Siyasetin şifrelerini doğru okuyabilmek

A+A-
Orhan UĞUROĞLU

Perşembe akşamından bu yana bulunduğum Marmaris'ten iki önemli haberimi üst üste verdim.

Birincisi, Cuma namazından sonra gazetecileri Cumartesi günü yapacağı açıklamaya çağıran Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı adayı olmayacağı idi.

Cumartesi, Gül bu haberimi teyit etti.

İkincisi Abdullah Gül'ü ziyaret eden iki önemli ismi; Hulusi Akar ve İbrahim Kalın'ı açıklamam oldu.

Cumartesi akşamı geç saatte Pazar günü yapılacak, "Anadolu Medya Buluşması" toplantısına katılmak için kaldığımız otele CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu geldi.

Beraberinde gelen Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Erdem Gül, Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya ve Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk ile buluştuk.

Evet, anlatın bakalım uçakta neler söyledi diye sordum. Erdem, "Senin Gül'e giden iki elçi haberini de sorduk" dedi.

Uçakta konuşulanları bilgisayara aktardıktan sonra sağ olsunlar bana da kopya verdiler.

Gazetecilik dostlukları böyledir işte, hep rekabet içindeyiz ama birbirimizi hiç de kıramayız.

Ben de sadece yukarıda bahsettiğim iki haberimle ilgili bölümleri yazıma aldım ki Kılıçdaroğlu'nun birbirinden önemli değerlendirmelerini merak edenler bu üç yazarı da okusunlar daha geniş bilgi almak için.

Akar'ın Gül ziyareti

Kılıçdaroğlu, Gül'e yapılan ziyaret haberimi teyit ederek, "Bir dikta yönetiminin kendi geleceğini güvence altına almak için askerleri kendi vesayeti ve düşüncesi paralelinde kullanmasıdır. 28 Şubat sürecinden çok daha ağırdır. Bu kadar açık bir baskının kurulması, 24 Haziran'da ortaya çıkacak tablodan korkmalarındandır" diye çok sert eleştiri getirmiş.

"Bir kişiyi cumhurbaşkanı adayı yaptırmamak için devleti, devletin gücünü kullanan bir yapıya tanık olduk. Düne kadar 'Askeri vesayet' diyen, 'Demokrasinin üzerindeki vesayeti kaldırdık' diyen bir kişinin, devletin kurumlarını ele geçirdikten sonra, bir kişinin cumhurbaşkanlığı adaylığını engellemek için Genelkurmay Başkanını, yanına 'saray sözcüsünü' verip, Abdullah Gül'ün yanına göndermesi asla kabul edilemez" diyen CHP lideri Kılıçdaroğlu bu konuyu şu sözlerle sonlandırmış:

"Erdoğan'ın bu tavrı korkunun eseridir. Demokrasiye bundan daha açık ve net gölge düşürülemez. Bu tavır, Erdoğan'ın demokrasiden yana olmadığını da çok açık bir biçimde gösteriyor. Erdoğan bir diktatör olmanın gereklerini yerine getiriyor. Demokrasiden yana olan bir kişinin adaylığını, konuşmasını engellemek gibi bir arayışa girmiştir. Gül'ün demokrasiden, Erdoğan'ın dikta yönetiminden yana olduğu da çok net ortaya çıkmıştır."

Evet, siyasetin şifrelerini, gelişmelerini doğru okuyabilmek ve 24 Haziran'a kadar tüm siyasi gelişmeleri dikkatle izleyerek sizlere aktarmak benim görevim, sizlerin de anayasa ile teminat altına alınan haber alma hakkınızdır.

Bu arada şunu da vurgulamam gerekir ki Gül'ün çatı adayı olması ile olmaması arasında muhalefet açısından fark var mı derseniz kesinlikle fark etmez derim.

Eğer Gül çatı adayı olsaydı, muhalefet için kesinlikle 2. Ekmeleddin Vakası olurdu.

Bu arada Saadet Partisi'nin cumhurbaşkanı adayı için Haşim Kılıç ismi öne sürülüyor ki bunun tam bir balon haber olduğunu da vurgulayayım.

Sahi aklıma gelmişken sorayım neden Abdüllatif Şener cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmesin ki?

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları