Milliyetçilik ilerlemeye dönük olmalıdır

A+A-
Ahmet B. ERCİLASUN

En kısa tanımıyla milliyetçilik, milleti yükseltmek ülküsüdür. Milliyetçi kendisini bir millete mensup hisseder ve o milleti yükseltmek ister. Yükseltmek kavramının ilerlemekle ilgisi açıktır.

Elbette milliyetçilik kavramının içinde muhafazakârlık da vardır. Ancak muhafazakâr tutum, milletin ilerlemesine değil, yerinde saymasına, dolayısıyla diğer milletlerden geride kalmasına yol açıyorsa bunun üzerinde düşünmek gerekir. Millete ait kabul ettiğiniz bazı değerleri ve böylece milleti korumak istiyorsunuz ama bu tutumunuz milletin ilerlemesine engel oluyor. O zaman burada bir sıkıntı var demektir.

Sıkıntıyı çözmek için şu soruyu sormak gerekir: Millete ait değerler nasıl ve nereye kadar korunmalıdır?

Konuyu örneklerle açıklayalım.

Türkçenin Türk milletine ait bir değer olduğu konusunda hiç kimsenin şüphesi yoktur. Peki,Türkçe nasıl ve nereye kadar korunmalıdır? Soruyu şöyle sorarsam cevabının daha açık olacağını sanıyorum. Türk dili, mesela Kök Türk dönemindeki biçimiyle mi kalmalıydı?

Bu soruya kimsenin evet diyeceğini sanmıyorum. Öyle kalsaydı Yunus Emre, Ali Şir Nevayi, Fuzuli, Karacaoğlan, Molla Penah Vâkıf, Yahya Kemal, Sabir, Abdullah Tukay, Şehriyar, Vahabzade yetişmezdi. Dede Korkut Destani hikâyeleri, Babür'ün hatıratı, Evliya Çelebi Seyahatnamesi yazılamazdı. Mai ve Siyah, Bahar ve Kelebekler, Çalıkuşu, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Semaver, Beş Şehir, Dersaadette Sabah Ezanları yazılamazdı. Türk diliyle her konuda yazılmış yüz binlerce kitap olmazdı. Her türlü haber ve yazının yer aldığı milyonlarca tirajlık gazeteler olmazdı. 24 saat yayın yapan radyo ve televizyonların dili olmazdı.

Olay şudur. Türk dili korunmuştur ama gelişerek, geliştirilerek korunmuştur. Umarım, burada söylediklerimden hiç kimse bengü taşlardaki (Kök Türk anıtlarındaki) dili küçümsediğim sonucunu çıkarmaz. O metinler kendi dönemlerine göre çok ileri ve gelişmiş bir dille yazılmıştı. Fakat orada kalamazdı. Nitekim kalmadı ve Türkçe sürekli olarak gelişip serpildi.

Bundan sonra da böyle olacaktır. Bugünkü hâliyle koruyalım diye ne kadar ısrar edersek edelim dil bizi dinlemeyecek ve gelişmeye devam edecektir. İşte dil konusundaki milliyetçilik bu gelişmenin yolunu açmak ve dilin doğru yolda ilerlemesini sağlamaktır.

Türk müziğinin de milletimize ait bir değer olduğu muhakkaktır. Aynı soruyu müzik için de soralım. Kök Türk dönemindeki müziğimizi bilmiyoruz. Elimizde o dönemden kalma hiçbir parça yok. Öyleyse müzik için soruyu şöyle soralım. Türk müziği Osmanlı dönemindeki biçimiyle mi kalmalı?

Müzikle ilgilenenlerimiz 19. yüzyıl bestecilerinden Dede Efendi'yi, Zekâi Dede'yi , Hacı Arif Beyi çok iyi bilirler ve beğenirler. Benim bildiğime göre de 20. yüzyıl sanat müziği bestecilerinden hiçbirini onlardan üstün görmezler. Buna rağmen klasik müziğimizin bu şekilde kalması taraftarıdırlar.

Bunda bir tuhaflık yok mu? Muhafaza edilmek istenen biçimde ilerleme yok gerileme var. Bu durum, muhafaza edilmek istenen değerin lehinde midir, aleyhinde midir?

Bence çare müzikte de gelişmenin yollarını açmaktır. Bunun nasıl yapılacağını ben bilmiyorum. Fakat müzisyenlerimizin bu konu üzerinde ciddiyetle düşünmeleri ve yaratıcı yollar bulmaları gerekir. Nasıl edebiyatta eskinin mesnevi ve halk hikâyesi geleneğinde ısrar etmeyip romanı geliştirmişsek müzikte de benzer bir yol bulmalıyız.

Eski eserlerimizin kaybolmaması anlamındaki bir muhafazakârlığa tabii ki itiraz etmiyorum. Eski yazma eserler korunmalıdır; camilerimiz, köşklerimiz, yalılarımız korunmalıdır; eski bestelerimiz korunmalıdır. Ancak sanatın her dalında eskileri aşacak ürünler verilmelidir. Değerlerimizi korumak, ancak onları geliştirmekle mümkündür.

Bence Türkler sanatın her türünde gelişmeyi hak ediyor. Gündelik hayatta da gelişmeyi ve konforu hak ediyor. Yer sofrasında değil masada yemeyi hak ediyor. Tatili, tatilini deniz kıyısında veya orman evlerinde geçirmeyi hak ediyor. Yoksa Türk milliyetçileri, kendi millettaşlarının Avrupalılardan daha kötü yaşamasını mı istiyor? 

 

  • Yorumlar 4
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları