" gazetelerine poz verdiler. "Bunların" kitaplarını, filmlerini, dizilerini reklam ettiler.
Bir gün olsun biata ve biatın bonusu olacak kıyaklara razı gelmemiş onca onurlu insan varken, röportaj önceliklerini, kulis bilgilerini, flaş haberlerini, yine, ülkenin başına çorap ördükleri çoraplardan başka başarıları bulunmayan bu tiplere verdiler.
***
Şimdi…
Her gece bir kanal seçsinler, bir paket çekirdek alıp karşısına geçsinler ve çitleye çitleye kimleri "normalleştirdiklerini" izlesinler!
Montrö Bildirisi'ni bahane edip freni boşalmış kamyon gibi konuşurken düşen o maskelerin altındaki çirkefi, aslen bir gün bile terk etmedikleri izansızlığı, insafsızlığı, en önemlisi bu ülkenin değerlerine karşı amansız düşmanlıklarını görsünler…
Hazmedebilirlerse emsalsiz "demokratlıklarıyla(!)" övünsünler!
***
Şer dolu son darbe heyulası çığırtkanlığı sürecinin hayrı da bu olur belki; "bağzı" muhalifler, ayıdan post omurgasızdan dost olmayacağını, her şey gibi herkesin de ilk fırsatta aslına rücu edeceğini idrak ederler…

GÜNÜN SÖZÜ
"Bir ülkede eleştirinin meşruiyetini bizzat eleştiriye muhatap olan belirlemeye başladıysa, o ülkede istibdâdın karanlığına çok kalmadı demektir…"
Suat Başaran

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58