Cennetten kovulmuş Âdem gibi vatanından ayrı düştü

whatsapp-gorsel-2024-04-06-saat-10-02-58-d59cb5e8.jpg

Türk Edebiyatı alanındaki değerli araştırmalarına son çalışması, “Büyük Türk Şairi Nazım Hikmet ve Türk Dünyası” ile bir yenisini daha katan Prof. Dr. Ali Kafkasyalı amacını şu cümlelerle özetliyor:

“Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılında ve Nâzım Hikmet’in ölümünün 60. yılında, Türk Dünyası gençliğine Büyük Türk Şairi Nâzım Hikmet'i, sanatı ve sanatkârı değerlendirirken kaçınılması gereken hususlardan, ön yargılardan, art niyetten, taraftarlıklardan azamî ölçüde uzak kalarak anlatmak maksadıyla yapılan bu çalışmayla, hem şimdiye kadarki yanlışların görülmesine hem de bundan sonra dikkat edilmesine katkı sağlamak istedik.

Nâzım Hikmet'in bilhassa Türk dünyasındaki çalışmalarının, faaliyetlerinin bilinmesini sağlayacak bilgileri ortaya koymaya gayret ettik. Günümüz Türk gençlerine ve onların ardıllarına Nâzım Hikmet'in, Türk diline, edebiyatına, kültürüne, özellikle kimliğine hikmetlerini anlattık.”

Üç ana bölümden oluşan kitabın "Kişiliği ve Şairliği" başlıklı birinci bölümünde, Nâzım Hikmet'in kişiliğini ve sanatkârlığını inşa eden ve hem fikirlerini hem de eylemlerini belirleyen etkenler ele alınıyor.

"Yaşadıkları" başlıklı ikinci bölümde, Nâzım Hikmet'in bir yandan mecburen yaşayıp onun eserlerine, diline, sanatına ve eserlerinin muhtevasına yön veren hadiseleri, diğer yandan da onun kendini göstermek, düşündüklerini anlatmak ve tavrını koymak için bile isteye eyledikleri anlatılıyor.

"Düşünceleri ve Çalışmaları" başlıklı üçüncü bölümde ise Nâzım Hikmet’in hem sanatkârlık bakımından diğer şairlere ve sanatçılara, düşünceleri bakımından devrinin insanlarına nasıl benzediğini hem de eserleriyle başka şairlerden, sanatçılardan ve savunduklarıyla, sergilediği tutumla, koyduğu tavrıyla, verdiği mücadeleyle, sarf ettiği gayretle dönemindeki, efkâr-ı umumdan, sıradan ve sürüden insanlardan onu farklı kılan özgün nitelikleri inceleniyor.

Bütün bunlara ilaveten, kitabın son kısmında, "Nâzım Hikmet ve Eserleriyle İlgili Söylenenler"e, gençlerin daha iyi anlamaları için gerekli açıklama ve dipnotlarla "Kurtuluş Savaşı Destanı"nın tam metnine, "Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı" ile "Benerci Kendini Niçin Öldürdü?" destanına, "Seçme Şiirleri" başlığı altında gençlerin mutlaka okumaları gereken 40'tan fazla şiirine ve Nâzım'ın "Seçme Makaleleri”ne yer veriliyor.

Nâzım Hikmet için “Cennetten kovulmuş Âdem gibi, cennet bildiği memleketinden, vatanından kovulmuş bir âdemdir” benzetmesi yapan Prof. Dr. Muhammet Savaş Kafkasyalı kitabın kaleme aldığı tanıtım yazısında şu değerlendirmede bulunuyor:

“Devletini, istemediklerini kovabilecek kadar sahiplenenlerden çok daha fazla seven bir adam. Hem sevgisinden hem bağlılığından hem de kendine sövenlerin cehaletini anlayıp onlardan nefret etmeden, yalnız onların olmadığını bildiği devletine ve yalnız onlardan ibaret olmayan milletine büyük bir şevkle, kararlılıkla ve inançla hizmet edişinden şüphe edilemeyecek bir adam. Aymazların sevmediği, kıymetini bilmediği, hain belleyip bellettiği bir adam. Yâd ellerde, özgenin takdiriyle, sevsin istediklerinin husumetiyle ve hasretiyle geçen ömrünü, sanat, edebiyat, fikir ve ülkü bakımından fevkaladeliği ancak zamanla anlaşılabilen eserler vererek doldurmuş bir adam. Saygısızca yaşayıp ölen ve tükenen hasımlarına mukabil eserleriyle yücelen ve ebedîleşen bir adam. Nâzım Hikmet`in, yıldızlar kadar, hatta gençliği kadar uzak olduğunu bildiği memleketine duyduğu hasret ve platonik aşk, böylesine bir bilmenin yakıcılığıyla, tükenmez bir ümitle ve gayretle birleşerek hem hizmetlerini çok değerli hem eserlerini ölümsüz eylemiş. Bu eser, sinesinden çıktığı milletinin sözde mümessillerinin sevgisinden mahrum kalsa da yüceliğinden emin olduğu milletinin sevgisiyle ve himayesiyle hikmetini gösterip yetiştirdiği bir eser üzerinedir. Bu eser; fikirleriyle, çalışmalarıyla, hizmetleriyle ve eserleriyle kendini vakfettiği yüce milletinin bir eseri olmuş Nâzım Hikmet üzerinedir.”

Nobel Akademik Yayıncılık Tel:(0312) 418 20 10

***

whatsapp-gorsel-2024-04-06-saat-10-02-59-1d410e54.jpg

Hayat işten mi ibaret?

İhtiyaç olarak başlayıp zamanla alışkanlığa dönüşen çalışma hayatı, insan ömrünün neredeyse yarısını çalıyor. Bu sırada sadece iş gereği birlikte zaman geçiren insanlar arasında kimi zaman gizli bir aidiyet duygusu gelişiyor. Yani en azından Mehir Çepni için durum böyle oluyor, sonrası mı? Sonrası çok acayip… Gazeteci ve Yazar Gülay Fırat, ikinci kitabı “Son Gün”de başarılı bir reklamcı olan Mehir Çepni’nin hayatını mercek altına alıyor.

Romanın başkarakteri Mehir Çepni çok çalışmanın koltuğunu sağlam tutmaya, iyi bir arkadaş olmanın ise dost kalmaya yettiğini sanıyor. Bu nedenle zamanımızın en popüler tesellisi, “Ben para değil, dost biriktirdim!” sözüne tüm kalbiyle inanıyor. Ne var ki, amansız rekabetçi iş dünyasında kimsenin kimseye dost, kimsenin kimsesi olmadığını acı bir şekilde öğreniyor. “Son Gün”, sürpriz finaliyle düşündürüyor.

Günümüz dünyasının iş hayatında gelişen sahte dostluklarına, ikiyüzlülüğüne göndermeler yapan, “Son Gün”ü özellikle yoğun iş hayatında vaktini, ailesinden çok mesai arkadaşlarıyla geçiren her işkolik mutlaka okumalı.

Gülay Fırat’ın akıcı üslubuyla kaleme aldığı kısa romanı “Son Gün”de, modern dünyanın kariyer odaklı beyaz yakalı işkoliklerinin, okuduğunda kendisinden bir şeyler bulacağı film tadında bir serüvene sürüklüyor...

Narsist Kitap Tel:(0258) 502 30 39

Yazarın Diğer Yazıları