Yeni Çağ Gazetesi

BU DRAM BAŞKA DRAM

10 Eylül 2018 Pazartesi 00:00

İnsanlık dramı bitmiyor.

Yanı başımızda acımasızca saldırı. Çoluk çocuk öldürülüyor. Müdahaleci devletler çıkar hesabı içindeler.

Teröristlere karşı mücadelede herkes birlik olmalı ama "senin teröristin benim teröristim" ayırımına gidilmemelidir. Bu ayırıma gidildiği için, birlik sağlanamıyor, neticeye varılamıyor. 

İnsanların anlaşması bir bakıma çok zor, bir bakıma çok kolaydır. Meseleye nereden bakıldığı önemli.

Bakış açılarında hafif kaymalar ya büyük bir felâket getiriyor, ya büyük bir kurtuluş.

Kendimizi yenilemeliyiz. Ufka bakarken peşin hükümlü olmamalıyız; "Güneşte leke var!" dememeliyiz.

Çin Halk Cumhuriyeti'nde, çok basit halledilecek bir mesele, gereksiz yere uzuyor. Türk hükûmetinin de ilgisizliği bir insanlık dramına yol açıyor.

Neden bahsettiğimi soracaksınız.

Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyla evli bir Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşı hanım, annesini ziyaret için Çin'e gidiyor ve gidiş o gidiş. Çin bırakmıyor: Ahret soruları... Niçin geldin, niçin gidiyorsun?

Bunlar öyle yeri yurdu belli olmayan insanlar değiller. Prof. Dr. Erhan Aydın İnönü Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi. Eşi Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşı bir Uygur. O da üniversitede ders veriyor(du). Prof. Dr. Erhan Aydın'ın Eski Türk Dili üzerine çok kıymetli çalışmaları vardır ve bir kısım çalışmalarını Çin Halk Cumhuriyeti'de yürütmüştür. Hem de Çin hükûmetinin teklifiyle... Şaşırdınız değil mi? Önce Çin'e nasıl gittiğini ve neler yaptığını kendisinden öğrenelim:

  "2013-2015 yılları arasında, Pekin'de bulunan Minzu University of China (Merkezî Milletler Üniversitesi)'da Çin devleti tarafından yapılan teklifle 3 dönem konuk öğretim üyeliği yaptım. Burada yüksek lisans ve doktora öğrencilerine 'Köktürkçe', 'Eski Uygurca', 'Türkoloji Araştırmaları' dersleri verdim. Çin devletinin desteğiyle iki proje yaptık. Bu projelerden biri 'Karı Çor Tegin Yazıtı', diğeri ise 'Çin'de bulunan eski Türkçe yazıtlar' başlıklarında idi.

                Çin'de çalıştığım süre içinde 'Qedimki Türk Yeziqikideki Taş Pütükler' yani 'Eski Türk Yazısıyla Yazılmış Yazıtlar' başlıklı bir kitabımız Ürümçi'de bulunan Xinjiang Halk Neşriyatı adlı devlet yayınevinde yayımlandı. Bu kitap Çin'deki Türkoloji öğrencileri için ders kitabı mahiyetindedir.

Ayrıca Çin vatandaşı bir akademisyen ile Çin'de Xinjiang Üniversitesi'nin bilimsel dergisinde bir makale ve Türkiye'de yayımlanan uluslararası bir dergide bir makalemiz yayımlandı.

Çin'de bulunan birçok akademisyen ile bilimsel görüş alışverişinde bulundum. Ayrıca Minzu Üniversitesi'nde ders verdiğim yıllarda derslerimi siyaset yapmadan başarı ile sürdürdüğüm için üniversite yönetimi tarafından para ödülü ile ödüllendirildim. Hatta 'Eski Türk Yer Adları' kitabım Uygurcaya çevrildi ve Xinjiang Üniversitesi yayınları ile sözleşme imzaladık, basılmak üzereydi; ancak, Çin devletinin son yıllardaki sıkı tutumu yüzünden basım işi ertelendi, belki de iptal edildi. Ayrıca, Pekin'de bulunan Çin Sosyal Bilimler Akademisinde, Lanzhou'da bulunan Kuzey-Batı Merkezî Milletler Üniversitesi'nde ve Minzu Üniversitesi'nde toplam 4 konferans verdim. Lanzhou'da ayrıca 1 hafta lisans öğrencilerine hızlandırılmış eski Türkçe dersleri verdim."

Yarın Mihriban Hanım'la iki ülkenin kanunlarına göre nasıl evlendiklerini, sonra neler olduğunu öğreneceğiz.

Yorum Yap
Adınız Yorumunuz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları

19 Kasım 2018 Pazartesi 00:00

'Müzik evrensel değildir, millîdir'

15 Kasım 2018 Perşembe 00:00

'Andımız' bahane, hesap 'Türk'le!

14 Kasım 2018 Çarşamba 00:00

Ardında namaz kılmam!

13 Kasım 2018 Salı 00:00

Din-siyaset çorbası