Amerikan Hegemonyasının Sonu

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

YSK'dan çıkacak kararı düşünerek de geçirebilirsiniz tabii ama benim önerim sinemaya, tiyatroya, konsere, açık hava yürüyüşlerine, hiçbirini yapamıyorsanız evde ayacaklarınızı uzatıp dingince okumaya ayırmanız hafta sonunu…

Ben öyle yapacağım.

Hazır o "kafa"ya girmişken de, size, masamın üzerinde hanidir anlatılmayı bekleyen kitaplardan birkaçından bahsedeceğim.

İlki, gazeteci Mehmet Ali Güller'in Amerikan Hegemonyasının Sonu kitabı.

Kitap, Hugo Chavez'in, "Bütün tarih boyunca ABD İmparatorluğu'ndan daha terörist bir devlet görülmemiştir. Yankee İmparatorluğu çökecektir ve bu çöküş, bu yüzyıl içine olacaktır" sözü/temennisiyle başlıyor. Ve son sayfasına kadar da, bu ifadenin bir "temenni"den daha ötesi olduğunu, gerçek "durum"un ifadesi olduğunu ispata çalışıyor.

"Yeni bir dünya"nın kurulduğunu savunuyor kitabında Mehmet Ali Güller. Ama bu "yeni dünya", ABD'nin kurguladığı "yeni dünya düzeni"nden çok daha farklı bir yapıda.

Güller'e göre ABD, "21. Yüzyılı 'Amerikan yüzyılı' yapabilme olanağını yitirdi."

Gelişmekte olan ekonomilerin yükselişine paralel güç aktırımları yeni bir harita çiziyor. Buna göre ekonomik güçle birlikte siyasi güç de Atlantik'ten Pasifik'e, ABD ve Avrupa'dan Asya'ya kayıyor. "Serbest piyasa sosyalizmi", "serbest piyasa kapitalizmi"nin önüne geçiyor ve ABD ile Çin-Rusya/Asya birliği arasında bir "ılık savaş" dönemi başlıyor.

"Birinci Dünya Savaşı, emperyalizme karşı kurtuluş savaşlarını ve sosyalist devrimleri doğurdu. İkinci Dünya Savaşı'nın sonucunda sömürgeler bağımsızlıklarını kazandı. Bu yeni savaşın sonucunda ise emperyalizm yenilmiş olacak" diyor Güller;

ABD de, kendi akıbetinin "üretimi azalan her imparatorluk gibi" olacağının farkında, sadece "nasıl bir geri çekilme" sergilenmesi gerektiği tartışılıyor "Yankee" cephesinde; Taktik mi? Savaşarak mı? Vekalet bırakarak mı?

Bundan böyle "çok kutuplu, çok merkezli" olarak şekillenecek dünya.

Geceden sabaha değil tabii ama yavaş yavaş, kademe kademe şöyle dağılacak dengeler "yarın"da:

"Küresel Güçler: ABD ve Çin

Yarı Küresel Güçler: Rusya

Kıtasal Güçler: AB(Almanya Fransa), İngiltere

Yarı Kıtasal Güçler: Japonya, Hindistan

Bölgesel Güçler: Türkiye, İran, İsrail, Brezilya

Alt Bölgesel Güçler: Pakistan, Suudi Arabistan, Mısır"

Güller'in inandığı, savunduğu, gelmesini de arzuladığı o "son"un geleceğine, Amerikan hegemonyasının bir gün biteceğine inanlardanım ben de. Ve fakat o "son"u bizim kuşak görür mü; pek sanmıyorum. Çocuklarımız belki.

Ama kitabı okurken, Amerikan hegemonyasının bitip bitmemesinden çok yerine yeni bir "hegemonya"nın ikame olup olmayacağı sorusuyla boğuştum kendi adıma.

img_2103,-foto1-selcan-yazisina.jpg

Sonuçta mevzu "ABD emperyalizmi" değil "emperyalizm" in kendisi;

Ne ABD, ne Çin… Menşei fark eder mi?

"Yeni bir dünya" kurulur, daha önce de tekraren kuruldu ama mesele Türkiye'nin o "yeni dünya"da nerede, nasıl konumlanacağında… Forması değişmiş bir "uydu" olmaya devam ettikten sonra çok da önemli değil hegemonyanın rengi; iş o formayı tümden çıkarıp atmakta…

img_2104,-foto2-selcan-tasci-yazisina.jpg

ADINI ARAYAN ÇOCUK

Ben bu kitabı çok sevdim. Çok mutlu olarak okudum. Okuyabilecek yaşa geldiğinde, kendi çocuğuma okutacağım ilk kitaplardan biri olacak; şimdiden kitaplığına koydum. Size de, -kendiniz de okuyun bence- çocuklarınızın kitaplığında bulundurmanızı tavsiye ediyorum.

Yeni bir dünya sunuyor bu kitap çocuklara. Daha doğrusu, bizim sevgili eski dünyamızı geri getiriyor onlara.

Büyükşehire yakın bir köyde yaşayan çocukların, hayatlarına tablet girmeden önceki arkadaşlıklarını, oyunlarını, coşkularını ve tabletleriyle "baş başa" kaldıktan sonraki "yalnızlıklarını" öyle net fark ettiriyor ki okuyana; insan evinin muhtelif yerlerine dağılmış ve doğru kullanamıyorsan seni adeta esir alan, hürriyetinden ve hayatını renklendiren, tatlandıran, "yaşadığını hissettiren" her şeyden eden telefonlara, tabletlere, kulaklıklara, oyun konsollarına bakıp acıyor kendi haline.

"Yüreğiyle Bilen Çocuk"un adını gerçekleştirmek üzere çıktığı macerada, onunla birlikte bir trenden inip diğerine bindikçe, Kam Dede'yi, Yer-Su Ana'yı dinledikçe, "Kadim Gelenek"in yazılı olmayan kurallarıyla yüzleştikçe soruyor kendine:

Niye yaşamak yerine uyuşmayı tercih edeyim ki?

Tekrar tekrar tavsiye ediyorum; robotlaştırılmamış, "görmeyi", "işitmeyi", "koklamayı", "tatmayı", "hissetmeyi" bilen, "organik(!)" çocuklar yetiştirmek isteyen her anne baba okumalı ve okutmalı çocuğuna bu modern zaman masalını…

Ruhuna sağlık Serra Menekay, inanıyorum ki, bu kitabın yayınlandığı günde bir yerlerde, bir dalını daha yeşertmiştir Hayat Ağacı…

 

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları