Algıyla nereye kadar

A+A-
Remzi ÖZDEMİR

Türkiye son 3 yıldır ciddi bir kriz yaşamakta.

Öyle ki, krizi her kesim iliklerine kadar hissediyor ve acısını hissediyor.

Binlerce şirket konkordato ilan etti, bazıları iflas etti, bazıları ise iflas durumunda olmasına rağmen banka kredilerinin yüzdürülmesi nedeniyle sürünüp gidiyor.

Kriz vatandaşın yaşam kalitesini düşürdü.

Enflasyon adeta can yakıyor.

Kısacası 80 milyonluk ülke cayır cayır yanıyor.

Görünen durumun böyle olmasına rağmen iktidar krizi hep inkâr etti.

Krizi dış güçlerin saldırısı olarak gösterip çok güçlü olduğumuzu açıkladı.

Havada uçuşan ekonomi paketleri ve kamu bankalarının bol keseden dağıttığı krediler hep "bakın ne kadar güçlüyüz" imajı içindi.

Özetle şunu söyleyebiliriz: İktidar çözüm getiremediği tarihimizin en büyük ve en ciddi ekonomik krizini algı operasyonu ile yönetmeye çalışıyor.

Elindeki 3 kamu bankası ile bol keseden kredi dağıtıyor.

Bunun içinde elindeki basını kullanıyor.

Artık algı da para etmiyor. Çünkü bu operasyon karın doyurmuyor.

Bayram öncesi dolarda büyük gevşeme oldu.

5.450 TL'ye kadar düştü. Doların 5 liraya kadar gevşeyebileceğine yönelik haberler yapıldı.

Hatta bazı haberlere göre vatandaşın bankada tuttuğu 200 milyar dolara yakın mevduatının çözülmeye başladığı iddia edildi. İddiaya göre, vatandaş artık dolardan çıkıyordu.

Gelen verilere bakınca vatandaşın dolar satmadığı hatta düşen her fiyattan biraz daha aldığı ortaya çıktı. Nitekim biz 4 günlük bayram tatili yaparken yurtdışı piyasadaki gelişmeler doların sert bir şekilde yükselmesine neden oldu.

Hani her şey iyiye gidiyordu? Hani ekonomik tedbirler çare olmuştu?

Dünyanın öbür ucundaki bir ülkedeki gelişmelerden bu kadar kolay ve fazla etkilenen ekonomi ne kadar güçlü?

Türkiye'nin en önemli sorunu inkâr politikasıdır.

İktidarın inkâr politikası krizin daha uzun yıllar devam etmesine neden olacaktır.

Devlet yönetimi de aile gibidir. Eğer aile reisi baba ailesine gerçekleri açıklayıp, "sıkıntıdayız ona göre yaşamalıyız" demez ise aile bireyleri tasarruf etmez kötü günlere hazırlık yapmaz.

İşte iktidar inkâr politikasıyla her şey güllük gülistanlık gösterip daha da batmamıza neden oldu.

Bizi yönetenlerin bir başka sorunu gururadır.

Türk ekonomisi alev alev yanıyor halen gerçeği kabullenmiyor. Evet hata yaptık biz ülkeyi iyi yönetemedik, ülkenin kaynaklarını kötü kullandık diye öz eleştiri yapmıyor. Sürekli sorunun başkalarından kaynaklandığını mızmız çocuklar gibi tekrarlayıp duruyor.

Gelelim neden böyle olduk sorusuna:

Türkiye'nin en önemli sorunlarının temeli liyakatin olmamasıdır.

Ekonomi işi bilgi ve tecrübe işidir. Bankalar büyük ve ticari şubelerine daha tecrübeli insanları yönetici olarak koyarlar. Çünkü onlar kriz görmüş nereden ne çıkacağını bilen insanlardır.

İktidar ise liyakatten çok biatı tercih etmiştir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları