Yine Alevîlik tartışması: Nurettin Topçu’yu Anlamak/ Anlamamak (2)

Türk fikir hayatında ayrı yeri olan, Anadoluculuk Hareketi’nin ikinci kuşağının fikrî önderi Nurettin Topçu’nun Millî Eğitim Bakanlığı tarafından okullarda tanıtılmasını, okutmasını istemesi ara ara haber oluyor.

Haberi dün hatırlattık. Nurettin Topçu’nun “Türkiye’nin Maarif Davası” adlı kitabında geçen, ‘…Tarikatları ise, asırların arasında ta kalbinden kemiren şerir kuvvet Alevilik olmuştur…” sözü ve devamındaki sözleri deşildikçe deşiliyor.

Meselenin aslı nedir? Nurettin Topçu bu sözleri ne maksatla söylemiştir? Bu soruları bir “bilen”e sorduk.

“Bilen” kişi Prof. Dr. Baran Dural. Sorularımızın cevabı ayrıntılı ve uzun. Aradan soruları çıkarıyoruz, cevabı bütünleştiriyoruz.

Nurettin Topçu’ya dair doktora yapan Baran Dural, 1972 İstanbul doğumlu. Robert Koleji ve Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü bitirdi. Aynı bölümde “1980 Sonrasında Yaşanan Değişim ve Yenisağ: Milliyetçi Hareket (1944-2000)” teziyle yüksek lisansını, A. Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde “Başkaldırı ve Uyum: Türk Muhafazakarlığı ve Nurettin Topçu” teziyle doktorasını tamamladı. Trakya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde öğretim üyesi. Yayınlanmış kitapları: Çingenelerin Sosyal ve Toplumsal Sorunları: Mahcup Red Notaları, Tarihi Roman, Turan İdealine Farklı Bir Bakış, Siyaset Biliminde Kuram- Yöntem- Güncel Yaklaşımlar, Sosyolojide Kuram- Yöntem Güncel Tartışmalar, Çağdaş Siyasal İdeolojilerde Kuram- Yöntem Güncel Tartışmalar, Onun Hikayesi, “Başkaldırı ve Uyum: Türk Muhafazakarlığı ve Nurettin Topçu, His Story: Mustafa Kemal and Turkish Revolution, Atatürk ve Liderlik”, Türk Modernleşmesinde Temel Tartışmalar, Pratikten teoriye Milliyetçi Hareket-I/II, Milliyetçiliğin Yakın Tarihi, Batı’da ve Türkiye’de Kuramsal Milliyetçilik.

Baran Dural’ın gazetecilik geçmişi de var. Lise yıllarında, haftalık Yeni Düşünce dergisinde başlayan gazeteciliğini Ortadoğu, Yeni Hafta, Yeni Şafak, Nokta, Gündüz, Yön, Yeni Günaydın, Ayyıldız, dergi ve gazetelerinde devam ettirdi.

Sözü Prof. Dr. Baran Dural’a bırakıyorum:

***

Aslında her şey, “Medyascope” adlı internet gazetesinde, 19 Aralık 2023 tarihinde yayımlanan, “Alevi Kuruluşları Nurettin Topçu’nun Ortaokul Öğrencilerine Anlatılacak Olmasına Tepkili” başlıklı haberle başladı. Gülseven Özkan imzalı söz konusu haberde, “Kültür ve Medeniyetimize Yol Verenler” adlı derste Halil İnalcık’tan Nurettin Topçu’ya bir dizi düşünürün, ortaokul öğrencilerine tanıtılacağına; ancak, yazarının anti-laik ve Alevîleri hedef alan sözlerinden dolayı, Nurettin Topçu’ya Alevî kuruluşlarınca itiraz edildiği dile getirilmekteydi. Nedense haberden önce değil, söz konusu yayından sonra birbiri peşi sıra açıklama yapan kimi Alevî dernekleri, tepkilerini ortaya koydular ve haber değer kazandı.

Bunun üzerine konu dallanıp budaklandırıldı. Sol gazetesi ve ardından Birgün gazetesi de konuya el atarak, 13 Ocak’ta yayınladığı, “Alevileri Hedef Alan Topçu’nun Kitapları Dağıtılacak: ‘Bozuk Zihniyet’ Yine Okullarda” haberini yayınladı. Uğur Şahin imzalı bu haberde, kayyım yönetimindeki Van’da okullara gönderilecek kitapların arasında Nurettin Topçu’nun, “Maarif Davası” başlıklı çalışmasının da yer aldığı ve bu kapsamda, MEB genelgesine uyularak açılacak ihalelerde, söz konusu kitap ve benzerlerinden 120 adet alınıp ortaokullara dağıtılacağı kaydedildi.

