Din ticareti için müşteri arıyorlar!

Malum, Ramazan ayı ile birlikte Türkiye için ekranları parselleyen bir grup şarlatanın milleti dinden imandan çıkaran fetvalarına tahammül vakti de geldi çattı!

Bakın, eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, dün Hürriyet'te yayımlanan söyleşisinde, "ilahiyatçı" kimliğiyle pazarlanan bu tiplerin ipliğini nasıl pazara çıkardı:

"Reytingi en yüksek programlar en çok menkıbenin anlatıldığı, en çok gözyaşının döküldüğü programlar. Din artık melankoli ve gözyaşı olarak sunuluyor ve algılanıyor. Böyle bir din anlayışı sizi dünya sahnesinde yukarı çeker mi? Hazreti Muhammed'in hayatını öyle bir anlatıyorlar ki, öyle bir hayatın örnek alınması ve yaşanması mümkün değil. Bugün İslam dinini gizemli, esrarengiz bir din olarak sunanlar, asılsız kutsallıklar üretenler aslında kendi din ticaretleri için müşteri artırımı peşindeler."

Şu noktadan sonra top sizde, kumanda aleti elinizde.

"Müşteri" misiniz, "mümin" mi; siz yapacaksınız tercihini!

***

Güneş'in çocukları

------

Derler ya "doğuştan Beşiktaşlı", öyleyim ben.

Ama bütün samimiyetimle yazıyorum; eğer Beşiktaşlı olmasaydım da ayrı sevinirdim bu yıl Beşiktaş'ın şampiyonluğuna.

Her şeyden önce "üç büyüklerden biri", Türkiye'de çok da şans tanınmayan, tanındığı vakit de ilk krizde harcanan, en kolay harcanan sınıfındaki bir Türk teknik direktörün yönetiminde, üst üste ikinci şampiyonluğunu kazandığı için...

Sonra o teknik direktör Şenol Güneş olduğu için...

Velhasıl; şampiyonluk kupası beyefendilikle kaldırıldığı için. Üzerinde hiçbir "artistik", "şovmen", "tribal", "egosantrik" tavrın gölgesi olmadığı için.

Güneş'in karakteri takıma da sirayet ettiği, siyah-beyazlı forma yeniden Süleyman Seba'lı yılların asaletini de simgelemeye başladığı ve nihayetinde "Güneş'in çocukları" göğüslediği için ipi...

Beşiktaş taraftarı, Türkiye'de siyasal, sosyal, kültürel her nevi rezilliğe karşı geliştirdikleri zekice ve cesurca tepkileri yüzünden maruz kaldıkları onca soruşturma-kovuşturmadan sonra ödüllendirilmeyi sonuna kadar hak ettikleri için...

Ve ayrıca...

Sanırım Türkiye'deki sporseverlerin büyük bölümü minnettar bunun için Beşiktaş'a; sezona bolca "yakinimdir" kartvizitiyle başlayan o "yandaş azgınlığı"nın önünü kestikleri, şımarıklığı, hadsizliği, densizliği Türk sporunun başına musallat olmasına yol vermedikleri için!

***

Cumhurbaşkanı'nın "Arena"lara savaş açmasından sonra durumdan vazife çıkarıp adını ilk değiştiren stat orası olduğu için soruyorum:

2011 yılında "Türk Telekom Arena"nın açılışını kim yapmıştı?

***

O mısralar öksüz kaldı

-------

Yapılan sahiden sanatsa, sahiden edebiyatsa; siyaset, ideoloji ne kadar keskin bıçaklar olurlarsa olsunlar koparamıyor dokunduğu yürekten kimi satırları...

***

Milli Birlik Komitesi üyesi Ahmet Er, 27 Mayıs'ın 57. yıldönümünden sadece iki gün sonra, dün, Manisa'da, tedavi gördüğü Manisa Devlet Hastanesi'nde vefat etti.

Er, 27 Mayıs'tan sonra sürgün edilen "14'ler"dendi.

Türkiye'ye döndükten sonra Alparslan Türkeş ile birlikte siyasete girdi. 12 Eylül'e kadar uzun süre MHP Genel Başkanlığı yaptı. Darbeden sonra o ünlü, tarihi "MHP Davası"nda yargılandı. 1990'ların ilk yarısında, danışmanlığını da yaptığı Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte "gidenler" kervanına katıldı.

Yaşıyor ve yazıyor olsa; muhtemelen itiraz ederdim çoğu politik yaklaşımına... Ve fakat dünden itibaren, bütün siyasi üniformalarından bağımsız olarak, sadece ama sadece aşağıdaki eşsiz mısraların şairi olarak ölümsüzleşti dimağımda:

"Bir gece ay yıldızlara, yıldızlar aya muştulayacak

Ki o zaman, başkaları da benim dilimi konuşacak.

Dizginlerini çekerek zamana dur diyeceğim, duracak!

Bir sabah tan atarken Yüce Tanrı Dağı'ndan,

Kürşad'ın gür sesi duyulacak:

Atlar Vey Irmağı'nda sulansın!

Güneş doğduğu yerde karşılansın!

Emri tekrar edecek gök, toprak, deniz,

Bozkurtlar seslenecek bütün Anadolu'dan:

Biz de sizdeniz! Biz de sizdeniz!.."

Ruhu şad, mekanı cennet olsun. Ruhu Tanrıdağı'nda Kürşad'ıyla buluşsun...

Yazarın Diğer Yazıları