Bunda bir yanlış anlaşılma olamaz mı?

Millî Eğitim bir şeyler yapmak istiyor da iyi şeyler yapmıyor galiba!

Millî Eğitim’in bu konuda iyi işler yapmadığı inancındayım.

*

Oysa; devlet denilen kurum, bir sistemler manzumesidir.

Yasama, Yürütme ve Yargı ayağı vardır.

Devletin siyasileri, bürokratları, memurları ve vatandaşı ise bu sistemler manzumesindeki yaptırımlara uymak zorundadır.

*

Anayasa vardır

Yasalar vardır.

Yasalar, Anayasaya uyumlu olması gerekir.

Ardından Tüzük…

Yönetmelik… derken, bu şekilde herkesin uyması gereken sistem oluşturulmuş olur.

*

AKP iktidara gelene kadar sistem öyle uygulanıyordu.

Eksiklikler, aksaklıklar olmamış mıydı, olmuştu elbette!..

*

Bugünkü işleyiş nasıl peki?

Bugünkü işleyişte her şey bir numaranın iki dudağının arasında.

O ne söylüyorsa o.

Öyle olunca da var olan manzumelerin hepsi de ‘Geçersiz’ görünüyor.

Baksanıza, alt mahkemenin kararı Yargıtay’da bozuluyor, ama alt mahkeme, büyük mahkemenin kararını uygulamamakta direniyor.

Olmayacak şeyler olur hâle geldi memleketimde!..

Sonradan ‘Bu uyuşmazlıkların içinden nasıl çıkılacak?’ diye de hep beraber merak ediyoruz!..

*

Esas olarak anlatmaya çalıştığım konunun haberi, geçtiğimiz hafta içinde Yeniçağ gazetesinde yer aldı ve haberin başlığı da:

“Okullara imam atandı. Resmen duyuruldu” şeklinde.

*

Kırklareli İl Millî Eğitim Müdürlüğü’nden kaymakamlıklara bir yazıyla; ‘158 okula ‘Manevi danışman’ adı altında imam atandığı’nın belirtildiği haberini Yeniçağ, Birgün gazetesinden Mustafa Kömüş’ün haberine dayandırarak paylaşmış.

Habere göre; “Gönderilen yazıdaki listede yer alan isimlerin birçoğunun imam, onun dışında müezzin, vaiz ve müftülük personeli de okullarda görevlendirilmiş.” deniliyor.

*

Hadi buyurun bakalım!..

Gerçi manevi danışmanlık ne demek…

Nasıl bir manevi danışmanlık olacak bu…

İçeriği nedir, bunların hiçbiri belli olmamakla birlikte, böyle bir uygulamaya neden gerek duyuldu?

Amaç nedir?

Öğrencilere manevi danışmanlık yapmayı Millî Eğitim neden kendi bünyesinde halledemez de imamlardan ister, bunları hiçbirimiz bilmiyoruz.

*

Hadi diyelim ki mütedeyyin muhafazakâr aileler bunu doğru buluyor. Kaldı ki onların da tamamının doğru buluyor olduklarını sanmıyorum.

Ayrıca da “Müslüman olmayan aileler, çocukları için imamın manevi danışmanlık istememesi halinde, çocuğa ve veliye nasıl bir yaptırım uygulanır?” diye de bir soru aklıma gelmiyor da değil hani!..

Tecrübelerim bana bir yaptırımın uygulanmayabileceğini söylemiyor.

*

Mesela ülkemizdeki:

Aleviler…

Hristiyanlar…

Daha başka dinlere mensup olanlar…

Hiçbir dine inanmayan aileler kendi danışmanlarını isterlerse, ya da danışman istemezlerse, o zaman bu iş nereye varır düşünmek bile istemiyorum.

Ancak bu konuda Kırklareli İl Millî Eğitimi, görevlendirmeyle görev ve sorumluluklarını Müftülüğe devretmiş bile.

*

Hadi buyurun bakılım.

Bugün için ‘Sorun değilmiş’ gibi görünse de böyle bir uygulama, yarınlarda ülkede ciddi kargaşaya neden olur gibi geliyor bana.

*

Benim burada bu uygulamanın yanlış olabileceğini söylemeye çalışmamın nedeni, imamların nezdinde şahsileştirmek değil, sisteme uymayan bir anlayış oluşundandır.

*

İşte o nedenle de bunda bir yanlış anlaşılma olamaz mı, diyorum!..

Yazarın Diğer Yazıları