​​​​​​​Denktaş'ın gösterdiği hedefe nihayet varıldı

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı Kıbrıs Türkü ile alay etmeye devam etmektedir. Ben hayatımda böyle pişkinlik görmedim. Lute'un liderlerle gerçekleştirdiği referans şartlarını belirlemeye yönelik 6'şar görüşme ve günü kurtarmaya yönelik resepsiyondan sonra Akıncı "hedeflenen referans kavramlarını tamamladığımızı söyleyebilecek noktatada değilim" diye açıklama yapmıştır. Akıncı "birkez daha başarısız olduk, bu işi yine beceremedik" diyememiş, kelimelerle oynayarak, halktan gerçekleri birkez daha gizlemeye kalkışmıştır.. Akıncı'nın gitme zamanı gelmiştir.

Rum tarafının Kıbrıs Türkünün 1960'ta elde ettiği haklarının gerisinde, sözde Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamı olacak ve Kıbrıs Türklerinin azınlık hakları ile yetineceği üniter bir yapı kurma peşinde olduğu açıktır. Rum eşit haklarla kurulacak bir federasyona karşıdır ve bunu defalarca ortaya koymuştur. 9 Ağustos'da Anastasiadis'in Akıncı'ya yaptığı ahlaksız teklif  (Rum Yönetimi, Kıbrıs Türküne nüfusu oranında hidrokarbonlardan pay verme karşılığında Türkiye'nin ,Rum Yönetimi'nin tek yanlı kararlarla belirlediği sözde münhasır ekonomik bölgesini -MEB- tanımasını, diğer bir deyişle Rum Yönetimini tanımasını ve bölgedeki gemilerini geri çekmesini talep etmiştir)  ve Lute'un 6 günlük mekik diplomasisinde başarısız olması bunu ispatlamaktadır. 

İki lider, 9 Ağustos gayrı resmî görüşmesinde, Kıbrıs sorununun yeniden çözüm sürecine girmesi gereğinde anlaşmış ve iki bölgeli iki toplumlu federasyon çerçevesine bağlılıklarını açıkça ortaya koyarak, referans şartlarının Eroğlu-Anastasiadis 11 Şubat Ortak Açıklaması, Crans Montana'ya kadar varılan yakınlaşmalar ve Guterres Çerçevesi olacağında mutabık kalmıştı. Taraflar Lute'nin çabasıyla müzakerelere, Crans Montana'da kaldığı yerden devam konusunda da görüş birliğine varmış iken Türkiye devreye girmiş ve bu maskaralığı, oyunu, tuzağı engellemiştir. KKTC Dışişleri Bakanı Özersay'ın Kıbrıs Türkünün siyasi eşitliği ve yönetimde eşit haklara sahip olması gerektiğinin referans şartlarında açık bir dille yazılmasının sağlanması hususunda Türkiye nezdinde girişimde bulunduğu,Türkiye'nin müdahale ettiği ve Akıncı'nın Türk tarafını zora sokacak yeni bir adım atmasını önlediği anlaşılmaktadır.

Lute'un adadan ayrılmasının ertesinde Anavatan Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu KKTC'ye gelmiş ve çok önemli açıklamalarda bulunmuştur. Çavuşoğlu Yeni Erenköy'de vatandaşlarla düzenlenen toplantıda zaman zaman Akıncı'yı de hedef alan laflar ederken Rum tarafına da gerekli mesajları vermiştir.

Çavuşoğlu çözümü işaret etmiştir

Çavuşoğlu'nun  basın toplantısında Rum tarafının aynı hastaneyi bile Türklerle paylaşmak istemediğini bizzat Anastasiadis'in kendisine söylediğini ve iki devletli çözüme yeşil ışık yaktığını anlatarak, Rum tarafının Kıbrıs Türkünün siyasi eşitliğini tüm unsurlarıyla kabul etmemesi halinde bundan sonra  egemen eşitliğe, yani iki devlete dayalı çözümün söz konusu olacağını söyledikten sonra, hala daha gayrı resmi bir toplantıda, Akıncı gibi, Rum tarafının niyetini öğrenmek istemesini yadırgadım. Çavuşoğlu doğru zamanda geldiği KKTC'de, doğru tespitler yapmış, doğru açıklamalarda bulunmuş ne varki son hamleyi yapamadan geri dönmüştür. Çavuşoğlu'nun yaptığı doğru tespitlere göre Rum tarafı Kıbrıs Türkü ile hiçbirşeyi paylaşmak istememektedir ve bu nedenle de ortak bir birliktelik, federasyon, mümkün değildir. Durum böyle iken hala daha 2'li,3'lü, 5'li toplantılar peşinde koşmak ve hala daha Rumun niyetini anlamaya çalışmak doğru mudur? Hele hele Anastasiadis'in Atina'da Yunanistan Başbakanı Miçotakis'le gerçekleştirdiği görüşmeden sonra yapılan açıklamada Çavuşoğlu'nun KKTC'de söylediklerinin şiddetle kınanmasından sonra Rum-Yunan ikilisinin niyetini öğrenmeye çalışmak hangi mantıkla açıklanabilir.

60 yıldır Kıbrıs Türkünü eşit ortak olarak görmeyen Rumun, adayı Yunan yapmak peşinde yanıp tutuşan Rumun, geri adım atması mümkün müdür?  Allah için KKTC'yi tanıtmak, eksik hamleyi tamamlamak için neyi bekliyorsunuz?

Geldiğimiz noktada Ebedi Liderimiz Kurucu Cumhurbaşkanımız rahmetli Denktaş'ın, yürüttüğü müzakereler süresince egemen eşitliğimizi savunduğu şu veciz sözleri hatırlatmamda fayda vardır: "Egemenliğe dayanmayan eşitlik, eşitlik değildir, buz üzerine yazılmış yazı gibidir… Egemenlikten kaynaklanmayan hak, hak değildir; egemenlikten kaynaklanmayan eşitlik de eşitlik değildir. Kendimize gelelim. Yeniden kanmayalım!"

 

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları