Fransız gazeteci gözüyle Doğu Türkistan trajedisi

whatsapp-image-2024-02-23-at-15-51-21.jpeg

Arakan’dan tutun Filistin’e kadar Müslümanların maruz kaldığı baskı, zulüm ve soykırımlar Türkiye’nin gündeminde geniş biçimde yer alır. Çünkü Türkiye inanış itibarıyla bir İslam ülkesidir ve başka ülkelerdeki dindaşlarının uğradığı zulümlere karşı durması hem insani, hem de dini görevidir. Özellikle Türkiye’deki bir kısım İslamcı kesim ve siyasi anlayışlar için maalesef bu duruşun bir tek istisnası vardır: Doğu Türkistan’daki Uygur Türkleri… Bu çilekeş insanlar da Müslüman’dır ama her nedense Türkiye gündeminde görmezden gelinir. Bu duyarsızlığın “Türk” olmalarından mı, yoksa Türkiye’nin Çin ile ilişkilerinin zarar görmesini istemeyen siyasi çevrelerden mi kaynaklandığı bir başka araştırma konusu.

Çin’in işgal edip “Sincan Uygur Özerk Bölgesi” adını verdikleri kendi vatanları Doğu Türkistan, son yıllarda Uygur Türkleri için daha da zulüm hane haline geldi. Dünya ve Türkiye’de bu zulüm ve Doğu Türkistan’da yaşanan insan hakları ihlalleri yeteri kadar tepki görmese de buna göz yummayan vicdan sahipleri de var muhakkak ki... Fransız gazeteci Eric Darbre bunlardan sadece biri… Darbre’ın kaleme aldığı, Eliot Franques’nin resimlediği çizgi roman formatındaki “Uygur Türkleri /Ölüme Kafa Tutan Bir Halk” adlı kitap, Çin’in 25 yıldır Uygur Türklerine uyguladığı soykırımı bütün detaylarıyla gözler önüne sererken, tuzu kuru dünya devletlerinin, yaşanan bu zulmü kirli bir politik malzemeye dönüştürmesini de tüm pisliğiyle birlikte gündeme taşıyor. Eric Darbre, İkinci Dünya Savaşı’nda Hitler’in yaptığı soykırımdan sonra yakın tarihteki en büyük soykırım olarak kabul edilen Doğu Türkistan’da Uygur Türklerinin maruz kaldığı zulüm hakkında şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Uluslararası STK raporlarına göre, bir milyon Uygur Türk’ü toplama kamplarında tutuldu yahut hâlâ tutulmakta. Bir milyon! Görülmüş şey değil… Sincan’daki durum giderek daha korkunç bir hâl alıyor. Gözlerimizin önünde bir soykırım yapılıyor, yavaş yavaş, ancak geri adım atılmaksızın.”

Karakaraga Yayınları etiketiyle yayımlanan “Uygur Türkleri /Ölüme Kafa Tutan Bir Halk” kitabı Metin Yetkin tarafından Türkçeye çevrildi. Kitap, Uygur ayaklanmalarının doğuşuna, atalarından miras kalan topraklarına, kültürlerine sahip çıkmak için süper güç Çin’e kafa tutan bir halka karşı, totaliter Çin’in baskılarını, zulmünü, şiddetini bütün dünyaya duyurma çabasını anlatırken, aynı zamanda bu trajedinin gerçek yüzünü ortaya döken onurlu bir gazetecilik örneği niteliği de taşıyor.

Karakaraga Yayınları

Tel:(0212) 252 22 42

+++++

whatsapp-image-2024-02-23-at-15-51-21-1.jpeg

Dünya bu çığlığa sağır

Bugün madem Doğu Türkistan’daki Çin zulmüyle başladık, aynı konuyu ele alan bir başka kitapla devam edelim. “Uygur Savaşı / Çin'in Müslüman Azınlığına Karşı Yürüttüğü İç Operasyon” adlı kitabı kaleme alan Sean R. Roberts, George Washington Üniversitesi’nde görevli bir kültürel antropoloji uzmanı. 1990 yılında bölgeye yaptığı ilk yolculuktan bu yana, 30 yıldır Uygur Türkleri üzerine çalışmakta. O zamandan beri dünyanın çeşitli bölgelerindeki Uygurlara dair araştırmalarına devam etmekte. Ötüken Neşriyat’tan çıkan kitap M. Bahadırhan Dinçaslan ve Muhammed Âkif Kalaycı tarafından dilimize kazandırılmış. Uzun soluklu bir araştırmanın ürünü olan kitap, Uygurlarla yapılan söyleşiler, Uygur diline dair belgeler ve videolar gibi, daha önce akademik çalışmalarda ele alınmayan birçok farklı Uygurca kaynağa dayanarak hazırlanmış. Kitap, Çin’in ABD önderliğinde başlatılan “Terörle Küresel Savaş”ı, Uygur halkına yönelik giderek artan vahşi baskısını hasıraltı etmek için nasıl kullandığını ortaya koyuyor. Kitap, Çin’in faaliyetlerinin dünyanın dört bir tarafındaki devletleri terörle mücadele adı altında etnik azınlıklara zulmetme ve iç muhalefeti şiddetle bastırma konusunda cesaretlendirdiğini savunuyor. 11 Eylül’de New York ve Washington’a yapılan saldırılardan birkaç hafta sonra Çin hükûmeti, çoğunluğu Müslüman olan Uygur etnik azınlığından kaynaklanan ciddi bir terör tehdidiyle karşı karşıya olduğunu ilan etti.

Aradan geçen yaklaşık yirmi yılın ardından bugün, Çin’de yaşayan on bir milyon Uygur Türkü’nün bir milyondan fazlası dünyanın en büyük kitlesel hapis ve gözaltı sistemine dönüşen sözde “yeniden eğitim kampları”nda hapsedildi. Ana vatanlarındaki Uygurların yanı sıra mülteci toplulukları ve sürgündeki Uygurlarla kapsamlı röportajlardan faydalanan Sean Roberts, yalnızca devlet politikalarını değil, Çin devletinin bu yıkıcı programlarına Uygurların verdiği tepkileri de anlatıyor.

Çin’in Uygurlara uyguladığı kültürel soykırıma ilişkin anlaşılır ve geniş kapsamlı bir analiz ortaya koyan ve Çin Komünist Partisi’nin uyguladığı vahşeti haklı göstermek için türettiği mitleri yalanlayan delilleri objektif olarak ele alan “Uygur Savaşı”, bu insanlık dramının en acı şekilde parçası olanların seslerinin duyulmasını sağlıyor.

Ötüken Neşriyat

Tel:(0212) 251 03 50

Yazarın Diğer Yazıları