Güven veren adalet hayali

A+A-
Fatma ÇELİK

Temmuz 2018'de Adalet Bakanı Abdulhamit Gül bir vaatte bulunmuştu. Neydi o vaadi?

"Güven veren adalet" vaadi.

Nitekim Mayıs 2019'da Reform Paketi, bu vaadi gerçekleştirmek için yine bizzat Adalet Bakanı Gül tarafından açıklanmış, tutuklamanın istisna olacağı, insan hakları eylem planı oluşturulacağı, ifade özgürlüğünün korunacağı gibi birtakım stratejilerden bahsedilmişti. Zaten anayasal olarak korunması zorunlu olan haklarımızın ihlal edildiğinin örtülü itirafı gibi bu açıklama ile "hadi bir umut" demiştik…

Nihayet Ekim 2019'da bu çerçevedeki ilk yasa, kabul edilerek Resmi Gazete' de yayımlanmış, hatta Aralık 2019'da Avrupa Konseyi temsilcileriyle tutukluluk hallerindeki iyileştirmelerle ilgili "İnsan Hakları Eylem Planı" ele alınmıştı.

Ancak tüm bunlar gerçekleştirilirken, yargının bağımsızlığını iyileştirici bir tek adım dahi atılmadı. Görünen o ki, 'bir şeyler yapıyor görünmek ama eldeki gücü de yitirmemek' isteniyordu.

Adil Yargılanma Hakkı

İşte tüm bu reform sürecinin yaşandığı 2019 senesine dair Anayasa Mahkemesi (AYM) bireysel başvuru istatistikleri açıklandı. Buna göre;

AYM tarafından verilen ihlal kararlarının yarısı "adil yargılanma hakkının" ihlal edildiğine dair.

Bu hakkın içeriğine baktığımızda da adil yargılanma hakkının ihlalinin en çok 'makul sürede yargılanma hakkının' ihlaliyle gerçekleştiği görülüyor.

Oysa herhangi bir sebeple yargı önüne çıkıldığında, adil bir yargılamayla karşı karşıya olacağını bilmek, "güven veren adaletin", ezcümle adalete güvenin ilk şartı ve olmazsa olmazıdır.

Bu husus, siyasi davalarda daha büyük önem arz eder. Çünkü siyasi davalar, ifade hürriyeti, basın hürriyeti, toplantı ve gösteri hürriyeti gibi, demokrasinin olmazsa olmazlarıyla bağlantılıdır. Demokrasilerde, şiddete başvurulmadıkça, bu hürriyetler devlet tarafından korunur. Otoriter rejimlerde ise, bu hürriyetler savunulan düşünceye göre ayrıştırılır, makbul olmayan düşünceler cezalandırılır.

Bunları neden söylüyorum? Bu köşede çokça vurguladım. Vurgulamaya devam ediyorum. Siyaseti ideolojik düşüncelerinizle takip edersiniz ancak hukuk, ideolojik bakış açısının tamamen dışlanması gereken bir alandır.

Bu yüzden adalet talebi Ahmet X, Mehmet Y, Ayşe Z için değişmez. Hukuk bellidir, yasalar bellidir. Hukukun herkes için aynı şekilde tecelli etmesi gerekir.

Bu süreci takip eden bizler de ideolojik düşüncelerle değil, "bugün ona, yarın bana" diyerek hak ve özgürlüklerimizi hukuk devleti çatısı altında korumak için savunmalıyızdır adaleti.

Osman Kavala Davası

Bugün, eğer bu yazıyı sabahın erken saatlerinde okumadıysanız muhtemelen siz bu satırları okurken sonuçlanmış olan Osman Kavala Davasını da işte bu düşüncelerle takip etmeliyiz. Bu düşüncelerle yorumlamalıyız.

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin (İHAM) 10 Aralık'ta Osman Kavala hakkında işlediği iddia edilen suça dair somut bir delilin bulunmaması, suçun oluşması için gereken cebir ve şiddet unsurlarının gerçekleşmemesi, davanın Gezi olaylarından dört yıl sonra açılmasının sebebinin gerekçelendirilememesi, Cumhurbaşkanının Osman Kavala'yı suçlayıcı konuşmalarından sonra iddianamenin hazırlanmış olması, bu davanın STK'lara gözdağı vermek amacıyla açılmış olması saptanarak verilen "derhal serbest bırakılması" kararına rağmen Kavala hala tutuklu.

İHAM'nin kararından sonraki ilk duruşmada "karar kesinleşmedi" denilerek, hukuka aykırı bir şekilde 3 aylık itiraz süresinin geçmesi beklendi. Bugün veya bir sonraki duruşmada ihlali ortadan kaldırmak için gerekenin değil, cezanın verilmesi bekleniyor ki ihlal durumu kalmamış olsun.

Aksi bir karar, yani İHAM kararına uygun olarak verilecek bir karar, pek çoğumuzu şaşırtacak ve "adaletli bir karar olması açısından" mutlu edecek. Ancak insan şu alışılmış soruyu sormadan da edemiyor: "Geç gelen adalet, gerçekten adalet midir?"

Ve bu yazının başlığını da içine alan bir soru daha: Bağlayıcılığı Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde açıkça belirtilen uluslararası mahkeme kararlarının dahi uygulanmadığı bir ülkede, güven veren adalet hayalinin gerçek olması mümkün olabilir mi?

 

dfs-004-001-011.jpg

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları