Notalara Türkçe söyleten ustalar

Notalara Türkçe söyleten ustalar
Türk Dili ve Türk Musikisi konusunda değerli çalışmaları bulunan bir isim Saadet Güldaş. Mesleki hayatı boyunca da Türk Musikisi'nin pek çok üstadı ve bestekarı ile tanışma ver birlikte çalışma imkanı buldu.

Saadet Güldaş'ın 1978-1986 yılları arasında Yesâri Asım Arsoy, Sadeddin Heper, Cevdet Çağla, Sadi Yaver Ataman, İsmâil Baha Sürelsan, Melahat Pars, Selahaddin İçli, Alâeddin Yavaşca, Haydar Sanal, Adnan Ataman, Nida Tüfekçi, Bekir Sıdkı Sezgin, Erol Sayan ve Fethi Karamahmutoğlu ile yapmış olduğu musiki sohbetleri Özata Ayan tarafından kitaplaştırıldı. Mütareke yıllarının müzik hayatı, Boğaz'da mûsikî geceleri, İstanbul'daki âşık meclisleri, halk müziği derleme çalışmaları, beste teknikleri, güfte seçimleri, eser okuma incelikleri gibi Türk müziğine dair önemli bilgilerin yer aldığı "Saadet Güldaş'ın Arşivindeki Mûsikî Sohbetleri" adlı kitapta, sohbetlerin ses kayıtları da karekodlarla sunuluyor. Kitapta, Saadet Güldaş'ın görüştüğü bestekarlarla yapılan sohbetlerin satırbaşları şöyle:

Yesârî Asını Arsoy

"Bizler güftenin manasını, makam ve usulle aruz veznine en iyi şekilde taksim ederek bestelerimizi meydana getirdik."

Sadeddin Heper

"Efendim, eskiden tekkeler birer konservatuvardı. Özellikle Mevlevîhânelerde her meslekten kimseler vardı."

Cevdet Çağla

"Efendim, bir kere beste yapabilmek için çok eser geçmek lâzım, iyi bir mûsikî eğitimi görmek lâzım."

Sadi Yaver Ataman

"Bir kere halk türküsü, gökten inmiş değildir. Senin gibi, benim gibi insanlar besteledi. Fakat o ruh kalmadı."

İsmail Bahâ Sürelsan

"Türk mûsikîsi için değil sâde, sözleri Türkçe olan her eser için elbetteki prozodi son derecede ehemmiyeti hâizdir."

Melahat Pars

"Sanatın sonu yoktur. Sanatın profesyonelliği de yoktur. Mûsikî derin bir kuyudur. Ne kadar inerseniz inin erişemezsiniz."

Selâhaddin İçli

"Türk mûsikîsi dünyâdaki mûsikî sanatında gelişmiş iki büyük sistemden biridir."

Alâeddin Yavaşça

"Efendim, eserin yapılış tarzına ve melodik yapısına, ritmine, usûlüne, daha doğrusu bir eseri meydana getirmiş olan bütün kriterlerine sâdık kalmak şartıyla o eseri yorumlamak demek, bestekârının hissiyatına yaklaşmak demektir."

Haydar Sanal

"O halde millî mûsikîyi, târihî çağlar boyunca şekillenmiş, vasıfları belirlenmiş ve lilletin teşekkülünde önemli bir rolü olan bir mûsikî olarak tarif edebiliriz."

 Adnan Ataman

"Meselâ 'çamşıka ağzı' deniyor. Batılıların parlando veya rubato dediği konuşma arzında başlayıp, son heceleri uzatmak gibi böyle bir okuyuş var"'

Nida Tüfekçi

"Elbette ki bir milletin çocukları, kendi sanatçıları olan kişilerin fikriyatının ne olduğunu, nereden kaynaklandığını bilmesi lazım gelir kanısındayım."

Bekir Sıdkı Sezgin

''Mûsikide yorum, edebi ve lahni ifâdelerin tekniğini nüanslanyla bir arada kullanmaktır. Bence bu işi ya en mükemmel şekliyle yapmak vardır yahut da yapmamak vardır. İkisinin ortasını kabul edemiyorun

Erol Sayan

"Bizce beste, o tınlama odasındaki küçük küçük melodilerden meydana geliyor. Bu melodiler ne kadar küçükse, besteci o kadar enteresan eserler ortaya koyarken, büyükse başka yerlerden, diğer eserlerden alınmıştır hissi uyandırıyor zihinlerde."

Fethi Karamahmutoğlu

"Bestecinin eserinde bir rastgele güzellikler vardır, bir de düşünülerek bulunmuş güzellikler vardır. Düşünülerek yapılmış olanlar akıllıcadır ama garip tarafı rastgele olanlar daha güzeldir."

Kubbealtı Neşriyat Tel:(0212) 516 23 56

***

Tarihi gerçekler, çarpıcı tespitler

Kendi alanında  pek çok önemli kitaba imza atmış olan Prof. Dr. Mikâil Bayram'ın akademik çevreler dışında, kamuoyunda bilinirliliği, "Sosyal ve Siyasi Boyutlarıyla Ahi Evren-Mevlana Mücadelesi" adlı kitabı vasıtasıyla olmuştu. Mevlâna ile ilgili yaptığı araştırmalar Ceviz Kabuğu programıyla gündeme gelmiş, konuyla ilgilenenler için bilindik, ilk kez haberdar olanlar içinse oldukça ilginç ve pek çoklarınca da kabul edilemez bulunup tartışmalara yol açmıştı.

Günümüz şehir menkıbecilerinin ifadesiyle ezber bozan ve büyük resme dikkat çeken bir isim olan Prof. Dr. Mikâil Bayram kulvar dışı bir tarihçi ve akademisyen. Öyle ki alışkın olunan bütün parametreleri hükümleri çok bilinen çok bilindiği için çok doğru kabul edilen yargıları paramparça ediyor. Hemen herkesi cehaletle suçlayanları kendi terazisinde kuyumcu hassasiyetiyle tartarak her türlü aidiyetten bağnazlıktan ve tutuculuktan vareste bir zihinle bize yeni kapılar açıyor. Günümüz Türk insanının miti hâline gelmiş pek çok hadise ve ikonlaştırılmış isimler hakkında pek çok aykırı tez Prof. Dr. Mikâil Bayram'ın aynasında sıradanlaşıyor. Araştırmacı yazar Halil Karadeniz, çalışmalarıyla böylesi bir misyonu yerine getiren Prof. Dr. Mikâil Bayram'ı ve ezber bozan bakış açısını topluma daha yakından tanıtmayı amaçlayan nehir söyleşiyi "Tarihin Kuyumcusu / Cüceler Nasıl Dev Olur, Devler Nasıl Cüce?" adıyla kitaplaştırdı. İlk baskısı kısa sürede tükenip ELİPS Kitap tarafından ikinci baskısı kitap severlerle buluşturulan eserde cevabını bulacağınız sorulardan bazıları şöyle:

*Yahudilerin cifir hesapları İslama nasıl girdi? *Emevilerin devlet modeli nasıldı? *Büyük Doğu Kulübü'nün ankara  şubesini kim açtı? *Necip Fazıl'ı neden put gibi hareketsiz dinliyorlardı? * Yeniden Milli Mücadelecileri MİT mi örgütledi? * Seyyid Kutup, Mevdudi gibi yazarları kim tercüme ettirdi? * Ahi Evran, karısı esir alındığı için mi isyan etti? Mevlana Moğol işbirlikçisi miydi? *Mevlana, Moğolları Allah'ın seçilmiş kulları olarak mı görüyordu? *Şems Mevlana'yı nasıl etkiledi? * Mevlana Ahi Evran'ı neden sevmiyordu? Avesta kutsal kitaplardan mı? Zerdüşt peygamber miydi? *İslamcılarla solcuların arası nasıl açıldı? *Osmanlı'da Türk yok muydu? *Osmanlı bürokrasisinden Türkler ne zaman uzaklaştırıldı? * Mesnevi'de İslama ters hikayeler var mı? *Mevlevilerin İstanbul'a girişine kim izin verdi? *Şems'i kim öldürdü? *Tayyip Okiç neden Türkiye'de çalıştı? *İlber Ortaylı İranolog değil mi? * Babai isyanının sebebi nedir? *Selçuklu tarihçileri olayları taraflı mı yazdılar? *Anadolu'daki ilk ilim adamımız kim? *İsrailoğulları tarihinde Kürtlerin yeri var mı? *Yahudileri Kürtler mi sürgün ettirdi? *Bazrani ailesi Yahudi mi? *Erbakan, Cevat Rıfat Atilhan'dan etkilendi mi?

