Siyasetin yeni kuralı...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Recep Bey'in "Askerlik, yan gelip yatma yeri değildir" sözü siyasi literatüre girdi. Ancak siyasete girişi ile beraber sahada mücadelesi ile tanınan Erdoğan, Saray'a çıkınca halktan koptuğu gibi siyasetin kurallarını da unuttu. AKP ve küçük ortağının partilerinde siyaset, "yan gelip yatma yeri"ne dönüştü. İktidarın nimetlerinden azami faydalanan ortakların siyasetinde vatandaşa yer yok. Parti tabanının seslerine kulak veren yok. "Biat kültürü"ne itiraz edenler anında tasfiye ediliyor. Ne de olsa her şey "Genel Başkan'ın iki dudağı arasında". TBMM'de öyle milletvekilleri var ki milletin kürsüsüne sadece yemin töreninde çıkmış. "Eller kalkar, iner!" emrini yerine getirmekten başka faaliyetleri yok. "Zeytinyağlı yiyemem aman, basma da fistan giyemem aman" sözlerini türkü haline getiren emperyalist zihniyet, ilkokullarda yıllarca çocuklarımıza "Orada bir köy var uzakta. Gitmesek de görmesek de O köy bizim köyümüz" şarkısını zihinlere kazıyarak, gidip, görmediğimiz köyün bizim olduğu yalanına inanmamızı dayattılar. Oysa sadece siyasette değil, hayatın her alanında gidip, görmediğimiz, dokunmadığımız, hissetmediğimiz yer bizim olmaktan çıkar.

*

Kuruluşunun üzerinden henüz 3 yıl geçmesine rağmen 50-60 yıllık partileri geride bırakan İYİ Parti'nin Genel Başkanı Meral Akşener, siyasetteki alışılagelmiş ezberleri bozdu. "Koltuk değil, ayakkabı eskiteceğiz" dedi. Anadolu yollarına düştü. Kürsünün üzerine "cezaevi çantası"nı koyarak her tür bedeli ödemeye hazır olduğunu vurgulamıştı. Seçim sonuçlarında kısa süredeki çabanın meyveleri toplandı. Salgın koşullarına rağmen başta zor durumdaki esnaflar olmak üzere ilçe-ilçe gezerek vatandaşın feryadını dinleyip, milletin kürsüsüne çıkardığı kişiler ile Türk insanının tercümanı oldu. Medya ambargosu, iktidar baskılarına rağmen partisinin oyunu neredeyse ikiye katlamayı başardı. İktidar ve ortaklarının puan kayıplarına karşın yükselen tek parti İYİ Parti...

*

"Ceketimi koyarım, seçilir" devirleri artık sona erdi. Özellikle son yerel seçim, Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyelerinin aldığı sonuç, siyasetin seyrini de değiştirdi. Tekrarlanan İstanbul seçimi CHP örgütünü adeta titretip, kendine getirdi. Parti içi çekişmeler ile enerjisini boşa harcayan gruplar bile Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun kararlı duruşu ile artık hedefe kilitlenmiş durumda. Şüphesiz bu motivasyonda belediyelerin başarılı çalışmaları önemli faktör. Fakat CHP Genel Merkezi uzun süredir yeterli oy alamadıkları için ihmal ettiği illeri, farklı illerin milletvekillerinin katılımları ile ikmal ediyor. Esnafı dinliyor, köylünün, üreticinin perişan halini paylaşıyor ve çarelerin reçetelerini anlatarak CHP'nin iktidarında gerçekleştirecekleri projelerini ilan ediyorlar. İktidarın engellemelerine rağmen belediyelerin kısıtlı imkânları ile gerçekleşen hizmetlerin, devlet gücü ile neler yapabileceklerini de yansıtıyorlar.

*

"128 milyar dolar" iktidarı çok ürkütmüş olmalı. Engelledikçe sembol olmaya başladı. Seçim kampanyasında slogan aransa bundan iyisi bulunamazdı. Vesayet altındaki yargı, anayasa hükümlerine rağmen pankartları polis ve vinçlerle indirdikçe vatandaş yeniden asıyor. Tıpkı Gezi direnişindeki gençlerin orantısız zeka ile ürettikleri eylemler gibi, CHP'liler yerel ağızlarda 128 milyar doları akıllarda kalıcı hale getirdiler. İktidarın il başkanları gibi çalışan Vali ve Kaymakamların yasaklamaları ters tepiyor. Parti binalarından indirilen pankart ve afişler artık evlerin balkonlarına, pencerelerine asılıyor.

Anlaşılan İstanbul'da vatandaşla inatlaşmanın bedelinden ders çıkarılmamış. Hırs, aklın önüne geçince sonuç kaçınılmaz oluyor. Cumhurcular, Millet İttifakı'nın gerisinde kaldı. CHP ve İYİ Parti milletvekilleri ve yöneticileri Sayın Akşener ve Kılıçdaroğlu'nun hızına ayak uydurup daha çok yorulacaklar.

Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
      Tüm Hakları Saklıdır ©
      Yeni Çağ Gazetesi

      İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel: (0212) 452 40 40
      Faks: (0212) 452 40 58