Siyaseten eksiklikleri de ben yazıp tamamlayayım...

A+A-
Orhan UĞUROĞLU

"Salgınla flört edilmez" başlıklı yazısında Yılmaz Özdil, bugüne kadar hiç yapmadığını yaptı ve "Bazı insanlar kutup yıldızı gibidir. Aklınız karıştığında, doğru yönü bulmak için ona bakmanız yeterlidir" diyerek ilk kez bir uzmanı, Profesör Ahmet Saltık'ı köşesine konuk aldı.

Prof. Saltık, "Niçin başarılı olamadık, nerelerde yanlışlık yaptık?" başlığı ile çok değerli açıklamalar yaptı.

Ancak, "siyaset ve sorumluluk" konularında eksikler kaldı.

Bu eksikleri yazarak değerli kardeşim Özdil'e ve Saltık hocamıza katkım olsun istedim.

Ama önce Profesör Ahmet Saltık'ın çok çarpıcı açıklamalarından bir kısmını alıntılayayım:

-   "11 Mayıs'ta, kapitalizmin tapınakları AVM'leri açtık… Adına "yeni normal" dedik Alaturka bir yaratıcılıkla… "Normalleşiyorduk" artık, üstelik normalimiz "yeni" idi, ne güzel.

-   Oysa Nisan ortasında salgın tepeye erişmişken, pek çok AB ülkesinin yaptığı gibi en az 14 günlük bir tam kapatmaya (lockdown) gitmeliydik; kezlerce yazdık.

-   Salgın öncesinde, sürecinde çok belirgin (majör) hatalar yaptık.

-   21.500'ü aşkın insanımızı Umre için S. Arabistan'a gönderdik. Döndüler ve hemen hepsi bulaşlı idiler, tüm Türkiye'ye yaydılar. Epey öldüler -öldürdüler.

-   Öğrenci yurtlarını kapatıp, birkaç milyon genci tüm ülkeye yaydık.

-   90 bin hükümlüyü infaz yasası değişikliği ile -gerçekte af yasası ile- denetimsiz salverdik…

-   Sağlık Bakanı Dr. Koca, 11 Mayıs sonrası hasta - ölüm sayılarında belirgin artışlar başlayınca basın toplantılarını kesti.

-   Bu tablo giderek AKP yeşiline dönüştü ve yaşamın rakamları ile orada açıklananlar arasındaki makas büyüdü, büyüdü…

-   Derken yoğun bakım ve entübe hasta sayıları kaldırılarak yerine, net- standart tanımlı olmayan "ağır hasta" ve "zatürreli hasta" sayıları kondu.

-   Üst üste hatalar birbirini izledi.

-   Epidemiyolojik salgın yönetim yordamı (stratejisi), bir masanın 4 ayağı gibidir:

1. Sürveyans,

2. Karantina,

3. İzolasyon,

4. Filyasyon,

-   Ülkemiz bu 4 adımda ciddi eksik ve yanlışlar yapmıştır."

Değerli okurlarım,

Profesör Ahmet Saltık'ın ortaya koyduğu eksik ve yanlışlara şu Tweet ile katkı sağlayayım.

Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, 9 Ağustos 2020'de paylaştığı Tweet ile şöyle dedi:

"TEMASLI KİŞİLERİN POZİTİF VAKAYA DÖNÜŞME ORANLARI Mayıs ayına kıyasla Türkiye genelinde 1,3 KAT ARTTI. İller bazında artış örnekleri: Şanlıurfa 1,7, Ankara 1,6, Diyarbakır 1,4, Gaziantep 1,3 kat. Bu verilerden çıkarmanız gereken sonuç; maske, mesafe, temizlik uyarısıdır."

Dr. Koca'nın bu paylaşımı Hipokrat yemini etmiş bir doktora asla yakışmadı çünkü:

-   Türkiye genelinde 1,3 kat arttı demek, yüzde 30,

-   Şanlıurfa 1,7 demek, yüzde 70,

-   Ankara 1,6 demek, yüzde 60,

-   Diyarbakır 1,4 demek, yüzde 40,

-   Gaziantep 1,3 demek, yüzde 30 artış demektir.

Değerli okurlarım, Yılmaz kardeşim ve Saltık hocam;

Bu korkunç artışları yüzde ile vermek yerine ondalık kesirli göstermek rakamları küçültmek tıp mesleğine de Türk milletine karşı da ihanettir.

Amaç üst üste hatalar ile yükselen salgını algı oyunu ile düşük göstermektir.

Bu çarpıtmanın siyasi hedefi vardır:

-   AKP iktidarının hatalarını örtbas etmek…

Bu çarpıtmanın ekonomik hedefi vardır:

-   Halkın sokağa çıkmasını sağlayarak alışverişi açık tutmak…

Bu çarpıtmanın eğitim hedefi vardır:

-   Okulları 21 Eylül'de açmak…

Değerli okurlarım,

Prof. Saltık diyor ki;

"Sağlık Bakanı Dr. Koca akşamları basın açıklamaları yapıyor, kimi soruları yanıtlıyordu ama Bilimsel Danışma Kurulu'nun kararlarını öğrenemiyorduk, ayrıca Sn. Cumhurbaşkanı'na arz ediliyordu öneriler ve O'nun talimatlandırması ile yürütülüyordu bütüüüün işler."

Evet…

Covid 19 salgınının Türkiye'deki başarısız mücadelesinin en önemli siyasi noktası da budur.

Yılmaz kardeşim ve Saltık hocama şu anımsatmayı yaparak katkı sağlayayım.

Bilim Kurulu Üyesi Tevfik Özlü'nün, "Yani kararı biz vermiyoruz, bize danışılıyor, biz fikirlerimizi söylüyoruz, olumlu, olumsuz fikirlerimizi de söylüyoruz…" itirafını AKP sözcüsü Ömer Çelik şöyle değerlendirdi:

"Doğrusu da budur. Ama tabii ki son söz bu tip süreçlerde siyasi iradenindir. Siyasi irade birçok dinamiği değerlendirerek, birçok dinamiği bir araya getirerek buradaki kararları verir. Zaman zaman Türkiye'de bu tip tartışmalar oluyor, yani işte 'bilim kurulu bunu demiş' ama 'bu yapılmamış' gibisinden… Neticede bir siyasi karar çıkıyor."

Değerli okurlarım,

Prof. Ahmet Saltık'ın yazısını Sözcü yazarı Yılmaz Özdil'den elbette okudunuz.

Ben de "siyasi eksikleri" karınca kararınca tamamladım.

Demem o ki;

Sağlık bilim kurulunun önerilerini dinlemeyen, uzmanların uyarılarına kulak tıkayan, Ömer Çelik'in dediği gibi "siyasi kararlar" ile salgının artmasının sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan hükümetidir.

Ve ne acı ki sorumluluğu, "maske takmayan, düğün dernek yapan" millete yıkmaya çalışmaktadırlar.

Tek adam rejiminde, Türk Milletinin sağlığının sorumluluğu da sevabı da günahı da elbette Erdoğan'ın sırtındadır.

 

  • Yorumlar 4
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58