Gezi Parkı'nın Devri: Kanun, Siyasi Emellere Alet Ediliyor

A+A-
Fatma ÇELİK

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) mülkiyetindeki Taksim Gezi Parkı, Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri Vakfı'na devredildi.
İlk olarak, İstanbul'un en turistik yerlerinden birinde yer alan İstanbullunun da turistin de durup nefes alabileceği nadir alanlardan biri olmasıyla önemli, Taksim Gezi Parkı. Bu yüzden de kimin mülkiyetinde olduğu, nasıl korunduğu/ korunacağı hususları mühim.
Virüsün etkisiyle kapalı alanlardan kaçındığımız şu dönemde zaten yeşil bir alanın önemini anlatmak için fazla cümle kurmaya da gerek yok aslında.
O halde gelelim devrin ikinci önemine…

Vakıf kültür varlıkları ve mazbut vakıflar
Parkın devrinin dayandırıldığı hüküm, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 30. maddesi, vakıf kültür varlıkları ile ilgili:

"Vakıf yoluyla meydana gelip de her ne suretle olursa olsun Hazine, belediye, özel idarelerin veya köy tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçmiş vakıf kültür varlıkları mazbut vakfına devrolunur."
Burada "mazbut vakıf" ile kastedilen 17.02.1926 tarihli 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'den önce kurulan ve yöneticileri hayatta olmayan vakıflar.
Türkiye'nin tarihinde pek tabii bu vakıflardan on binlerce var ve hali hazırda Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temsil ediliyorlar.
İşte, Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri Vakfı da bu vakıflardan biri. Osmanlı döneminde kurulmuş ancak şu an mevcut değil.
Buraya kadar sıkıntı yok. Gelelim söz konusu kanun maddesinin devir işlemi için şart koştuğu iki hususa:
Bunlardan birincisi, vakıf yoluyla meydana gelme şartı; ikincisi, vakıf kültür varlığı olma şartı.
Bu durumda, Taksim Gezi Parkı'nın devri için, parkın vakıf yoluyla meydana gelmesi ve vakıf kültür varlığı olması gerekir.
Oysa park, II. Beyazıt tarafından kurulmuş bu vakıf tarafından değil, II. Beyazıt döneminden 4 asır sonra yapılmıştır.
Eğer, vakıf tarafından yapılan yapı olarak Topçu Kışlası gösterilecekse, bu kışla da Beyazıt döneminde yaptırılmamıştır. Dahası, bugün parkın üzerinde böyle bir kışla yer almamaktadır. Olmayan bir binanın devri nasıl yapılacaktır?
Şu an mevcut olan ve devri yapılan bir parktır ve bu noktada ilgili kanun maddesine dayanılarak bu devrin yapılması için bu parkın bir kültür varlığı olması gerekir.
Oysa 2863 sayılı Kanun'da kültür varlıkları "Tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yerüstünde, yeraltında veya sualtındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklar" olarak tanımlanmıştır.
Buna göre camiler, kiliseler, hanlar, hamamlar, köprüler birer kültür varlığıdır.
Ancak Taksim Gezi Parkı, kültür varlığı değildir.

Amacı vakıf kültür varlığı niteliğindeki eserleri korumak olan bir kanuna dayanılarak, halihazırda mevcut olmayan bir yapı (Topçu Kışlası) sebep gösterilerek bir arazi, vakıf kültür varlığı kabul edilebilir mi?
İstanbul'da bu şekilde tarihinde bir vakıfla ilişkisi bulunmuş arazinin üzerine inşa edilmiş, oluşturulmuş kaç tane bina, yapı, park vardır, bir düşünün. Bu durumda hepsi Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne mi devredilecektir?

Var olan kültür varlıkları muhafaza edilir, edilmelidir de.
Ama olmayan bir yapı bahane edilerek ve 2008 yılında getirilen bir düzenlemeye dayanılarak (13 yıl sonra) İstanbul'un en önemli parklarından biri belediyenin mülkiyetinden hem de tam da üzerine bir proje tasarlamışken alınıyorsa, bunun altında yatan sebep ne kültürel ne tarihi ne de hukukidir. Tarihi, kültürel değerleri korumak için çıkarılan kanunlar, siyasi emellere alet edilmiş demektir.

Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
      Tüm Hakları Saklıdır ©
      Yeni Çağ Gazetesi

      İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel: (0212) 452 40 40
      Faks: (0212) 452 40 58