ELİPS Kitap Tel:(0312) 475 40 33

***

HAFTANIN KİTABI:

Az yaşadı çok üretti

Pek çok kişi, okul çağında okuma kitaplarındaki hikayelerini okuyarak onunla tanıştı. Toplum için sanat diyerek başladığı edebiyat hayatında; sade Türkçesi, anlatım tarzı ve kahramanları ile her zümreye hitap eden eserler kaleme alan, hikâyelerinde millî duyguları insanlara aşılayıp hatırlatan, milliyetçilik akımının temsilcilerinden, Millî Edebiyat'ın öncüsü Ömer Seyfettin, yüzyıldan beri Türkiye'de en çok okunan, sevilen ve her zaman aranan yazarlarımızdandır.

Vefatının 100. yılı için Mehmet Nuri Yardım tarafından hazırlanan "Cancağazım Ömer" adlı kitapta, Ömer Seyfettin'in 36 yıllık ömrüne sığdırdığı edebî birikime dikkat çekiliyor. Yaşadığı fırtınalı yıllara, ailesine, dostlarına ve edebiyat hayatına dair bilgilere yer veriliyor. Kimi zaman kendisinin dile getirdiği, kimi zaman arkadaşları ve onu tanıyanlar tarafından anlatılan hatıralar ilgi çekici. Cancağızım Ömer'le hikâyecimizi daha çok seveceğiz.

Akıl Fikir Yayınları Tel: (0212) 514 77 77

***

Yeri, yurdu terketmek...

Göçler çağı olarak adlandırılan bir dünyada yaşıyoruz. Göçmen olmak, göçmen kalmak, göçmen olarak görülmek ne demektir? Vatan, yurt, ocak, sıla, gurbet, kavuşmak ne demektir? Yola düşenin, yolda düşenin hâlini kimler bilir? Ev neresidir? Eve varmak nedir? Evden uzakta kalmak nasıl bir histir? "Evden Uzakta", her biri gerçek hayat hikâyelerinden oluşturulan, göç olgusunun çeşitli yönlerini yansıtan, yazarların hassas dengeler güderek yürekleriyle yazdıkları bir öykü kitabı.

Göçmen yalnızca sayılardan ibaret değildir. Her birinin hayat hikâyesi vardır.

Alanında tek olma özelliğini taşıyan bu kitabın amacı; göçmenin hikâyesine, gerçekliğine okuru dahil etmek, yaşanılanlara ses olmaktır.

Ötüken Neşriyat Tel: (0212) 251 03 50

 

KÜTÜPHANEMDEN:

Askerlik ve hocalıkla geçen bir ömür

İlk baskısını 2002'de Kastaş Yayınları'ndan yapan "Bir Generalin Askeri ve Akademik Anıları" İhsan Gürkan'ın 3 boyutlu hayatından renkli kesitleri okura ulaştırıyor.  Kitapta 60 yıllık Gürkan ailesinin mütevazi yaşayışı, Gürkan Paşa'nın 36 yıllık askerlik hayatı ve emeklilik dönemindeki 28 yıllık akademik çalışmaları akıcı bir üslupla sunuluyor.

Emekli Korgeneral İhsan Gürkan 1916 yılında Heybeliada'da doğdu. Çocukluk çağında başlayan yabancı dil öğrenme tutkusu yaşam boyu sürdü. Mükemmel İngilizce'nin yanında İtalyanca ve Fransızca'yı da bilmesi, dış görevlerinde çok yarar sağladı.

İhsan Gürkan'ın askerlik hayatı hareketli ve çok renkli geçti. 1950-1951 yıllarında yüzbaşı olarak Kore savaşlarına katıldı. Kurmay subay olarak Napoli-Paris NATO'da Kara Harekat Plan Subayı olarak görev yaptı. General olarak 2 yıl Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı'nda karargah hizmetini sürdürdü.

Erzurum Dumlu 51'inci Tümen, Hadımköy Zırhlı Tümen ve Ağrı 12. Piyade Tümen Komutanı olarak kıta hizmeti yaptı.

1970-1972 döneminde Bürüksel'de NATO askeri komitesinde Korgeneral olarak Türk askeri Temsil Heyeti Başkanlığından sonra 15. Kolordu Komutanı iken 1974'te emekli oldu.

Gürkan'ın emeklilik hayatı askerlik dönemindeki kadar çok hareketli geçti:

4 yıl Deniz Harp Okulu'nda, 20 yıl İstanbul Üniversitesi'nde uluslararası ilişkiler, uluslararası politika, Türk Dış Politikası, Yunan İlişkileri Üzerine öğretim görevlisi olarak ayrıca Marmara Üniversitesi'nde aynı konular üzerine İngilizce olarak lisans, lisans üstü ve doktora öğrencilerine 4 yıl ders verdi.

(Bir Generalin Askeri ve Akademik Anıları / İhsan Gürkan /Kastaş Yayınları-2002)

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58