Bugünkü Yazarlar Tüm Yazarlar
İsrafil K.KUMBASAR

İsrafil K.KUMBASAR

Onlara demokrasi Türklere faşokrasi

Cağımızın modası olan ‘demokrasi’, ‘insan hakları’, ‘özgürlükler’gibi kavramlar, her nedense ‘Türk dünyasına’ bir türlü uğramıyor.
Dünyanın bilmem hangi bölgesindeki etnik farklılıklara karşı yapılan baskıları dillerine dolayanlar, ne yazık ki sıra ‘Türk illerine’ gelince es geçiyorlar.
Türkler, yaşadıkları coğrafyalarda halen ‘esir’ muamelesine tabi tutuluyor; ‘etnik temizliğe’ maruz kalıyor, ‘zulüm’ görüyor, horlanıyor, dışlanıyor.
Ömürlerini ‘Türklük’davası için adayan ve yaşadıkları zulmü dünyaya anlatma çabası içinde olan mücadele adamlarının isimlerini kaç kişi biliyor?
Bırakın o bayrak isimleri, o topraklarda neler olup bittiğini ömürlerinde hiç duymayan ‘milyonlarca’insan yok mu bu topraklarda?
Yine biliyoruz ki Doğu Türkistan’ın yerini haritada gösterebilecek ‘etkili’ve ‘yetkili’ makamdaki insanların sayısı da bir elin parmaklarını geçmez.
Zira işin içinde ‘Türk’ olunca mesele hemen ‘ırkçılık’ paranoyasına dönüşüyor; ‘din bezirganından’’ileri demokratına’, ‘liberal kapitalistinden’’sömürge solcusuna’ kadar cümle işbirlikçi anında kazan kaldırıyor:
- “Bunun adı faşizmdir!”  
Aslında suç onlarda değil, ‘milli’ meseleler üzerine hassasiyet gösterenlerin bu ‘etkili’ ve de ‘yetkili’ işbirlikçilere bel bağlamalarında.

***

Onların demokratlıkları Filistin’e kadar uzanır; insanlıkları da Somali’ye, Kenya’ya. 
Fakat işin içine ‘Türklerin’ yaşadığı bölgeler girince olayın rengi bir anda değişiverir. 
Osmanlı imparatorluğu döneminde moda olan ‘dönme-devşirme’ takımının yaftası bugün de geçerli değil midir? 
-  “Etrak-ı biidrak!”  
‘Demokratı’ da, ‘liberali’ de, ‘solcusu’da, ‘muhafazakarı’ da söz konusu ‘Türk’ olunca, aynı şablona uygun hareket ederler. 
Aralarındaki bu anlaşılmaz ortaklık, Türk’ten esirgenen ‘milletini sevme’ hakkını ‘kendi etnik aidiyetleri’ için sonuna kadar kullanmaktan mı kaynaklanıyor, bilemeyiz.
Zamanında bir Türk aydını, bu çelişkili duruma izah ederken, aynen şöyle diyordu:
- “Bunlara göre İslamiyet ırkçılığı değil, sadece Türk milliyetçiliğini yasaklıyor.” 
Ne hazindir ki Türk dünyasında zulüm görenlerin hâlâ ‘ağabey’ belleyip gözlerinde tüttürdükleri Türkiye’de ‘Türk’, akıl almaz tezgahların girdabında hırpalanıp duruyor.
Hal böyle olunca Doğu Türkistan’ın haritadaki yerini sormanın bir anlamı kalmıyor.
Ama yaftayı yiyen yine de Türk oluyor:
- “Faşist!..”  

***

Bir an için Doğu Türkistan’dan, Kırım’dan Kerkük’ten, Halep’ten vazgeçiyorsunuz.
Hiç olmazsa hemen yanı başımızda bulunan Batı Trakya ile ilgili bir ses gelse. 
Hani diplomaside ‘mütekabiliyet’ esası diye bir şey var ya; işte ona güvenip Yunanistan’daki Türklerin durumuna bir göz atılsın istiyorsunuz, hak getire.
Biz Ruhban Okulu’nu açma, Patrik Hazretleri’nin şımarıklıklarını sineye çekme nezaketi gösterelim; bir adım da onlardan gelsin; ne gezer.
Batı Trakya Türkleri ‘müftülerini’ seçerler, Yunanistan atamaz; ‘derneklerini’ kurarlar, adında ‘Türk’ var diye tescil edilmez.
43 yıl içinde ‘60 binden fazla’ Türk sorgusuz sualsiz Yunan vatandaşlığından atılmış; Türk azınlığın eğitim konusundaki durumu içler acısı. 
Günümüzün modası faşizm ya.
Neredeyse ‘kelaynak’ kuşlarını bile ‘etnik grup’ diye insanlığa yutturmaya çalışanlara bir ‘yol haritası’ işte.
Bugün ‘Türk’e yapıştırılan yafta, aslında ‘Türklüğün’ ve ‘Turan illerinin’ maruz kaldığı durumun adıdır.
Türklüğe ‘alerjisi’ olanların bunu anlamamaları ve ‘tersinden propaganda’ yapmaları, sıradan bir strateji değil ‘bilinçli’bir çabadır.

***

Peki ya bu utanç verici tablonun asıl sorumlusu kimlerdir?
‘Emperyalistler’ midir, onların ‘yerli iş birlikçileri’ midir?
Yoksa kutladıkları ‘Türkçülük’bayramında bile ‘Türkçülük’ kavramını kullanmaktan kaçınıp ‘milliyetçiliğin’ etekleri altına sığınanlar mıdır?

Yazarın Diğer Yazıları