28 Kasım 2021 Pazar
İstanbul Hava durumu İstanbul 12°C
Doviz verileri
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
YAZARLAR
Mehmet YARDIMCI
Mehmet YARDIMCI

Öğretmenlik nerelerden nerelere geldi

[email protected]
+
Aa
-
25 Kasım 2021 Perşembe

Değerli okurlarım malumunuz dün Öğretmen Günü idi. Bu vesileyle iki günlük bir yazı serisi halinde öğretmen yetiştiren kurumların tarihçesi ve Köy Estitüleri hakkında bilgi vermek istiyorum.

Osmanlı döneminde öğretmenlik ayrı bir meslek olarak görülmediği için medrese öğrenimi görmüş olmak, öğretmen olmaya yeterli sayılmıştır.

1839'da Tanzimat'la başlayan Batılılaşma hareketi çeşitli alanlarda düşünülen köklü değişim ancak eğitim yoluyla sağlanabileceği için eğitimde yeniliğe gerek görülmüş ancak dinsel kaynaklardan beslenen mevcut sistem bu işi gerçekleştirmekten uzak durmuştur.

Batı ülkelerinde öğretmen yetiştirilmesine 18. yüzyılın başında başlandığı halde Osmanlı'da yaklaşık bir asır sonra, 16 Mart 1848'de Rüştiyelere öğretmen yetiştirmek üzere İstanbul'da üç yıl süreli "Darül Muallimin-i Rüşdi" adını taşıyan sonradan Öğretmen Okulu dediğimiz okullar kurulmuş, öğretmen yetiştirme girişimi Öğretmen Okulu ile başlanmıştır. Bu okula ilk yıllar iyi Arapça bilen medrese öğrencileri alınmış sadece Anlatım ve Öğretim Birliği dersi meslek dersi olarak konmuştur. Zaman içinde meslek dersleri çeşitlense de, okul ve öğrenci sayıları çok sınırlı düzeyde tutulmuştur. Öğretmen okullarının ilk kuruluş tarihi olarak kabul edilen 16 Mart, aynı zamanda öğretmen okullarının kuruluş yıldönümü olarak kutlanmıştır.

Osmanlı Devleti'nde kızlar için ilk İptidaiye (İlkokul) ve Rüştiye (Ortaokul) mektebi adlı kız okulu 1858 yılında açılmış, 1870 yılında da ilk ve orta öğretim kız okullarına öğretmen yetiştirmek için Darülmuallimat adlı bir eğitim kurumu açılmıştır. Bu ilk kız öğretmen okulu, öğretim süresi iki yıl olan Dârülmuallimâtı Sıbyan ve daha sonra "Darül Muallimin-i Rüşdi" adını alan bu okul zaman içinde geliştirilerek, bünyesinde ilk, orta ve liselere öğretmen yetiştiren kısımları da içine alan "Dârülmuallimîn-i Âliye" adlı kuruma dönüşmüş, 1891 yılında bu kurumun içinde yer alan 'Âli' kısmı bugünkü lise düzeyindeki okullar olan idâdilere öğretmen yetiştiren ve eğitim süresi dört yıl olan bir yüksek okul haline getirilmiştir. Okulun programında ulûmı diniyye, kırâatı Türkiyye, Arabî, Farisî, lisanı Osmanî ve imlâ, inşâyı Türkî, kavâid ve imlâ, imlâ ve inşâ, resim, sülüs, rık'a, dikiş, makina, nakış, coğrafya, tarihi Osmanî, hesap dersleri yer almıştır.

32 öğrencinin hepsi başarılı oldu

Yüksek Öğretmen Okulları'nın asıl çekirdeği olan bu kurum, Cumhuriyete kadar sık sık yapı değiştirmiş ve 1915 yılında şekillenen yapısıyla Cumhuriyete devrolmuştur.

1891'de Ayşe Sıdıka Hanım'ın çabaları ile ders programına "Eğitim Yöntemi" dersi eklenmiş ve bu dersi okutma görevini de kendisi üstlenmiştir.

Maarif Nezâreti'nin Dârülmuallimât'a öğrenci alımı için açtığı ilk sınava katılan 32 öğrencinin hepsi de başarılı bulunmuş ve bunlardan 20'si 1872-73 ders yılında mezun olmuş ve 1873 yılında ilk defa Kız Rüştiyelerinde nakış dışındaki derslere de hanım öğretmenler girmeye başlamıştır.

Bu hanımlar, Türk eğitim tarihinde resmî okuldan yetişerek görev alan ilk öğretmenler ve devletin ilk kadın memurlarıdır.

1910-1911 döneminde taşradan öğrenci getirerek okulu yatılı hale getirme düşüncesi gerçekleştirilmiş ancak alınan öğrenciler Fatih'teki Saip Paşa Konağı'na yerleştirilmiş ve Kız Sanayi Mektebi'nin derslerine devam etmişlerdir.

1918'de Dârülmuallimât'ın Çapa'daki Derviş Paşa Konağı'na taşınmasından sonra yatılı Kız Sanayi Okulu kaldırılıp Dârülmuallimât ile birleştirilmiş; böylece Dârülmuallimât yatılı okul haline gelmiştir. 1913'te Darülmuallimat'ın eğitim süresi de 5 yıla çıkarılmıştır.

