Liderlerin önemi

Almanya'da, İkinci Dünya Savaşı sonrasında düşük enflasyon, hızlı endüstriyel büyüme başladı. Mucizevi bir kalkınma yaşandı. Ekonomi Bakanı Ludwig Erhard idi. Alman ekonomik mucizesi-Ren mucizesi veya Erhard Mucizesi denildi. Çalışkan Alman halkı savaştan kayıplarını telafi etmek için daha çok çalıştı. Ayrıca dikta rejimden çıkan halk demokrasinin faziletini daha iyi anlamış oldu. Demokrasi içinde kalkındı.

Güney Kore'de General Park-Chung Hee, Beş Yıllık Ekonomik Kalkınma Planları ile ülkenin ekonomik kalkınma 'mucizesini' başlattı. Park, darbe ile geldi. Ancak sonraki seçimleri kazandı. Kuzey Kore ayrıldığı için Güney Kore halkı arasında sağ-sol çatışması, inanç çatışması olmadı, kendi içinde ayrışmadı, kamplaşma olmadı.

***

Almanya ve Güney Kore'de liderler  kalkınmayı hızlandırdı

Hangi ekonomik model olursa olsun, yönetenler, hukuki ve demokratik altyapı kalkınmanın şifresidir.  

"Sosyalizmin oluşturacağı birleşim (sentez ) aşamasında sınıflar yok olacak , sınıfsız bir toplum kurulacaktır" diyen Marks, aynı zamanda insanın insanı sömürmesini de önleyeceğini düşünmüştür. Gel gör ki Stalin gibileri sömürünün ötesinde insan hayatını yok saymışlar.

Stalin, Karadenizi Türklerden ve Müslümanlardan temizlemek için Gürcistan'daki köyleri boşaltmış, bir kısmını Sibirya'ya bir kısmını orta Asya'ya sürmüştür.

Holodomor Ukrayna Kırımı, 1932-1933 arasında, Ukrayna ve Rusya'nın Kuban bölgesinde suni olarak yaratılan kıtlık sebebiyle yaklaşık olarak 8 milyon insanın öldüğü olaylara verilen addır. Toprağından vazgeçmeyen ve kooperatif tarım uygulamalarını kabul etmeyen Ukrayna köylüsü, zorlamalar karşısında tarım üretiminden vazgeçerek, üretimi durdurmuştur. En zor yıllarda Stalin buğday vermemiştir. Oysaki o yıllarda Rusya, 1932'de 1,7 milyon ton, 1933'te 1,84 milyon ton tahıl ihraç etmiştir.

Venezuela Dünyada petrol rezervlerinin yüzde 17.50'sine sahiptir. İkinci sırada yüzde 15.42 ile Suudi Arabistan geliyor. Buna rağmen Venezuela ekonomisi iflas etti. Hiper enflasyon yaşanıyor. Ülkenin dış borç tahvilleri çöp seviyesine düştü. Elektrik kesintileri, gıda ve ilaç kıtlığı nedeniyle milyonlarca Venezuelalı ülkesini terk etti. Halk her gün sokaklarda ve Maduro tarafından şiddet görüyor. İnsanlar ölüyor.

Aslında Venezuela'yı popülizm bu hale getirdi. Önceki Devlet Başkanı Chavez kendi propagandasını yaparken "Mücadele Chavez yanlıları ile karşıtları arasında değildir. Vatanseverlerle, vatan düşmanları arasındadır" demişti.  Chavez, iktidarda kalabilmek için sürekli dağıtıyordu.

Kendisinden sonra gelen Maduro da kendisinin başkanlığına tepki gösterenlere konuşma yasağı kanununu meclisten geçirdi. Yandaş Medya oluşturdu. 20 milyon kişiye 120 ton gıda kolisi dağıttı.

Venezuela'da; Chavez ve Maduro demokrasi içinde petrol gelirlerini kullanarak kalkınma hamlesi yapmış olsalardı, hem kendi koltuklarını daha garantiye almış olurlardı hem de ülke kalkınmış olurdu. Halkın bir kısmı da popülizme alet olmuştur.

Hegel; "Kendi kendisiyle çatışma halinde olan bir toplum, akılcı (rasyonel) olmadığı için yakılmaya mahkumdur; Bunu yerine yeni bir düzen kurulacaktır'' diyor. Sovyetler dağıldı. Yeni Rusya kuruldu. Venezuela'da iktidarın ve popülizmin sonu geliyor.

Finlandiya, Danimarka, kadın liderleri olan ülkelerdir. Freedom House özgürlükler endeksinde bu ülkeler, insan hakları ve demokratik özgürlükler sıralamasında birinci sıradadır. Yine Dünya Adalet Projesi, hukukun üstünlüğü endeksinde de  ilk sıradadırlar. Virüsü en hızlı yenen ülke bu ülkeler oldu. Bu ülkelerde halkın demokrasi ve dayanışma kültürü yüksektir. Toplumun menfaati daha önde olduğu için herkes kararlara uydu.

Özetle hangi model olursa olsun ülkelerin kalkınmasında, önce hukuk ve demokrasi sonra liderlerin becerisi önemlidir.

Yazarın Diğer Yazıları