Erdoğan için en büyük tehdit!

A+A-
Evren Devrim ZELYUT

Türkiye için 2023 seçimleri sıradan bir seçim süreci olmayacak. Ülkenin, insanların kaderinin ne yöne gideceği belirlenecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından bakarsak da en sıkıntılı seçim olacağı ortada. Çünkü çok ağır ekonomik sorunlarımız var ve bunlar salgınla başlamadı. Son beş yıldır enflasyon, işsizlik, gelir dağılımındaki bozukluk ve durgunluk Türk firmalarını ve hane halkını vuruyor.

Yapılacak seçimlerle ilgili geçtiğimiz günlerde Metropoll Araştırma şirketinin son anketi açıklandı. "Hangi ittifaka daha yakınsınız? AK Parti ve MHP'nin yer aldığı Cumhur İttifakı mı? CHP ve İYİ Parti'nin yer aldığı Millet İttifakı mı?" sorusuna yüzde 42.4 "Millet İttifakı'na daha yakınım" yanıtını verdi.

Yüzde 36.9 Cumhur İttifakı'na yakın olduğunu belirtirken, yüzde 5.9 "İki ittifaka da yakın değilim ama Millet'i tercih ederim", yüzde 2.7 "İki ittifaka da yakın değilim ama Cumhur'u tercih ederim" dedi.

Yüzde 12.2 ise "Fikrim yok/Cevap yok" seçeneğini tercih etti. Anketi değerlendiren Metropoll Araştırma'nın kurucusu ve yöneticisi Özer Sencar "Millet İttifakı arayı açıyor" yorumunu yaptı.

Bu noktaya kadar yazdıklarımıza "Biz bunları zaten biliyoruz farklı bir şey söyle" diyebilirsiniz.

O zaman söyleyelim: Yukarıdaki rakamların önümüzdeki aylarda Cumhur İttifakı aleyhine çok daha hızlı bir şekilde bozulacağını öngörüyoruz. Gerekçemiz ise şu: Karizmatik bir lider olmasına rağmen Erdoğan'ın seçmen desteğini yitirmesinde en büyük neden, ekonomi politikasındaki tutarsızlıklar ve başarısızlıklardır. Salgın döneminde Erdoğan'ın geçmişteki 'alt ve orta gelir dostu' açıklamalarının gerçeğe dönüşmediği görüldü. AKP'nin kuruluş temeli olan adaletin sadece yandaşlar için çalıştığı ortaya çıktı. Kalkınma ise sadece kağıt üzerinde kaldı. Yüzbinlerce esnaf, şirket sahibi iş yerini kapattı. Milyonlar işsiz kaldı.

Artan kurları kontrol etmek için önce 128 milyar dolarlık rezerv heba edildi. Ancak bu yöntem işe yaramadı. Sonra yüksek faiz silahı çekildi. Böylece ülkeye sıcak para çekilmeye, kur düşmeye başladı. Ancak yüksek seviyedeki faizler her gün binlerce şirketi iflasa bir adım daha yaklaştırdı.

Yüksek faiz ortamına Türkiye ne kadar dayanabilir? Kişisel tahminimiz yaz aylarına gelmeden ekonomin dikişlerinin patlayacağı yani reel sektörün isyan bayrağını çekeceği yönündedir. Ayrıca firma sahiplerinin batmaya başlaması yaşadığımız işsizlik sorununu salgın azalsa bile canlı tutacaktır.

Erdoğan yüksek faize karşıyken, Merkez Bankası Başkanı 2023'e kadar sıkı para politikasından bahsediyorsa, buradan iki sonuç çıkar: Ya Erdoğan yüksek faizin bedelini seçimde öder ya da Merkez Bankası Başkanı 2023 yılını görmez.

Mesele sadece faiz mi?

Mesele sadece faizle de sınırlı değil. Geniş halk kitleleri iktidar partisine oldukça kızgın. Özellikle AKP çekirdek seçmen grubu yalnız bırakıldığını düşünüyor.

Şehirlerin varoşlarında yaşayan bu kitle geçmişte AKP'nin oy deposuydu. Ancak yandaşların debdebe içindeki yaşamları salgında bile sürerken, kendilerinin ağır ekonomik sorunlar altında ezilmesi büyük bir öfke yaratmış durumda. Nasıl kızgın olmasınlar ki? Disk-AR raporlarına göre salgında halkına en az destek veren ülke Türkiye. Bakın rapor ne diyor:

"Covid-19 döneminde hükümetlerce yapılan nakit harcama ve gelir desteklerinin GSYH içindeki payının en az olduğu üç ülke ise Meksika, Türkiye ve Arnavutluk oldu. Meksika'da nakit harcamaların ve gelir desteklerinin GSYH içindeki payı yüzde 0,7'dir. Türkiye ve Arnavutluk'un Covid-19 döneminde nakit harcamalarının GSYH içindeki payı yüzde 1,1 düzeyindedir. Böylece Türkiye, salgın döneminde nakit harcama ve gelir desteğinin GSYH içindeki payının en az olduğu iki ülkeden biri oldu."

Türkiye kaynak fakiri bir ülke değildir. Ekonomisi dünyada ilk 17 ülke arasındadır. Ancak sorun bu kaynakların yani paranın belirli kesimlere transfer edilmesi, verilmesidir.

Ekonomideki bu olumsuz tablonun değişmesi ise mümkün görünmüyor. Bölüşüm politikasında yandaşların keyfi yerinde. Kendilerine akan muazzam kaynaklardan feragat etmek gibi bir düşünceleri yok. Diğer makro ekonomik sorun olan, 'enflasyon ve kur kontrolü' konusunda da AKP reformlar yerine yüksek faizle doları tutup, vatandaşın alım gücünü kırarak enflasyonla mücadele yolunu seçti. Bu da geçici ve yüksek maliyetli bir yöntem olacak. Peki halk bunu yutar mı? Yutmadığı kesin, çünkü çarşıdaki, pazardaki fiyatlar uçuyor. Vatandaşın cebindeki parayı geri çekerek, 'harcama yapma ki enflasyon düşsün' demek de başka bir dengesizlik.

Sözün özü bu haksız bölüşüm, yanlış makro ekonomik politikalar Erdoğan'ın seçimlerde en büyük rakibi, yeniden seçilmesine karşı en büyük tehdit olacak.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58