Uğur Şahin haberine, “Cumhuriyet’e düşman”, “Alevilere Hakaret” gibi iki “iç gıdıklayıcı” ara başlık da kondurmuştu.

Öncelikle haber yanlış mı? Nurettin Topçu Alevîleri hedef almış mı? Nurettin Topçu’nun kitaplarını ve yazarla ilişkili, “Nurettin Topçu Okumaları” haricinde yazılmış bütün kitapları okumuş, Nurettin Topçu üzerine yazdıklarımdan, sıklıkla ve bolca atıf alan bir akademisyenim. Doktora tezimin başlığı da, “Başkaldırı ve Uyum: Türk Muhafazakarlığı ve Nurettin Topçu”, danışman hocam ise Prof. Dr. Sina Akşin’dir.

Evet, Nurettin Topçu söz konusu yazısında Alevîlik hakkında, “İslâm’ı içten kemiren bozuk zihniyet” tabirini kullanmakta, hemen akabinde Zerdüşlük’ten İslâmiyet’e sızdığını ileri sürdüğü Bektaşîlikle birlikle, Şamanizm’in türevi olarak tanıttığı Alevîliğin kökünün kazınması gerektiğini ileri sürmüştür. Aynı kitapta öğretmenlik hayatının önemli bir kısmını, o dönem karma eğitim yürüten İstanbul Özel Amerikan Robert Lisesi’nde geçiren, İmam Hatip Liseleri’nde verdiği derslerden ahlâkî bulmadığı için para almayan Topçu, karma eğitimi de eleştirmiştir.

Ancak Nurettin Topçu yukarıda sıraladığım yayın organları gibi kitaplarından cımbızla alıntı seçilerek, hakkında hüküm verilebilecek bir düşünür değildir. Zira aynı Topçu, “Bir yanda okullarınızın yarısında boy boy Süleymancı vesaireci sözde İslâm alemdarlarının” dini kirlettiklerini, İHL’lerde hoca kılığıyla kendisini gösteren sözde hocaların “din pozitivizmi” yaparak, ülkede dinin aşk boyutunu kirlettiklerine de inanır.

Son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim: Nurettin Topçu, yazılarından cımbızla kelam ayıklanarak tu kaka edilecek bir düşünür değildir; çünkü, Topçu bir “antiler” düşünürüdür. Hakkında 442 sayfa kitap yazmış birisi olarak Nurettin Topçu’yu sever miyim? Hayır sevmem. Zira yazar “Anadolucu” yani küçük Türkiyeci’dir, ben Türkçü-büyük Türkiyeciyim. Yazar hem Talat-Enver-Cemal ile İttihatçı kadroları Türk saymaz, iş Mustafa Kemal ve Türk Kurtuluş Savaşı’nda görev yapan muhacir kökenlilere gelince, “Nereden çıktı bu Sırp çocukları, ordumuzun başında ne işleri var.” diye saydırır. Yazdığı hikâye kitabında, Rumeli kökenli tek bir iyi karakter yoktur ve maalesef ben Rumeli kökenliyim!

Fakat Uğur Şahin’in “Cumhuriyet düşmanı” yaftası vurup geçiverdiği Topçu, Türk Kurtuluş Savaşı’nı “elan vitale” yani Türklüğün tanrısal kurtuluş anı olarak adlandırır, kutsiyet atfeder. Topçu, kendi deyimiyle “Sırp çocukları” tarafından yönetilmeyen, başında Hüseyin Avni Ulaş, Mehmet Âkif ve I. Meclis II. Grup’un bulunduğu bir zaferi tercih ederdi hiç kuşkusuz. Ancak savaşı sevmedikleri yürüttü ve kazandı diye Kurtuluş Savaşı’nın aleyhinde ne zerre kem kelam eyler ne de günümüzde diğer İslâmcı kalemlerinde çokça gördüğümüz gibi söz söylettirirdi. Ona göre Anadolu Türk’ünün varını koyduğu bir savaşa, “İngilizler istedi diye kazandık zaten Mustafa Kemal de İngiliz ajanıydı” tipi Kadir Mısıroğluvarı sözleri etmek küstahlıktır, densizliktir. Ayrıca o bir Cumhuriyet düşmanı da olamaz; çünkü, değil... Türkiye Cumhuriyeti hiçbir cumhuriyete karşı sesini çıkarmamış, ancak şiddetli bir demokrasi düşmanlığını benimsemiştir. Ben Birgün ya da Sol gazetelerinin, burjuva demokrasileri konusunda, Topçu’dan hiç de farklı düşüneceklerini zannetmiyorum. (Yarın devam.)

Yazarın Diğer Yazıları