Cumhuriyetten önceki yapısı ile devralınan Dârülmuallimin-i Âliye'nin durumu, Cumhuriyet henüz kurulmadan, 15 Temmuz 1923 tarihinde toplanan Birinci Heyet-i İlmiye (Bilim Kurulu) toplantısında ele alınmış Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan bu çalışmalarla, "Yüksek Muallim Mektebi" adını alan okul, "Ecole Normale Superieure" adlı Fransız Yüksek Öğretmen Okulu'nu kendine model olarak almıştır.

Öğretim birliği sağlandı

3 Mart 1924 günü kabul edilen devrim yasalarıyla öğretim birliği sağlandıktan sonra, öğretmen yetiştirme ve eğitim konularına önem verilmiştir. Yeni okullar açılmış, 1926 yılında Konya'da açılan orta öğretmen okulu, 1930'da Ankara'ya taşınıp Gazi Eğitim Enstitüsü adını almış, nitelikli öğretmen yetiştirmenin yolunu açan eğitim bilimleri bölümü kurulmuştur. Bu bölüme en az üç yıl ilkokul öğretmenliği yapanlar sınavla alınmış ve iki yıl olan bu bölümü bitirenler öğretmen okullarında görevlendirilmiştir. Kısa bir süre sonra da Fen, Edebiyat, Müzik ve Resim bölümleri açılarak alan bilgisi eğitimi önem kazanmıştır.

16 Ağustos 1934 tarihinde, Yüksek Muallim Mektebi'nin, Cumhuriyet dönemindeki yapılanması başlangıç düşünülerek onuncu kuruluş yıl dönümü 1934'te kutlanmış, bu tarihte okulun adındaki Arapça kökenli sözcükler değiştirilerek artık okul; Yüksek Öğretmen Okulu olarak adlandırılmıştır.

Atatürk'ün, öğretmenden, fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür nesiller yetiştirmesi isteği gençlere, Cumhuriyeti ve bağımsızlığı sonsuza dek savunma sorumluluğu vermiştir.

Yeteri kadar öğretmen yetişmediği için 1936'da yapılan bir uygulama ile askerliğini çavuş olarak yapanlar altı aylık bir kurstan geçirilip "Eğitmen" unvanı ile köylere atanmış köy eğitmenleri deneyiminde başarı görülünce İsmet İnönü'nün himayesinde, Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel tarafından İsmail Hakkı Tonguç'un çabalarıyla köylerden ilkokul mezunu zeki çocukların alınıp bu okullarda yetiştirildikten sonra yeniden köylere giderek öğretmen olarak çalışmaları düşüncesiyle Türkiye'de ilkokul öğretmeni yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ile tamamen Türkiye'ye özgü olan Köy Enstitüleri'nin kuruluşunu sağlamış, dönemin İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç'la köy çocuklarının alındığı köy enstitülerini açılmıştır.

Köy Enstitülerinde iş ve eğitimi birleştirme fikrinden esinlenerek köy çocuklarına yaparak, yaşayarak iş başında eğitim verilmiş, öğrenciler kendi okullarını, evlerini inşa etmiş ve birlikte üretim ile eğitimi kaynaştırmışlardır. Aynı anda hem okul öğretmenleri hem de toplumun eğitmeni olması istenen Köy Enstitüsü mezunları, hem köyde ilkokul öğretmeni olarak çalışmış hem de köylüye arıcılık, tavukçuluk vb. konularda yardımcı olmuşlar, okulda edindikleri eğitim sistemini köylerde uygulayarak büyük bir başarı sağlamışlardır.

YARIN: Köy Enstitülerinin kuruluş amacı

DİĞER YAZILARI
TÜM YAZILARI
DİĞER YAZARLAR
Atatürk Turancı mıydı?
Atatürk Turancı mıydı?
Ahmet B. ERCİLASUN
Atatürk Turancı mıydı?
Rezervlerde erime hâlâ cevap bulamadı
Rezervlerde erime hâlâ cevap bulamadı
Esfender KORKMAZ
Rezervlerde erime hâlâ cevap bulamadı
İktidarın asıl savaşı muhalefetle
İktidarın asıl savaşı muhalefetle
Fatma ÇELİK
İktidarın asıl savaşı muhalefetle
Derin fakirlik dönemine girerken...
Derin fakirlik dönemine girerken...
Gülay TUNÇEL
Derin fakirlik dönemine girerken...
Anketten savrulan tokat!...
Anketten savrulan tokat!...
Mehmet FARAÇ
Anketten savrulan tokat!...
Gerçek yalanı dövüyor!
Gerçek yalanı dövüyor!
Murat İDE
Gerçek yalanı dövüyor!
Erdoğan'ın karnesi ile Kavcıoğlu'nun karnesi
Erdoğan'ın karnesi ile Kavcıoğlu'nun karnesi
Orhan UĞUROĞLU
Erdoğan'ın karnesi ile Kavcıoğlu'nun karnesi