Erdoğan gider, sıkıntılar biter...

18,5 yıldır Türkiye'yi Recep Tayyip Erdoğan yönetiyor. 2002-2014 döneminde Başbakan olarak "Tek Başına". 2014-2018 döneminde atadığı başbakanlar Ahmet Davutoğlu ve Binali Yıldırım olmasına rağmen ağırlıklı olarak, "Tek Başına" ve 2018'den günümüze Devlet Bahçeli desteği ile "Tek Başına" Erdoğan yönetiyor Türkiye'yi.
Bu durumda siyaseten ve hukuken; hesap sorulması gereken de hesap vermesi gereken de tartışmasız şekilde Erdoğan'dır.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi 2018'den bu yana Türkiye'nin sorunlarını çözemedi tam tersine ağırlaştırdı.
Ülkemizin iç ve dış sorunları o hale geldi ki artık bir an evvel "güçlendirilmiş parlamenter rejim" şart oldu.
- Tespitlerim;
2023'te yapılması öngörülen ancak gerek idari, gerek siyasi, gerek hukuki açılardan ve en önemlisi ekonomik krizin vatandaşın yaşamını facia haline getirdiği göz önüne alınırsa;
- AKP iktidarının çöküş dönemi yaşadığı,
- Hukukun rafa kaldırıldığı,
- İktidarın siyaset ve çözüm üretemediği,
- "Tek Adam Rejiminin" Türkiye'nin sorunlarını daha ağır hale getirdiği,
- Bakanların, "memur" zihniyeti ile millete hizmet edemedikleri,
- MHP ve AKP seçmeninin "yeter artık" diye isyanında olduğu açıkça görülüyor...
Diyebilirsiniz ki; İnsan Hakları Eylem Planı açıklandı, hukukta reform planı var, ekonomide reform planlandı, Avrupa Birliği'ne olumlu mesajlar veriliyor, yeni sivil anayasa hedefleniyor...
Ancak, "Lafla peynir gemisi yürümez..."
- AKP ve MHP Kongreleri;
18 Mart'ta MHP, 23 Mart'ta AKP Genel Kurullarını yapacak.
Her iki partinin genel merkez yönetimlerinin yüzde 65-70 oranında değişiklik olacağı kulislerde seslendiriliyor.
Gerek AKP'de gerek MHP'de genel başkan yardımcılarının da yaklaşık yüzde 30-40 civarında değişeceği vurgulanıyor.
MHP'de tek aday: Devlet Bahçeli'dir.
Erdoğan'ın AKP genel başkanlığını bırakacağını düşünmek ise saflık olur.
- AKP'de durum;
Abdülkadir Selvi diyor ki;
- "Siyasi kulislerde kabinenin 24 Mart'taki büyük kongreden önce değişeceği yönünde bir beklenti var.
- Önce kabine, sonra parti yönetiminde değişiklik yapılacak deniliyor.
- Erdoğan, MYK üyelerinden toplumda karşılığı olan isimlerin parti yönetiminde yer alması için öneri getirmelerini istemiş."
Selvi'nin defalarca, "Kabine değişecek" yazısını okudum, hiç biri gerçekleşmedi.
AKP delegeleri, teşkilatları ve 10 milyonu aşkın üyelerinin arasında Erdoğan'ın aradığı "toplumda karşılığı olan isimler" demek ki yokmuş.

Ne acı tablo...
- Rejim seçimi;
Tek adam Rejimi mi, Güçlendirilmiş Parlamenter Rejim mi?
Türkiye'nin zamanında ya da erken yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçiminde milletin vereceği oylarla "Türkiye'nin kaderini" ve gelecek 100 yılının yönetim tarzını belirleyeceğini defalarca yazdım.
Erdoğan, AKP Kadın Kolları Kongresi'nde yazdıklarıma şöyle destek verdi:
- "2023 seçimleri Türkiye için tam bir kader seçimine dönüşmüştür"
Aklın yolu birdir derler...
- Erdoğan'ın veliahtı;
Evet, Erdoğan'ın, "toplumda karşılığı olan isimler" arayışı AKP'deki çöküşün ve Erdoğan'ın, "Metal Yorgunluğu" diye itiraf ettiği çürümenin delilidir.
3. kez cumhurbaşkanı adayı olması sadece Meclis'in "erken seçim" kararı almasına bağlıdır.

Erdoğan'ın veliahtı Damat Berat'tır.
Erdoğan'sız AKP+MHP+Vatan+BBP ittifakının, "Cumhurbaşkanı" seçmesinin mümkün olmadığını gören Devlet Bahçeli bu yüzden ısrarla diyor ki;
- "Adayımız Recep Tayyip Erdoğan'dır."
Buna karşın Erdoğan ise demiyor ya da diyemiyor ki; "Adayım..."
Çünkü o da anayasa hükmünü biliyor...
- Erdoğan gider, sıkıntılar biter;
Türkiye'de Erdoğan'ın gitmesi yani seçimi kaybetmesi ile milletin sıkıntıları biter mi?
Evet,
- Tek adam rejimi yerini güçlü parlamenter rejime bırakır,
- Türkiye'de kutuplaştırma, ötekileştirme politikası biter,
- Yasama, Yürütme, Yargı erkleri birbirlerinden kesinlikle ayrılır,
- Anayasanın laik, demokratik, sosyal hukuk devleti ilkesi uygulanır,
- İfade ve medya özgürlükleri geri gelir,
- Dış politika değişir
- Ekonomiye güven, Türkiye'ye yabancı sermaye yatırımları gelir

Yazarın Diğer Yazıları